Forumbeles.com | Eğitim, Eğlence, Kültür, Sanat, Aşk, Sevgi, Wallpaper, Dini Konular, Komik Videolar, Resimler, Oyun Download, Program Download, İşletim Sistemi, Güvenlik, Cep Telefonları, Videolar, Ödev, Tez, Biyografiler, Aşk & Sevgi & Dostluk > Genel Kültür > Eğitim - Öğretim - Ödev Arşivi > Coğrafya > Nüfus Ve Dağiliş
Sayfa: [1]   Aşşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nüfus Ve Dağiliş  (Okunma Sayısı 40 defa)
07 Haziran 2008, 17:29:58
 
*


 Üye Grubu : Bizden biri
 Nerden :
 Mesajlar : 481
 Konular : 315
 Üye İd : 15
 Rep Gücü : +527/-0

Offline Offline

 
« : 07 Haziran 2008, 17:29:58 »




Nüfus
Dünya’da Nüfus
Sinirlari belli bir alanda yasayan insan sayisina nüfus denir. Nüfusun sayisi, egitim durumu, yas ve cinsiyet gruplarina dagilimi gibi özellikleri hakkinda bilgi edinebilmek için, nüfus sayimlari yapilir. Nüfus sayimi bir ülkede yasayan insanlarin belli bir günde sayilmasi islemidir.
Günümüzde Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 Milyona ulasmistir. Dünya nüfusundaki bu hizli artisin nedenleri;
• Tip Bilimindeki gelismeler : Tip bilimindeki gelismelere bagli olarak dogum oranlarinin artmasi ve ölüm oranlarinin azalmasi nüfus artisina yol açmistir.
• Tarimdaki Gelisme ve Endüstrilesme : Tarim ve endüstri alanindaki gelismelere yasam kosullarinin iyilesmesini saglamistir. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmistir.
• Teknolojik Gelismeler : Teknolojik gelismeler, yasam kosullarini iyilestirerek, nüfus artisina dolayli olarak etki eder.
Nüfusun Kitalara Dagilimi
Birlesmis Milletler’in 1994 yili verilerine göre Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 milyondur.
Dogal Nüfus Artis Hizi (Dogurganlik Hizi)
Bir yil içinde, dogum ve ölüm sayisina bagli nüfus artisina dogal nüfus artis hizi ya da dogurganlik hizi denir. Dogurganlik hizi, egitime, kültüre ve ekonomik gelisime bagli olarak degisir. Ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, egitim ve kültür düzeyinin geri oldugu ülke ve bölgelerde dogurganlik hizi fazladir. Ayrica kirsal kesimde dogurganlik hizi kentlere göre daha yüksektir. Nüfusun yil içinde göstermis oldugu artis hizina ise yillik nüfus artis hizi denir. Bir bölgedeki yillik nüfus artis hizi dogum ve ölüm oranlari disinda göçlerle de degisebilir. Dogurganlik hizi ve yillik nüfus artis hizi yüzde (%) yada binde (%o) ile ifade edilir.
Dünya Yillik Nüfus Artis Hizi
Asagida, Birlesmis Milletler’in verilerine göre (1990-1995) kitalarin dogum orani, ölüm orani, dogal nüfus artis hizi ve yillik nüfus artis hizi verilmistir.
Kitalara Göre Dogum Oranlari
Dogum oraninin en yüksek oldugu kita %o 42 ile Afrika’dir. Avrupa ise %o 12 ile dogum oraninin en düsük oldugu kitadir. Dogum oranlari ile kita veya bölgenin gelismisligi arasinda yakin bir iliski vardir. Ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, egitim ve kültür düzeyinin düsük oldugu yerlerde dogum oranlarinda artis görülür.
Kitalara Göre Ölüm Oranlari
Yasam kosularina bagli olarak insanlarin ortalama yasam süresi kisalmaktadir. Bu nedenle ölüm oraninin en yüksek oldugu kita, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmis Afrika’dir. Genç nüfusun fazla oldugu ve sürekli göç veren Güney Amerika ise, %o 7 ile ölüm oraninin en az oldugu kitadir.
Dünya Dogal Nüfus Artis Hizi
1990-1995 yillari arasinda, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmis olmasi nedeniyle dogal nüfus artisinin en fazla oldugu kita Afrika’dir. Avrupa’da ise dogal nüfus artisinin en az olmasinin nedeni,dogurganlik hizlarini kontrol altina almis gelismis ülkelerin varligidir.
Dünya Yillik Nüfus Artis Hizi
1990-1995 yillari arasinda yillik nüfus artisinin en fazla oldugu kita, %o 28 ile Afrika kitasidir. Avrupa ise göç almasina karsin %o ile yillik nüfus artis hizinin en az oldugu kitadir.
Hizli Nüfus Artisinin Getirdigi Sorunlar
Tüketici durumda olan çocuk yastaki nüfusu ve tüketimi artirir.
Kisi basina düsen ulusal gelir payi azalir.
Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafindan tüketilmesine bagli olarak ekonomik kalkinma hizi yavaslar.
Artan nüfusu beslemek için topragin asiri kullanilmasi toprak erozyonunu hizlandirir. Çesitli çevre sorunlari ortaya çikar.
Ekonomik bagimlilik orani yükselir.
Yetersiz beslenme sorunu ortaya çikar.
Kirsal kesimden kentlere dogru olan göçler yogunluk kazanir.
Kirsal alanlarda ve kentlerde issizlik ve geçim sikintisi baslar.
Çarpik kentlesme görülür.
UYARI : Bir ülkedeki nüfus artis hizinin fazla olmasinin sorun haline gelmesindeki temel etken, o ülkenin ekonomik kaynaklarinin ülkede yasayan nüfusun beslenme, barinma, egitim, saglik ve is gibi temel gereksinimlerini karsilayamamasidir. Bu duruma asiri nüfuslanma denir.
Göçler
Nüfusun geçici veya sürekli olarak yer degistirmesidir. Göçler, hizli nüfus artisinin dogal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasinda veya azalmasinda göçlerin büyük etkisi vardir.
Göçlerin olusum nedenleri 3 grupta toplanir.
• Dogal Yikimlar
Deprem, heyelan, kuraklik, taskin, sel, çig gibi dogal yikimlar göçlere neden olmaktadir.
Dogal yikimlardan zarar gören insanlar bulunduklari yerleri terk ederek kosullari daha iyi olan yerlere göç ederler. Örnegin ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kisi baska kentlere göç etmislerdir. Yine 1998’de Bartin’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yasanamaz hale getirmis ve göçe neden olmustur.
• Sosyal ve Siyasi Nedenler
Savaslar, isgaller, devrimler, terör olaylari veya dini olaylar göçlere neden olmaktadir. Örnegin Sirplarin isgali nedeniyle Bosnalilarin bulunduklari bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.
• Ekonomik Nedenler
Ekonomik gelismenin yavas oldugu bölgelerde is olanaklarinin az olmasi, göçlere neden olmaktadir. Issizlik nedeniyle yapilan göçlere isgücü göçü denir. Isgücü göçleri mevsimlik, kisa süreli veya uzun süreli olabilir. Örnegin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk isçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik isgücü göçüdür.
Göç Tipleri
Göçler bir ülkenin sinirlari içinde olabilecegi gibi ülkeler arasinda da olabilir. Göçler, olustuklari yere göre iki gruba ayrilir :
• Iç Göçler
Herhangi bir ülkenin sinirlari içinde olusan göçlerdir. Bu yer degistirme hareketi sirasinda ülke nüfusunda herhangi bir degisme söz konusu degildir. Genellikle iç göçlere bagli olarak kent nüfuslari artarken, kirsal nüfus azalmaktadir. Iç göçler;
Kirsal alandan kirsal alana
Kirsal alandan kentlere
Kentlerden kentlere
Kentlerden kirsal alana
dogru olmaktadir. Iç göçlerin en fazla görüleni kirsal alandan kentlere dogru olanidir. Verimli tarim alanlari, endüstrinin gelistigi bölgeler, ticaret merkezleri, maden yataklari bakimindan zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.
• Dis Göçler
Bir ülkeden baska ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalir. Dis göçler, olusum nedenlerine göre 5 gruba ayrilir:
§ Zorunlu Göçler (Siginma Göçleri) : Savas, baski veya zulümden açarak baska ülkelere yapilan siginma göçleridir. Örnegin 1991 yilindaki Körfez Savasi sirasinda Kuzey Irak halkinin bir bölümünün ülkemize göçü bu türdendir.
§ Yer Degistirme (Mübadele) Göçleri : Bir antlasmanin esaslarina dayanilarak yapilan, ülke nüfuslarinin karsilikli olarak yer degismesi ile olusan göçlerdir. Örnegin Kurtulus Savasi sonrasi Yunanistan ile yapilan anlasmalarla ülkemizde yasayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasinda yer degistirme göçleri yasanmistir.
§ Gönüllü Göçler : Insanlarin çesitli nedenlerle, kendi istekleri dogrultusunda, sürekli yasamak için baska ülke veya kitalara gitmesiyle olusan göçlerdir. Örnegin Avrupalilarin yeni dünya kitalarina göçü bu türdendir.
§ Isgücü Göçleri : Insanlarin, issizligin fazla oldugu geri kalmis ülkelerden, is olanaklari fazla olan endüstrilesmis ülkelere gitmesiyle olusan göçlerdir. Bu göçle isçi gönderen ülkeler döviz saglar, ülkede issizlik azalir, ülkeler arasindaki ekonomik, siyasi ve kültürel iliskiler gelisir. Örnegin 1960 yilindan itibaren, Türkiye’den çesitli Avrupa ülkelerine isçi göçü olmustur.
§ Beyin Göçleri : Iyi egitilmis elemanlarin daha iyi çalisma olanaklari saglayan ülkelere gitmesiyle olusan göçlerdir. Örnegin II. Dünya Savasi sirasinda Alman bilim adamlarinin ABD’ye göçü bu türdendir.
Nüfusun Dagilisi
Dünya’nin her yerinde nüfus dagilimi ayni degildir. Bu dagilimda;
• Iklim,
• Bitki örtüsü,
• Yer sekilleri,
• Tarimsal etkinlikler,
• Endüstri,
• Madenler,
• Ulasim,
• Ticaret
gibi dogal ve beseri kosullarin etkisi vardir.
UYARI : Nüfusun dagilisinda yer sekilleri, iklim, dogal bitki örtüsü, su kaynaklari gibi dogal kosullarin belirleyici oldugu ülkeler ve bölgeler, ekonomik bakimdan geri kalmis yerlerdir. Gelismis bölge ve ülkelerde nüfusun dagilisi daha çok ekonomik kosullara baglidir.
Sik Nüfuslanmis Yerler
Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama kosullari tasiyan iliman iklim kusaginda toplanmistir. Dünya’da sik nüfuslanmis alanlar :
Muson Asyasi : Asya kitasinin güney ve güneydogusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yagisli iklim nedeniyle pirinç ve çay tarimi önem tasir. Dünya’nin en kalabalik ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadir.
Akarsu Havzalari : Tarim kosullarinin elverisli oldugu Ganj, Indus, Firat, Nil gibi akarsu havzalari sik nüfuslanmistir.
Avrupa : Madencilik, endüstri ve ticaretin çok gelistigi Avrupa’nin bütünü sik nüfuslanmistir.
Japonya ve Kuzey Amerika’nin dogu kiyilari : Sanayilesmenin ve kismen madenciligin etkisiyle sik nüfuslanmistir.
Seyrek Nüfuslanmis Yerler
Iklim kosullarinin olumsuzluguna bagli olarak nüfusun çok az oldugu, tenha yerlerdir.
Soguk Bölgeler : Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Grönland, Alaska, Kanada’nin Kuzeyi, Iskandinav Yarimadasi ve Sibirya’nin kuzey bölgeleri düsük sicaklik nedeniyle seyrek nüfuslanmistir.
Yüksek Daglar : Iklim kosullarinin her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarimi sinirlamasina bagli olarak seyrek nüfuslanmistir.
Sicak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler : Tropikal kusakta, Amazon, Kongo havzalari gibi alçak yerler, yüksek sicaklik, asiri nemlilik, sik ormanlar ve genis alan kaplayan batakliklar nedeniyle az nüfuslanmistir. Bu bölgede nüfus, iklim kosullarinin elverisli oldugu yüksek kesimlerde toplanmistir.
Nüfuslanmamis Yerler
Iklim ve zemin kosullari nedeniyle insanlarin yerlesmesine elverisli olmayan, nüfuslanmamis yerlerdir.
Kutup Bölgeleri : Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antartika Kitasi 14 milyon km2 genisliktedir. Kalin buzullarla kapli bir kita oldugu için nüfuslanmamistir.
Batakliklar : Bataklik, yagis miktarinin fazlaligi nedeniyle, topragin çok islak oldugu, yer yer sularin yüzeyde biriktigi yerlerdir. Yerlesmeyi ve ekonomik faaliyeti sinirlandirdiklari için nüfuslanmamistir.
Çöller : Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nin iç kesimlerindeki Iran, Kizilkum, Karakum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanlarin yasamasina ve yerlesmesine uygun degildir. Bu nedenle nüfuslanmamistir. Ancak vaha adi verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.
Nüfus Yogunlugu
Belli bir alanda yasayan nüfusun, o alana oranidir. Ülkenin genisligi ve toplam nüfus hakkinda bilgi verir. Kisi/km2 olarak gösterilir.
Nüfus yogunlugu 3 farkli biçimde ifade edilir.
• Aritmetik Nüfus Yogunlugu
Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Aritmetik Nüfus Yogunlugu = Yüzölçümü
formülü ile hesaplanir.
Aritmetik nüfus yogunlugu, ülkenin gelismislik durumunu, nüfuslanma özelligini ifade etmez. Sadece ülkenin yüzölçümü hakkinda bilgi verir.
• Tarimsal Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin tarimla geçine kirsal nüfusunun, toplan tarim arazisine bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunluguna denir.
Kirsal Nüfus
Tarimsal Nüfus Yogunlugu = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Tarimsal nüfus yogunlugu tarim alanlarinin genisligi hakkinda bilgi verir. Daglik bölgelerde tarim alanlari dar oldugu için ve yagislarin fazla oldugu yerlerde sulamaya gerek duyulmadan tarim yapilabildigi için, kirsal nüfus fazladir. Buna bagli olarak tarimsal nüfus yogunlugu yüksektir.
UYARI : Daglik ve engebeli yerlerde tarim arazisi az olacagi için tarimsal nüfus yogunlugu da az olabilir.
• Fizyolojik Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin toplam nüfusunun, tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesi sonucu elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Fizyolojik Yogunluk= Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Fizyolojik nüfus yogunlugu, nüfusun tamamini tarimla geçiniyor kabul ettigi için yaniltici sonuçlar verebilir.
Nüfusun Yapisi
Bir ülkede nüfusun sayisi ve yogunlugundan daha önemli olan nüfusun yapisidir. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkinda bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapisindan yararlanilir. Nüfusun yapisini belirleyen özellikler :
• Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
• Etkin (çalisan) Nüfusun Sektörlere Dagilimi
• Nüfusun Gelir Durumu
• Nüfusun Egitim Durumu
• Nüfusun Kir ve Kentlere Dagilimi
Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
Nüfusun yas gruplarina dagilimina nüfusun yas yapisi denir. Bunun için ülkenin toplam nüfusu yas dilimleri temel alinarak gruplandirilir. Bu gruplandirma genellikle 0-14, 15-64, 65-65 üstü biçiminde yapilir.
Nüfusun kadin ve erkek nüfus olarak dagilimina nüfusun cinsiyet yapisi denir. Hemen her ülkede erkek ve kadin sayisi birbirine yakindir. Savas dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.
Nüfus Piramitleri
Nüfusun yas yapisi nüfus piramidi adi verilen grafiklerle gösterilir. Nüfus piramitleri ülkenin gelismisligine göre farkli özellikler gösterir.
Piramit 1 : Bu piramit dogum ve ölüm oranlarinin yüksek oldugu, geri kalmis ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Bu tür nüfus yapilarina gelisen nüfus denir.
Piramit 2 : Bu piramit dogum oranlarinin fazla çocuk ölümlerinin az oldugu, gelismekte olan ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir.
Piramit 3 : Bu piramit dogum ve ölüm oranlarinin düsük oldugu, endüstrisi gelismis ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Piramidin tabaninin dar olmasi, dogum oraninin düsük, 60 yasin üzerindeki nüfusun fazla, ortalama insan ömrünün uzun oldugunun göstergesidir. Bu tür nüfus yapilarina duragan nüfus denir.
Piramit 4 : Bu piramit dogum oranlari son yillarda artmaya baslayan ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Genellikle Italya, Almanya, Ingiltere, Danimarka, ABD, Kanada gibi ülkelerin nüfus dinamigini gösterirler.
Piramit 5 : Nüfusu artmakta olan ülkelerin dogum oranlarini hizla azaltmasi sonucu olusan piramitlerdir. Piramidin tabanindaki daralma, dogurganligin çesitli önlemlerle yavasladigini göstermektedir.
Etkin (Çalisan) Nüfusun Sektörlere Dagilimi
Çalisan nüfusa etkin nüfus denir. 15-64 yas arasindaki nüfus, çalisma çagindaki nüfusu (etkin nüfusu) olusturur. Gelismis ülkelerde çalisma yasi daha yüksektir ve çalisma çagindaki nüfusun tümü etkindir. Gelismemis ve gelismekte olan ülkelerde ise nüfusun büyük bölümü tüketici durumdadir.
Çalisan nüfus 3 ana sektöre dagilir. Bir ülkede hizmet ve endüstri sektörlerinde çalisan nüfusun fazla olmasi, ülkenin gelismisliginin göstergesidir. Az gelismis veya gelismekte olan ülkelerde ise tarim sektöründe çalisan nüfus daha fazladir.
Nüfusun Gelir Durumu
Bir ülke nüfusunun gelir durumu, ülkenin gelisip gelismedigi hakkinda bilgi verir. Örnegin gelismis ülkelerde nüfus artis hizi düsük, ekonomik kalkinma hizi yüksektir. Buna bagli olarak kisi basina düsen ulusal gelir yüksektir.
Gelismemis ülkelerde ise nüfus artis hizinin yüksek olmasi ekonomik kalkinmayi yavaslatir. Buna bagli olarak kisi basina düsen ulusal gelir azalir.
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
Reklamcı
Anahtar Kelime
*****

Admin Çırağı

Mesaj Sayısı: 19378


View Profile
Re: Nüfus Ve Dağiliş
« Oluşturulma zamanı: 20 Kasım 2008, 14:58:59 »

 
     
uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nüfus Ve Dağiliş oyunları, Nüfus Ve Dağiliş programı, Nüfus Ve Dağiliş oyunu indir, Nüfus Ve Dağiliş program yükle, Nüfus Ve Dağiliş download, Nüfus Ve Dağiliş hikayeleri, Nüfus Ve Dağiliş resimleri, Nüfus Ve Dağiliş haber, Nüfus Ve Dağiliş yükle, Nüfus Ve Dağiliş videosu, Nüfus Ve Dağiliş msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
07 Haziran 2008, 17:30:09
 
*


 Üye Grubu : Bizden biri
 Nerden :
 Mesajlar : 481
 Konular : 315
 Üye İd : 15
 Rep Gücü : +527/-0

Offline Offline

 
« Yanıtla #1 : 07 Haziran 2008, 17:30:09 »

Nüfusun Egitim Durumu
Bir ülkede her alanda yetismis insan gücüne gereksinim duyulur. Bu nedenle yetismis insan gücünün ülke kalkinmasina katkisi çok büyüktür. Gelismis ülkelerde okullasma orani ve yetismis insan sayisi fazladir. Bu durum ülkenin kalkinma hizini artirici etki yapar.
Okullasma Orani : Egitim almis nüfusun toplam nüfus içindeki payina okullasma orani denir. Okullasma orani yüksek olan ülkelerin gelisme hizi da yüksektir.
Nüfusun Kir ve Kentlere Dagilimi
Her ülkede kir ve kent nüfusu farklidir. Kentlesme hizi yüksek olan yerlerde is olanaklari daha genistir. Bu nedenle kentlerin nüfusu dogal nüfus artisindan çok, aldiklari göçlere bagli olarak artar. Genellikle kir nüfusu fazla olan ülkelerde gelisme yavas, kent nüfusu fazla olan ülkelerde ise gelisme hizlidir.
Ülkelere Göre Nüfus Yapisi
Gelismis ve geri kalmis ülkelerde nüfusun yapisi birbirine zit özellikler tasir.
Gelismis Ülkelerde Nüfus Yapisi
Ekonomik ve sosyal yönden gelismis ülkelerde :
• Nüfus artis hizi azdir.
• Dogum orani düsük oldugu için, 0-14 yas arasi nüfus azdir.
• Çocuk ölüm orani azdir.
• Saglikli ve bilinçli beslenme ile geliskin saglik hizmetlerine bagli olarak ortalama yasam süresi uzun, yasli nüfus sayisi fazladir.
• Üretici nüfus fazla, tüketici nüfus azdir.
• Okur yazar orani yüksektir.
• Nüfusun büyük bölümü kentlerde yasar
Az Gelismis Ülkelerde Nüfus Yapisi
Ekonomik ve sosyal yönden gelismemis ülkelerde :
• Nüfus artis hizi fazladir.
• Dogum orani yüksek oldugu için, 0 – 14 yas arasi nüfus fazladir.
• Çocuk ölüm orani fazladir.
• Sagliksiz ve bilinçsiz beslenme ile saglik hizmetlerinin yetersiz olmasina bagli olarak ortalama yasam süresi kisa, yasli nüfus sayisi azdir.
• Üretici nüfus az, tüketici nüfus fazladir.
• Okur yazar orani düsüktür.
• Nüfusun büyük bölümü kirsal kesimde yasar.
Yerlesme
Insanlarin barindigi ve geçimlerini saglamak amaciyla çalistigi yeri kapsayan alandir. Ancak yeryüzünün tamami yerlesmeye uygun degildir. Dogal ve ekonomik kökenli bazi etmenler yerlesmeleri sinirlamaktadir.
Yerlesmeyi Sinirlayan Etmenler
Denizler
Kutuplar
Çöller
Ormanlar
Yer sekilleri
Toprak özellikleri
Ekonomik özellikler
Ulasim olanaklari
UYARI : Sicak kusakta yerlesmenin üst siniri 3000 m, iliman kusakta 2000 m, soguk kusakta 0 m’dir. Örnegin Türkiye’de 2000 m’nin üstündeki yerlesmeler oldukça azdir.
Yerlesme Tipleri
Yerlesmeler ekonomik etkinligin türüne göre ikiye ayrilir.
Sürekli Yerlesmeler
Geçici Yerlesmeler
Sürekli Yerlesmeler
Tarim, ticaret, endüstri, madencilik, ulasim gibi bir yere yerlesmeyi zorunlu kilan ekonomik faaliyetlerin görüldügü yerlesmelerdir. Bu yerlesmeler ikiye ayrilir.
Kent Yerlesmeleri : Ekonomik faaliyetlerin endüstri, madencilik, ticaret, ulasim turizm vb. oldugu yerlesmelerdir. Kentler, öne çikan ekonomik faaliyetlere göre;
Endüstri kenti
Ticaret kenti
Maden kenti
Tarim kenti
Ulasim kenti
Turizm kenti
Egitim, kültür kenti gibi siniflara ayrilir. Bu faaliyetlerin bir arada bulundugu kentlerde gelisme daha hizlidir.
Kir Yerlesmeleri
Bir yerlesim merkezinin kir yerlesmesi sayilabilmesindeki en belirleyici özellik ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali olmasidir. Kirsal yerlesmeler, yerlesim alaninin özelligine göre ikiye ayrilir.
Toplu Kir Yerlesmeleri : Evlerin bir arada bulundugu yerlesmelerdir. Bu yerlesmelerin olusmasinda iklimin kurak ve yari kurak olmasi, su kaynaklarinin her yerde bulunmamasi belirleyici olmustur. Bu nedenle toplu kir yerlesmeleri su kaynaklari çevresinde kümelenir.
Daginik Kir Yerlesmeleri : Evler arasindaki uzakligin fazla oldugu ve genis bir alan yayilmis olan yerlesmelerdir. Bu yerlesmelerin olusmasinda arazinin engebeli, tarim topraklarinin küçük, parçali ve daginik olmasi belirleyici olmustur. Yagislarin ve su kaynaklarinin bol olmasi, tarimda sulamaya ihtiyaç duyulmamasi daginik yerlesmeyi kolaylastirmistir.
Geçici Yerlesmeler
Ekonomik faaliyetin göçebe hayvancilik, tarim, turizm veya tükenebilen madenin isletilmesi oldugu yerlerde, faaliyet süresince yapilan yerlesmedir.
Konut Tipleri
Yerlesmelerin en küçük birimi konutlardir. Kirsal kesimde ve geri almis yerlerde konutlarda kullanilan yapi malzemesi dogal çevre ile uyumludur. Gelismis bölgelerde ise konut tiplerinde teknolojinin etkisi belirgindir.
Dogal Barinaklar : Magaralar ve agaç kovuklaridir. Ilk insanlarin kullandiklari barinaklardir.
Çadirlar : Göçebe hayvancilikla geçinenlerin, konar-göçer yasantilarini sürdürdükleri barinaklardir.
Kulübeler : Saz ve kamislardan yapilan basit evlerdir. Afrika ülkelerinde görülür.
Kerpiç evler : Iklimin kurak ve yari kurak oldugu bölgelerde, bitki örtüsünün ciliz olmasi nedeniyle, killi topragin yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir. Türkiye’de Iç ve Dogu Anadolu ile Orta Asya, Iran, Orta Dogu ve Kuzey Afrika’da yaygindir.
Tas evler : Arazinin daginik oldugu yerlerde tasin, yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir.
Ahsap evler : Iklimin nemli oldugu yagisli bölgelerde agaçtan yapilan evlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde, Kuzey Orta Avrupa’da, Sibirya’da, Muson ülkelerinde, Ekvatoral bölgelerde ve Kanada’da yaygindir.
Betonarme evler : Endüstrilesmeye bagli olarak demir, tugla ve betonun yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir. Endüstrilesmis ülkelerde yaygin olarak görülür .
Türkiye’de Nüfus ve Yerlesme
Türkiye’de Nüfus
Ülkemizdeki nüfusun sayisi ve nüfusla ilgili veriler yapilan nüfus sayimlari ile elde edilir. Bu sayimlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yas gruplarina ve cinsiyete göre dagilimi, okur yazar orani, egitilmis nüfus durumu, issiz sayisi, çalisan nüfusun is kollarina göre dagilimi, köy ve kent nüfus sayilari belirlenir.
Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayimi 1927’de, ikinci nüfus sayimi ise 1935’te yapilmistir. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yillarda nüfus sayimi yinelenmistir. En son nüfus sayimi 1990’da yapilmis ve daha sonraki sayimlarin 10 yilda bir yapilmasi kararlastirilmistir.
Yillara Göre Nüfus Sayimlari ve Sonuçlari
1927-1990 yillari arasinda Türkiye nüfusu 43 milyon kisi artmistir.
En düsük nüfus artis hizi (% 10,5). 1940-1945 arasi dönemde görülür. Bu durumun nedeni II. Dünya savasi kosullaridir.
Nüfus artis hizinin en fazla oldugu dönem 1955-1960 arasidir. Nedeni saglik hizmetlerinin yayginlasmasi ve yanlis nüfus politikalaridir.
1960-1965 arasi dönemde bir önceki döneme göre nüfus artisinda azalma görülür. Nedeni yurt disina yapilan isçi göçleridir.
1985’ten itibaren nüfus artis hizinda sürekli olarak azalma görülür.
Türkiye’de Dogal Nüfus Artis Hizi (Dogurganlik Hizi)
Bir yil içinde, dogum ve ölüm sayisina bagli nüfus artisina dogal nüfus artisi hizi ya da dogurganlik hizi denir. Dogurganlik hizi, egitime, kültüre ve ekonomik gelisime bagli olarak degisir.
Türkiye genelinde kirsal kesimde dogurganlik hizi fazladir.
Dogurganligin en az oldugu bölgeler Marmara ve Kiyi Ege, en fazla oldugu bölgeler, Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu’dur.
Dogurganlik Hizinin Sonuçlari
Dogurganligin fazla oldugu bölgelerden ve kirsal kesimlerden is olanaklarinin fazla oldugu gelismis bölge ve kentlere göçler olur. Göçler nedeniyle nüfusun bölgeler arasi dagilim dengesi ve cinsiyet dengesi bozulur.
Dogurganlik arttikça iç tüketim artar, hammadde kaynaklari hizla tükenir, is, egitim, saglik, beslenme, barinma gibi temel ihtiyaçlar karsilanamaz.
Türkiye’de Göçlerin Nedenleri
Türkiye’de 1850’den itibaren kirsal kesimden kentlere dogru hizli bir iç göç baslamistir. Türkiye’deki göçlerin nedenleri sunlardir.
Kirsal kesimdeki hizli nüfus artisi
Tarim arazisinin miras yoluyla parçalanip küçülmesi
Tarimda makinelesmenin baslamasiyla olusan issizlik.
Verimli tarim alanlarinin azalmasi.
Kan davalari ve güvenlik sorunu.
Kentlerin is, egitim ve saglik bakimindan çekiciligi.
Iç göçlerin hizla artmasi, bir çok sorunu da beraberinde getirmistir.
UYARI : iç göçler sonucu nüfus, ülke sinirlari içerisinde yer degistirdigi için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dagilim dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye degisir.
Türkiye’de Göçlerin Sonuçlari
Kent nüfusu hizla artar
Alt yapi yetersizligi ve plansiz kentlesme sorunlari ortaya çikar.
Kentlerde, ulasim, konut, egitim gibi alanlarda sorunlar olusur.
Kentlerde issizlik artar
Kentlerde güvenlik bozulur
Kirsal alandaki yatirimlar verimsiz hale gelir.
Türkiye’de Nüfus Dagilisi
Türkiye’de nüfusun dagiliminda, iklim, yer sekilleri, ulasim, tarim olanaklari, endüstri, madenler gibi dogal ve ekonomik kosullarin etkisi vardir. Bu kosullarin elverisli oldugu yerler sik nüfuslanmistir. Arazinin daglik ve engebeli oldugu, tarim alanlarinin az bulundugu, önemli yollarin uzaginda kalan, endüstri ve ticaretin gelismedigi yerler ise seyrek nüfuslanmistir.
Türkiye’de Nüfus Yogunlugu
Belli bir alanda yasayan nüfusun o alanin yüzölçümüne oranidir. Kisi/km2 olarak gösterilir. Nüfus yogunlugu 3 farkli biçimde ifade edilir.
Aritmetik Nüfus Yogunlugu
Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Aritmetik Nüfus Yogunlugu = Yüzölçümü
formülü ile hesaplanir.
Ülkemizde 1990 yili sayimina göre km2’ye 73 kisi düser. Alanin genisligine ve nüfusun fazlaligina göre degisen aritmetik nüfus yogunlugu illere ve bölgelere göre farklilik gösterir.
Illere Göre Nüfus Yogunlugu
Aritmetik nüfus yogunlugu en fazla olan ilimiz Istanbul, en az olan ilimiz Gümüshane’dir. Illerin nüfus yogunluklari turizme ve tarimsal faaliyete bagli olarak mevsime göre degisir. Örnegin yaz mevsiminde Antalya’nin nüfusu turizm nedeniyle artarken, Adana’nin nüfusu Çukurova’ya çalismak için gelen isçiler nedeniyle artmaktadir.
Bölgelere Göre Nüfus Yogunlugu
Aritmetik nüfus yogunlugu en fazla olan bölgemiz is olanaklarinin fazla oldugu Marmara, en az olan bölgemiz ise dogal ve ekonomik kosullarin olumsuzlugu nedeniyle Dogu Anadolu’dur. Ayrica bölgenin yüzölçümünün genis olmasi da nüfus yogunlugunun az olmasinda etkilidir.
UYARI : Aritmetik nüfus yogunlugu hesaplanirken Türkiye’nin gerçek alani (814.578 km2) degil göl yüzölçümlerinin katilmadigi izdüsüm alani (774.814 km2) dikkate alinmistir. Türkiye’nin göl yüzölçümlerinin dikkate alindigi izdüsüm alani ise 779.452 km2’dir.
Tarimsal Nüfus Yogunlugu
Tarimsal nüfus yogunlugu, tarimla geçinen nüfusun tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Kirsal Nüfus
Tarimsal Nüfus Yogunlugu = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Tarim alanlarinin az, sulama olanaklari ve yagislarin fazla oldugu yerlerde tarimsal nüfus yogunlugu fazladir. Örnegin Dogu Karadeniz kiyilari ile Dogu Anadolu’da tarimsal yogunluk 500 kisiyi bulurken, tarim arazisinin genis oldugu Iç ve Güneydogu Anadolu ile endüstrilesme ve kentlesme oraninin yüksek oldugu Marmara’da çok azdir.
Fizyolojik Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin toplam nüfusunun tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Fizyolojik Yogunluk = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Ülkemizde 1990 yili sayimina göre km2’ye 197 kisi düser. Ancak bu yogunluk nüfusun tamamini tarimli geçiniyor kabul ettigi için sonuçlari güvenilir degildir.
Türkiye’de Nüfusun Yapisi
Nüfusun sayisi ve yogunlugundan daha önemli olan nüfusun yapisidir. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yas gruplarina dagilimi, cinsiyet özellikleri ve egitim durumu ile etkin (çalisan) nüfusun sektörlere dagilimi incelenecektir.
Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
Nüfusun yapisini belirleyen en önemli özellik yas gruplari ve cinsiyet dagilimidir.
Yas Gruplarin Göre Dagilim
Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yasin altindadir. Yani ülkemiz genç nüfusludur.
Nüfus artis hizi yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçlarin karsilanmasi konusunda sorunlar yaratir.
Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdir. Bu nedenle ekonomik bagimlilik orani yüksektir.
Okul çagindaki nüfus fazladir.
Ortalama insan ömrü kisadir.
Cinsiyete Göre Dagilim
Ülkemizde kadin erkek sayilari arasinda genel bir denge vardir. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle degisir. Göç veren bölgelerde kadin sayisi, göç alan bölgelerde erkek sayisi daha fazladir. Çok göç veren iller arasinda bulunan ve bu nedenle devamli olarak kadin nüfus fazlaligi olan Rize, Trabzon, Gümüshane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.
UYARI : Türkiye, nüfusun yas gruplarina göre dagilimi ve nüfus artis hizi bakimindan geri kalmis ülkelere benzer özellikler tasir.
Nüfusun Egitim Durumu
Bir ülkenin gelismislik düzeyini saptarken egitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlik orani gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde degildir. Buna bagli olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelismis ülkelerdeki düzeyin çok altindadir. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek ögrenim düzeyinde egitim alanlar olusturmaktadir. Hiç egitim almamis olanlar %19,6, okula gitmemis okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kirsal kesimde is gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocuklarin okula gönderilememesi, kiz çocuklarinin egitimine önem verilmemesi ve okullasma oraninin yetersizligi egitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.
Etkin Nüfusun Sektörlere Dagilimi
1990 yili verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kisidir. Bu nüfusun sektörlere dagilimi ise söyledir. Tarim sektöründe çalisan 12 milyon 118 bin kisi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalisan 2 milyon 910 bin kisi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalisan 7 milyon 919 bin kisi etkin nüfusun %35,8’ini olusturmaktadir.
Türkiye’de Yerlesmeler
Türkiye’de yerlesmeler ekonomik etkinlige bagli olarak ikiye ayrilir.
Sürekli Yerlesmeler
Geçici Yerlesmeler
Sürekli Yerlesmeler
Türkiye’de sürekli yerlesmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapilarina göre gruplandirilir.
Kent Yerlesmeleri
Kir Yerlesmeleri
Kent Yerlesmeleri
Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafindan yönetilen, is bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. oldugu yerlesim merkezleridir. Kentler, is olanaklarinin daha fazla olmasi nedeniyle, kirsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bagli olarak Türkiye’de hizli bir kentlesme süreci devam etmektedir. 1990 nüfus sayimina göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1) kentlerde yasamaktadir.
Kir Yerlesmeleri
Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafindan yönetilen, üretici nüfusun fazla oldugu, is bölümünün belirgin olmadigi, ekonomik faaliyetin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, konutlarda yapi malzemesinin dogadan temin edildigi yerlesmelerdir. Yerlesmeler arazinin yapisi ve su kaynaklarinin özelligine göre ikiye ayrilir.
Toplu Kir Yerlesmeleri
Daginik Kir Yerlesmeleri
Toplu Kir Yerlesmeleri
Evlerin birbirine çok yakin oldugu kir yerlesmeleridir. Bu tür yerlesmelerde iklim kosullari belirleyici olmustur. Yerlesim birimleri su kaynaklarinin çevresinde toplanmistir. Iç Anadolu, Güneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu bölgelerinde yaygin olarak görülür.
Daginik Kir Yerlesmeleri
Evler arasinda uzakligin fazla oldugu, genis bir alana yayilan kir yerlesmeleridir. Bu tür yerlesmelerde arazinin engebelik durumu tarim topraklarinin küçük, parçali ve daginik olmasi belirleyici olmustur. Yagislarin ve su kaynaklarinin bol olmasi daginik yerlesmeyi kolaylastirmistir. Karadeniz Bölgesi’nde daginik yerlesme yaygindir.
Geçici Yerlesmeler
Ülkemizde kir yerlesmelerinin, ekonomik açidan tamamlayicisi olarak gelismis, ekonomik faaliyetin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu yerlesmelerdir. Yayla, mezra, oba, kom, agil gibi adlar verilen geçici yerlesmeler Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu bölgelerinde yaygin olarak görülür. Ayrica mevsimlik olarak konaklamak amaciyla gidilen yazlik siteler, dag ve bag evleri de geçici yerlesmelerdir.
Yayla : Yaz aylarinda hayvan otlatmak veya tarimsal faaliyette bulunmak amaciyla gidilen geçici yerlesmelerdir. Yaylalar dinlenmek amaciyla gidilen yazlik sayfiye yerleri de olabilir.
Mezra : bazi ailelerin tarim alanlarinin az olmasi, kan davalari gibi nedenlerle bulunduklari sürekli yerlesmelerden ayrilip daha uzak bir yere yerlesmesiyle olusmus yerlesmelerdir. Tarimsal faaliyetler hayvanciliga göre ön plandadir. Bir kaç ev ve eklentilerden olusan mezralar zamanla sürekli yerlesme haline gelebilir. Örnegin Elazig, Harput’un bir mezrasi iken zamanla büyüyerek kent haline gelmistir.
Oba : Daha çok göçebe hayvancilik yapan topluluklarin geçici olarak yerlesip, çadir kurduklari yerlesmelerdir.
Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandiklari yerlesme biçimidir. Bölge köy yerlesmelerinde bir kisim aileler, birkaç aylik süre için köylerinden ayrilarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarindaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.
Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvanciliga dayali oldugu aileler veya kisiler tarafindan olusturulan geçici yerlesmelerdir.
Agil : Hayvanlarin barindigi, çevresi tas veya ahsap ile çevrili yerlere agil adi verilmektedir. Agillar zamanla nüfusun artmasina bagli olarak sürekli yerlesme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafindan kurulan agillar kis mevsiminde hayvanlarin korunmasi amaciyla kullanilir.
Türkiye’de Görülen Konut Tipleri
Dünya’nin her yerinde oldugu gibi Türkiye’de de konut tiplerini belirleyen temel etmen iklim kosullaridir. Ayrica jeolojik yapi, bitki örtüsü gibi doga dogal kosullar da konut tiplerini belirlemektedir. Ülkemizde ekonomik ve kültürel gelisme, dogal çevrenin konut tipleri üzerindeki etkisini azaltmaktadir.
Kerpiç Evler : Kerpiç evlerde yapi malzemesi olarak killi toprak kullanilmaktadir. Killi toprak samanla karistirilarak çamur haline getirilir, kaliplara dökülerek kurutulur. Kerpiç evler, yagislarin az, iklimin kurak oldugu Iç Anadolu ve Güneydogu Anadolu bölgelerinde yaygin olarak görülür.
Tas Evler : Arazinin daglik oldugu, agacin ve topragin yeterince bulunmadigi yerlerde yaygin olan konut tipidir. Yapi malzemesi olarak kullanilan taslar genellikle yakin çevreden karsilanir. Akdeniz’de Toros Daglari, Iç Anadolu’da Nevsehir, Ürgüp Yöresi, Güneydogu Anadolu’da Mardin Yöresi tas evlerin yaygin oldugu yerlerdir.
Ahsap Evler : Iklimin nemli ormanin bol oldugu yerlerde yapi malzemesi olarak agacin kullanildigi konut tipidir. Bazi yörelerde agaçla birlikte tas veya kerpiç de kullanilir. Tas evler ormanlarin genis yer kapladigi Karadeniz Bölgesi’nde yaygin olarak kullanilir.
Betonarme Evler : Yapi malzemesi olarak demir, beton ve tuglanin kullanildigi konut tipidir. Son yillarda kullanimi artan betonarme evler, sanayilesme nedeniyle Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaygin olarak görülür.
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
07 Haziran 2008, 17:30:23
 
*


 Üye Grubu : Bizden biri
 Nerden :
 Mesajlar : 481
 Konular : 315
 Üye İd : 15
 Rep Gücü : +527/-0

Offline Offline

 
« Yanıtla #2 : 07 Haziran 2008, 17:30:23 »

NÜFUS
Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder.
NÜFUS ARTIŞI
Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.
Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasında bir ilişki bulunmaktadır.
Buna göre;
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.
Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.
a. Nüfus artışının olumlu sonuçları
• Üretim artar.
• Vergi gelirleri artar.
• Mal ve hizmetlere talep artar.
• Yeni endüstri dalları doğar.
• İşçi ücretleri ucuzlar.
• İhracatta rekabet kolaylaşır.
b. Nüfus artışının olumsuz sonuçları
• İşsizlik artar.
• Kalkınma hızı düşer.
• Kişi başına düşen milli gelir azalır.
• Tasarruflar azalır.
• Tüketim artar.
• İç ve dış göçler artar.
• İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanması zorlaşır.
• İhracat azalır.
• Demoğrafik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar.
• Çevre kirlenmesi artar.
• Belediye hizmetleri zorlaşır.
TÜRKİYE’DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI
Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.
• 1927 - 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.
• 1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.
• Nüfus artış hızı en az 1940 - 1945 yılları arasında, en fazla 1955 - 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.
TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI
Türkiye’deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:
1. Fiziki Faktörler
a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.
b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli plâ-tosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.
c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.
2. Beşeri Faktörler
a. Sanayileşme: Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir.
b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.
c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir.
d. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır.
e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.
NÜFUS YOĞUNLUĞU
1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu
Bir ülke veya bölgedeki toplam nüfusun, o ülke veya bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen sayıya, aritmetik nüfus yoğunluğu denir.
Türkiye’nin yüzölçümü (izdüşüm alanı olarak) 779.452 km2, toplam nüfusu da 62.865.574 (1997) dir. Buna göre, Türkiye’nin aritmetik nüfus yoğunluğu, 1997 yılına göre yaklaşık olarak 81'dir. Ancak, bu yoğunluk çok kaba olarak nüfusun dağılışını gösterir ve sadece ülkelerin nüfus yoğunluklarını kıyaslamak için kullanılır. Oysa il ve ilçelerin nüfusları ve yüzölçümleri dikkate alınarak yapılan aritmetik yoğunluk, gerçeğe daha yakın rakamlar vermektedir.
2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu
Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir.
Türkiye’de tarımsal nüfus yoğunluğu bölge ve iller arasında farklılık gösterir. Bunda yerşekillerinin dağlık ve ovalık olmasıyla, tarımda çalışan nüfusun miktarı etkili olmaktadır.
Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.
3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu
Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir.
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
07 Haziran 2008, 17:30:34
 
*


 Üye Grubu : Bizden biri
 Nerden :
 Mesajlar : 481
 Konular : 315
 Üye İd : 15
 Rep Gücü : +527/-0

Offline Offline

 
« Yanıtla #3 : 07 Haziran 2008, 17:30:34 »

Türkiye'de Dış Göçler

Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
Dış göçlerin başlıca nedenleri:
• Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi
• Tabii afetler
• Savaşlar
• Etnik nedenler
• Sınırların değişmesi
• Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi
Dış göçlerin sonuçları
• Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.
• Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.
• Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.
Dış göçler ve Türkiye
Ülkemize 1923 - 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5'ini oluşturur.
1950'den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır. Yurt dışındaki nüfusumuz 4 milyonu geçmiştir.
1992 yılı yurt dışındaki Türk nüfusunun dağılışı
Türkiye'den yurt dışına göç sonucunda;
• Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
• Ülke turizminin gelişmesini sağlamıştır.
• Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak oluşturmuştur.
• Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.
2000 Yılı Nüfus Sayımı Sonuçları
Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından 1950 yılına kadar olan dönemde,ölüm hızının azalması ve doğum hızının artması ile yıllık nüfus artış hızı yükselmiştir. 1923 ve 1955 yılları arasında Türkiye’nin nüfusu, yaklaşık iki kat artarak 13 milyondan 24 milyona ulaşmıştır. Nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönembinde 28.5 ile 1955-60 dönemidir. 1950’li yıllardan sonra doğurganlık azalmaya başlamıştır. Ancak, doğurganlıktaki azalma hızı, ölüm hızlarında meydana gelen azalmadan daha az olduğu için nüfus büyümeye devam etmiştir. 1955 ile 1985 yılları arasında, nüfus yeniden ikiye katlanarak 24 milyondan 51 milyona ulaşmıştır. 1985 yılından sonranüfus artış hızı düşme eğilimine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızımız; 1980-1985 döneminde binde 24.9, 1985-1990 döneminde binde 21.7 iken 1990-2000 döneminde bu hız binde 18.3’e düşmüştür. Nüfusumuz yaklaşık son 75 yılda beş kat artmıştır.
22 Ekim 2000 tarihinde 14. Genel Nüfus Sayımı uygulanmıştır. Nüfus sayımı, yerleşim yeri bazında nüfus büyüklüğünün ve nüfusun sosyal, demografik ve ekonomik niteliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Ulusal ve yerel plan ve programların hazırlanmasında temel veri seti nüfusun büyüklüğü ve nitelikleridir. Bu bilgiler, ulusal bilgi sistemimizde sadece nüfus sayımlarından elde edildiğinden, sayımlarda derlenen veri kalitesi, plan ve programların başarısını doğrudan etkilemektedir.
2000 Genel Nüfus Sayımında sayımın hazırlık çalışmalarına büyük önem verilmiş ve sayımdan sonra, önceki sayımlara göre çok daha geniş kapsamlı kalite kontrol çalışması yürütülmüştür. Ayrıca, verinin değerlendirilmesinde optik veri giriş sistemi kullanılarak geçmiş sayımlara göre daha kısa zamanda hata indeksi daha düşük veri üretilmiştir.
2000 Genel Nüfus Sayımının değerlendirme çalışmaları seçim kararının alınması ile hızlandırılmış ve olağanüstü tedbirlerle değerlendirme süresi planlanandan yaklaşık iki ay öne çekilmiştir.
2000 Genel Nüfus Sayımının değerlendirilmesi 22 ayda tamamlanmış olup il, ilçe ve köy bazında nüfuslar kesinleşmiştir.
2000 Genel Nüfus Sayımından önceki sayımların değerlendirilme süresi yaklaşık 3.5-4 yıldır. 2000 Genel Nüfus Sayımı ise 2 yıldan daha kısa sürede değerlendirilmiştir.
2000 Genel Nüfus Sayımının sonuçları, sayımdan sonra gerçekleşen idari bölünüş değişikliklerini de içerecek şekilde güncelleştirilmiş ve 3 Kasım 2002 tarihinde yapılacak erken Genel Seçimlerindeki milletvekili dağılımına esas olmak üzere Yüksek Seçim Kuruluna gönderilmiştir.
NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ

• Türkiye'nin toplam nüfusu 67 803 927, şehirlerin (il ve ilçe merkezleri) nüfusu 44 006 274, köylerin nüfusu ise 23 797 653'tür.
• 1927 yılında yaklaşık 13 milyon 600 bin olan nüfusumuz 73 yılda beş kat artış göstermiştir.
• Nüfusumuz 1927-1935 döneminde yılda ortalama 314 bin kişi artarken
1990-2000 döneminde yılda ortalama 1 milyon 133 bin kişi artış göstermiştir.
NÜFUS ARTIŞ HIZI
• Yıllık nüfus artış hızı 1940-1945 döneminde binde 10.6 ile en düşük seviyede iken 1955-1960 döneminde binde 28.5 ile en yüksek seviyeye ulaşmıştır
• Nüfusumuzun yıllık artış hızı 1960-1985 döneminde önemli bir değişim göstermemiş ancak 1985 yılından sonra hızla azalma sürecine girmiştir.
• Yıllık nüfus artış hızı, 1980-1985 döneminde binde 24.9, 1985-1990 döneminde binde 21.7 iken 1990-2000 döneminde binde 18.3'e düşmüştür
• 1945 yılından sonra ilk kez 1990-2000 döneminde nüfus artış hızı binde 20'nin altına düşmüştür.
ŞEHİR (İL VE İLÇE MERKEZLERİ) NÜFUSU
• 1927-1950 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun oranı önemli bir değişim göstermemiş, 1950 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun oranı hızla artmıştır.
• Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir hızla artmaktadır. 1990-2000 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 26.8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4.2'dir.
• 1927-2000 dönemi dikkate alındığında, ülkemizde 1985 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun köylerde bulunan nüfustan daha fazla olduğu bir dönemin başladığı görülmektedir.
• Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfusun oranı son on yılda önemli artış göstererek 1990 yılında yüzde 59 iken 2000 yılında yüzde 64.9'a yükselmiştir.

BÖLGESEL DAĞILIM
• 1990-2000 döneminde yedi coğrafi bölgenin tamamının nüfusu artmaktadır. Bölgeler arasında en yüksek artış hızı Marmara Bölgesinde, en düşük artış hızı ise Karadeniz Bölgesinde gerçekleşmiştir. 1990-2000 döneminde Marmara Bölgesinin yıllık nüfus artış hızı binde 26.7, Karadeniz Bölgesinin yıllık nüfus artış hızı binde 3.6'dır.
• Ülke genelindeki nüfusun yüzde 26'sının bulunduğu Marmara Bölgesi en fazla nüfusa sahip iken, nüfusun yüzde 9'unun bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi en az nüfusa sahiptir.
• Bölgeler arasında şehir nüfus oranı en fazla olan bölge Marmara Bölgesi iken en az olan bölge Karadeniz Bölgesidir. Marmara Bölgesindeki nüfusun yüzde 79'u, Karadeniz Bölgesindeki nüfusun ise yüzde 49'u şehirlerde bulunmaktadır.
İLLERİN NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ
• 81 ilden toplam nüfusu en fazla olan ilk üç il sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir'dir. Bu illerden İstanbul ilinin toplam nüfusu 10 018 735, Ankara ilinin toplam nüfusu 4 007 860 ve İzmir ilinin toplam nüfusu 3 370 866'dır. Bu illerin il merkezlerinin nüfusu, İstanbul'un 8 803 468, Ankara'nın 3 203 362 ve İzmir'in 2 232 265'dir.
• İstanbul ilindeki nüfus, ülke toplamındaki nüfusun yüzde 15'ini kapsamaktadır. Bir başka ifadeyle, ülkemizdeki her yüz kişiden 15'i İstanbul ilinde bulunmaktadır.
• İstanbul, Ankara ve İzmir illerindeki nüfusun çoğunluğu il merkezinde bulunmaktadır. İstanbul ilindeki nüfusun yüzde 88'i il merkezinde bulunmakta iken bu oran Ankara ilinde yüzde 80, İzmir ilinde ise yüzde 66'dır.
• Nüfus büyüklüğü en az olan ilk üç il Tunceli, Bayburt ve Kilis illeridir. Tunceli ilinin toplam nüfusu 93 584, Bayburt ilinin toplam nüfusu 97 358 ve Kilis ilinin toplam nüfusu 114 724'tür. Bu illerin il merkezlerinin nüfusu sırasıyla Tunceli'nin 25 041, Bayburt'un 32 285 ve Kilis'in 70 670'dir. Tunceli, Bayburt ve Kilis illeri toplam nüfus açısından son on yıl içinde nüfusları azalan iller arasında yer almaktadır.

İLLERİN NÜFUS ARTIŞI
• Son on yılda 81 ilden 66'sının nüfusu artarken 15'inin nüfusu azalmıştır. Nüfusu azalan iller Artvin, Çorum, Edirne, Kars, Kastamonu, Kırşehir, Sinop, Sivas, Tunceli, Zonguldak, Bayburt, Bartın, Ardahan, Karabük ve Kilis'tir.
• 81 il içinde nüfus artış hızı en yüksek olan ilk üç il sırasıyla Antalya, Şanlıurfa ve İstanbul'dur. 1990-2000 döneminde Antalya'nın yıllık nüfus artış hızı binde 41.8, Şanlıurfa'nın yıllık nüfus artış hızı binde 36.6 ve İstanbul'un yıllık nüfus artış hızı ise binde 33.1 olarak gerçekleşmiştir.
• 81 il içinde nüfus artış hızı en düşük olan ilk üç il sırasıyla Tunceli, Ardahan ve Sinop'dur. 1990-2000 döneminde Tunceli'nin yıllık nüfus artış hızı binde -35.6, Ardahan'ın yıllık nüfus artış hızı binde -20.2 ve Sinop'un yıllık nüfus artış hızı binde -16.2 olarak gerçekleşmiştir.

İLLERİN ŞEHİR NÜFUS ORANI
• İllerin şehir nüfus oranları arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. 81 ilin 55'inde nüfusun çoğunluğu şehirlerde bulunurken, 26 ilde nüfusun çoğunluğu köylerde bulunmaktadır.
• Şehir nüfusu en yüksek olan ilk üç il sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir'dir. Bu illerin şehirlerinde bulunan nüfusun oranı, İstanbul ilinde yüzde 91, Ankara ilinde yüzde 88, İzmir ilinde ise yüzde 81'dir.
• İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde şehirde bulunan nüfusun oranı diğer illerden daha yüksek olmasına rağmen bu illerin köylerindeki nüfusun artış hızları ülke ortalamasından daha yüksektir. 1990-2000 döneminde köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı İstanbul ilinde binde 81, Ankara ilinde binde 16 iken İzmir ilinde binde 14'tür.
• Köy nüfus oranı en yüksek olan ilk üç il Bartın, Ardahan ve Muş illeridir. Bu illerin köylerinde bulunan nüfus oranı, Bartın ilinde yüzde 74, Ardahan ilinde yüzde 70 ve Muş ilinde yüzde 65'tir.
• Nüfusunun büyük bir kısmı köylerde bulunan Bartın ve Ardahan illerinin köylerdeki nüfusu son on yıl içinde azalmaktadır. Bu illerin köylerindeki nüfusunun yıllık artış hızı Bartın ilinde binde -17, Ardahan ilinde ise binde -32'dir.
• Veri kalitesine yönelik olarak yapılan istatistiksel çalışmalar 2000 Genel Nüfus Sayımında, önceki sayımlara göre daha güvenilir bilgi derlendiğini göstermiştir. Bugüne kadar yapılan nüfus sayımlarında sonu sıfır ve beş ile biten yaşlarda beyan hatası olduğu bilinmektedir. Yanlış yaş bildiriminin ölçülmesi amacıyla Whipple İndeksi uygulanmaktadır. Bu indeks 100 ile 500 arasında değişim göstermekte ve 100'e yaklaştığı ölçüde veri güvenilir bulunmaktadır. İl bazında ve cinsiyet ayrımında uygulanan bu indeks sonuçlarına göre 2000 Genel Nüfus Sayımında derlenen bilgi önceki sayım sonuçlarından daha güvenilirdir.
• Bugüne kadar il yayınları tamamlanan 72 il için yapılan analizlere göre ...................Erkek Kadın
1980 Sayımı 135.0 178.4
1985 Sayımı 133.7 165.3
1990 Sayımı 128.9 150.8
2000 Sayımı 123.9 129.

• Birleşmiş Milletler tarafından veri kalitesinin ölçülmesi amacıyla önerilen bir diğer indeks de "Yaş ve Cinsiyet Tutarlılık İndeksi"dir. Bu indeks yaş ve cinsiyet yapısındaki tutarlılığı ölçmekte ve sıfıra yaklaşması beklenmektedir. İl yayınları tamamlanan 72 il üzerinden yapılan analizlere göre;
Yaş ve Cinsiyet
Tutarlılık İndeksi
1980 Sayımı 31.4
1985 Sayımı 20.8
1990 Sayımı 21.5
2000 Sayımı 18.2
SAYIM SONUÇLARININ YAYINLANMASI
2000 Genel Nüfus Sayımının sonuçları her il için ayrı bir yayın halinde hazırlanarak kullanıcıya sunulmaktadır. Bu yayınlar, farklı kullanıcı kesimlerine hitap edebilecek şekilde hazırlanmıştır. Yayında, 2000 Genel Nüfus Sayımında derlenen tüm değişkenlerin bilgileri ayrıntılı olarak verilmektedir.
Bununla birlikte, nüfus sayımında derlenen bilgilere dayalı olarak nüfus artış hızı, şehir nüfus oranı, yaş ve cinsiyet yapısı, özürlülük, eğitim, doğurganlık, bebek ölümleri, işgücü, işsizlik, istihdamdaki nüfusun faaliyet kolu ve işteki durumu ile hanehalkı büyüklüğü ve konutun niteliklerine ilişkin göstergelere de yer verilmiştir. Nüfus sayımı yayınlarında ilk kez her ilin tarihsel gelişimini yansıtacak şekilde tüm göstergeler yorumlanmış ve ilde zaman içinde oluşan önemli gelişimler kullanıcıya sunulmuştur. Böylece kullanıcı kitlesinin büyük bir kısmı nüfus sayımının bulgularına ek bir çalışma yapmadan ulaşabilmektedir.
Yayında yer alan bilgilerin dışında daha ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duyulduğu takdirde Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından bu bilgiler hazırlanarak kullanıcıya verilmektedir.
2000 Genel Nüfus Sayımının ayrıntılı sonuçlarını içeren "2000 Genel Nüfus Sayımı Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri" yayını 72 il için tamamlanmıştır. Diğer illerin yayın çalışması Eylül ayının sonuna kadar tamamlanacaktır.
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
07 Haziran 2008, 17:31:26
 
*


 Üye Grubu : Bizden biri
 Nerden :
 Mesajlar : 481
 Konular : 315
 Üye İd : 15
 Rep Gücü : +527/-0

Offline Offline

 
« Yanıtla #4 : 07 Haziran 2008, 17:31:26 »

1)GENEL OLARAK GÖÇ OLGUSU

Göç olgusu toplumların sosyokültürel, ekonomik, politik gibi tüm yapısı ile doğrudan ilişkisi olan ve etkileyici bir olaydır. Dinamik bir süreç olarak göç, belli bir yerleşmede yaşayan nüfusun belli bir kesiminin çeşitli ve farklı nedenlerle, bulunduğu yerden kalkıp başka bir yere yerleşmek üzere yada nispeten sürekli olarak gitmesi anlamına gelir.
“Göç olgusu toplumsal açıdan değerlendirildiğinde, toplumun yeniden bir yapılanma süreci içine girdiği sermaye, emek ve mekanda yeni bir denge kurulduğu ve bunun da evrimsel bir boyut kazandığı görülmektedir. Bu evrimde belirli öğeler ayırt edilebilmektedir.

Evrensel çizgi göçün nereden nereye yöneleceğini belirlemekte.
İnsan kitleleri birbirini çekerek toplumda hareket doğmasına neden olmakta.
Mekan değişiklikleri.
Siyasal değişiklikler.
Sos yo-ekonomik yapıda değişmeler gözlenmektedir.
Göçün getirdiği ekonomik sorunlar arasında pazarın yerinin değişmesi, kapalı köy ekonomilerinin yeni pazarlara açılması sayılabilir. Ancak, göç sonunda terk edilen bölgelerde toplumsal bir erozyon bırakılmaktadır. Sanayileşme, kentleşme gibi iki sosyo-ekonomik gelişmenin sonucu olarak toplumsal erozyona uğrayan kırsal alanların başlaması ayrıca da yeni kent merkezlerinin dolması gündeme gelmektedir.

2) EKONOMİK ve TOPLUMSAL EROZYON
Kentleşme, Türkiye’ye özgü bir olay değildir. Yeryüzünün her yanında, kentlerin çekme ve köylerin itme güçleri altında bu devinim gözlemlenir. Kentlerin çekici ve köylerin itici özellikleri arasında her yerde ayrımlar vardır. Bu güçlerin etkileşimi altında, köylerden kentlere doğru nüfus akımları olur. Bu akımları ters yöne çevirmek, ne istenilir bir durumdur, ne de olanaklıdır. Ne var ki, bu devingenliğin başıboş bırakılması, planlı bir düzenlemeye konu yapılmaması bu akımlara “erozyon” niteliği kazandırır.
Bu erozyonları kırsal alanlar üzerindeki etkisi; geçim olanakları daralmış bu yerleşmelerde yaşayanların büyük düşlerle kentlere göçmesi, köylerin atılgan, genç, becerikli ve girişimci öğelerini yitirmesi biçiminde kendini gösterir. Büyük kentlere gelenlerin çoğu, baba ocaklarından, alışagelmiş oldukları çevrelerinden uzaklaştıklarından, gereksindikleri özdeksel ve tinsel destekten yoksun kalırlar. Parlak iş hayalleriyle geldikleri büyük kentlerde, çoğu kez bunları gerçekleştiremediklerini görür; “işsiz” ya da “gizli işsiz” durumuna gelirler. Küçük köy topluluğunun oynadığı denetim işlevinin etkisi azaldığından, toplum için yararlı olmayan, hatta zararlı yolara kapılmaları olasılığı da artar.
Toplumsal erozyon, büyük özeklere gelenlerin çalışma durumlarıyla ilgilidir. Marjinal hizmetlerdeki yığılmalar, erken saatlerde köşe başlarında oluşan işçi pazarları, otobüs sıkıntıları, kanalizasyon yetersizliği, okul, kitaplık, yeşil alan eksikliği, toplumsal erozyonun büyük kentlerdeki belirtileridir.
Öte yandan, ülkemizde kentleşme bir ekonomik “erozyon” niteliği de taşımaktadır. Köylerden kentlere yalnız beden güçü ile çalışarak yaşamlarını kazanmak isteyenler gelmez; türlü yollardan ellerine önemli miktarda para geçen kimseler arasında da, kentlere giderek iş yapmak ve parasını yatırmak isteyenler bulunur. Kimileri de, çocuk okutmak, hasta tedavi ettirmek, eğlence yerlerine yakın olmak için iş yerlerini büyük kentlere taşır yada büyük kentlerde mal ve mülk sahibi olmaya çalışır.
Ülkemizde İstanbul ve Ankara’nın belli başlı iki çekici yerleşim özelliği oluşu, gelir, servet ve ana mal akımını bu kentlere yöneltmekte; geri kalmış yörelerle köylerde biriktirilen ana malın yatırıldığı yerler bu kentler olmaktadır. Geri kalmış yörelerle köylerde biriktirilen paranın o yerlerin kalkınmasına hizmet edeceği yerde, büyük kentlere akması, hatta oralardan da türlü yollarla yurt dışına aktarılması, Türkiye’de kentleşmesinin köyler ve gerice yöreler bakımından da ekonomik erozyona yol açtığını gösterir.



3)KIRSAL KESİMDEN KENTE GÖÇÜN BOZUCU ETKİLERİ

Göç olgusuyla ortaya çıkan kentleşme harekatı, kente akın edip, orada yığılan insanların barınma sorunuyla karşı karşıya kalmalarına yol açmıştır. Bu sorunun çözümü söz konusu olunca da gecekondu olgusu ortaya çıkmıştır.

a-) İçgöç ve Gecekonduların Oluşumu:
“Gecekondu, kırsal alanlardan kentlere göç eden nüfusun kentlerdeki konut arzının eksikliği karşısında, barınma gereksinimlerini düşük gelir nedeniyle en ucuz yoldan giderebilmek için buldukları çözüm yoludur.”
Gecekondulaşmanın temelinde göç ve ona bağlı olarak da kentleşme olguları yer almaktadır.
Bireyler göçle birlikte başka yeni sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Kentlileşmeme ve bulunduğu çevreyi bir anlamda köylüleştirme gibi sorunlar gecekondulaşma bağlamında ele alınabilir.
Göçler hep geri kalmış bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru olmaktadır. Göçlerin yöneldiği kent ve büyük kentlerde, sağlıksız sanayileşme ve kentleşme sorunu ortaya çıkan gecekondulaşma, yoksulluk kültürü, çevre kirlenmesi gibi sosyo-patolojik sorunlarla karşılaşır.
Türkiye’nin batısında bulunan büyük kentlere göç edilmektedir. Köyden kente göç edenler, kent toplumuna ilk etapta kültürel ve ekonomik açıdan uyum sağlayamadıklarından gecekondular oluşturmaktadırlar. Gecekondu mahallelerinin oluşma için genelde iki neden bulunmaktadır. Birinci neden, kent merkezinde kiraların kırsal kesimden gelenler için çok yüksek olmasıdır. İkinci neden ise,Batı mimarisine göre yapılan beton binalar kırsal kesimdeki yaşam alışkanlıklarına cevap verememektedir.
Göç, kentleşme ve gecekondulaşma olguları birbirine bağlı olarak gelişen ve karşılıklı olarak birbirlerini etkileyen süreçlerdir. Örneğin; göçle birlikte başlamış olan gecekondulaşmanın bugün artık göçü körükler duruma geldiği söylenebilmektedir. Çünkü, gecekondulaşma günümüzde göçü özendiren bir yatırım aracına dönüşmüş durumdadır. Özellikle son yıllarda yaygınlaşan kaçak yapılaşma ve kent yağması hızla bir rant terörü biçimini almaktadır.
ŞEKİL-1.
TÜRKİYE’DE GECEKONDU VE GECEKONDULU NÜFUS (1955-1990)
Yıllar

Gecekondu

Gecekondulu Nüfus
Kentsel

Nüfus Payı

1955
50.000
250.000
4,7
1960
240.000
1200.000
16,4
1965
430.000
2.150.000
22,9
1970
600.000
3.000.000
23,6
1980
1.150.000
5.750.000
26,1
1990
1.175.000
8.750.000
33,9


1960-1980’li yıllarda gecekonduların ve buralarda oturanların sayısında önemli artış meydana gelmiştir. 1960’lı yıllardaki artışın nedeni, 1950’lerden başlayarak kentlerdeki sanayileşme alanında hızlı bir gelişmenin görülmesi ve artarak sürmesi, dolayısıyla da kırsal kesimden sanayi kentlerine nüfus akması biçiminde yorumlanabilir.
1980’lerdeki gecekondulaşmanın artış nedeni ise bir yandan yine sanayileşmedeki hızlanmaya bağlanabilirken, diğer yandan da askerin müdahale sonrasına rastlayan çalkantılı dönemlerden dinginliğe çıkış dönemiyle ilgili olabilir. 1980 sonrasında PKK terörünün ortaya çıkmasıyla artan oranlarda Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dan kapan kırsal kökenli nüfusun kentlerde gecekondulaşmayı hızlandırdığı bilinmektedir.
Gecekondu bir zorunluluğun, bir umutsuzluğun bazen de bir umudun yerleşme düzenine yansımasıdır.
Gecekondu yerleşmesi, kent çevresinde boş duran bir alana aynı köyden yada ayrı mahalleden birkaç ailenin gelip yerleşerek konut kondurmasıyla ortaya çıkar. Sonra hemşehri, tanıdık, kısım, akraba onlara katılır ve gecekondularını yaparken çoluk çocuk çalışıp, konu-komşu yardımıyla desteklenirler. Böylelikle aynı yerden gelmiş insanlar bir arada olurlar. Kent çevresindeki yoksulluk semti görünümündeki gecekondu mahalleleri oluşur. Zamanla konutlar daha da yetkinleştirilerek, daha yaşanacak duruma getirilerek, gecekondu mahalleleri geçici konutlar olmaktan çıkıp sürekli bir yerleşme haline dönüşürler. “Giderek, gecekondu yapımı spekülatörlerinde işin içine karışmasıyla ticari kar sağlayan bir etkinlik niteliği de kazanıp rant aracına dönüşür.”
İçgöç nedeniyle, bu süreçte Türkiye’de yeni bir aile tipi oluşmuştur. Bu aile tipi, ne kırsal kesimdeki nede kentlerdeki aile tipine benzetmektedir. Gecekondu aile tipi bir taraftan kırsal kesimlerdeki diğer taratanda kentlerdeki aile tipinin kültürel öğelerini içinde barınmaktadır.

b-) İstanbul İle İlgili Gecekondulaşma:
Gecekondulaşmanın son derece yoğun olarak yaşandığı İstanbul, nüfus bakımından da kozmopolit ve heterojen bir yapı sergilemektedir. Ülkemizin değişik yörelerinden göçüp gelen insanlarla İstanbul “Anadolu’nun mozaiği” durumuna gelmiştir.”
Kentleşme ve gecekondulaşma bağlamında, İstanbul’un diğer büyük kentler arasında ayrıcalıklı bir yeri olduğu görülmektedir. Küçük bir gecekondu yapım başını sokmak biçiminde başlayan gecekondulaşma olgusu, bugün artık Alibeyköy’ün Gazi mahallesi, Sultanbeyli örneklerinde olduğu gibi gecekondu yağması hatta talanı biçimine bürünmüştür. Boğazın en güzel yerleri, ormanlık arazileri, hazine arazileri, kooperatiflere ayrılmış bölgeler, su hafızaları, baraj çevreleri, yeşil alan için ayrılmış yerler hep mantar gibi bitip yükseliveren kocaman kaçak yapılarla dolup taşmıştır. Bu çirkinlik abidesi gibi yükselen kaçak yapılar, çevre kirlenmesi, susuzluk ve benzeri türden daha bir çok soruna ve hatta felakete yol açarak İstanbul’u korkunç bir batağa itmektedir.

c-) Kentleşememe ve İkili Yapı Sorunu:
Sosyo-ekonomik ve kültürel ilişkiler ağı içindeki çeşitli etkiler ve bağlar yalın gibi görünen köy gerçeği ne karmaşık bir duruma getirmektedir. Kır ve kent birlikte toplumsal bütünü oluşturmaktadır. İnsanlar iş güç arayışı ve geçim derdi ile bulundukları kırsal kesimden kentlere hatta büyük kentlere göç etmeye başlarlar. Ancak doğaldır ki umulan bulunamaz. İnsanlar, iş bulma sorunu, konut sorunu, eğitim sorunu, sağlık sorunu ve daha pek çok sorun ile karşı karşıya kalırlar. Kimisi bir yakınının yanına yerleşip otururken bazıları da gecekondularını mesken tutar. Zor koşullar altında bile pek çoğunun durumu köydekinden iyidir. İşte, bu bağlamda ikili bir yapı ortaya çıkmaktadır. Aslında Türkiye çapında genel bir olgu olan ikili yapı sorunu kentlerimizde özellikle de büyük kentlerimizde belirginleşmektedir.
İkili yapı sorununun hem göçe neden olan hem de onun sonucu olan bir olgudur. Türkiye’de köy ve kent yerleşimleri arasında bazı yönlerden ayırım bulunmadığı yada varsa bile ortadan kalktığı konusunda bir takım görüşler vardır. Burada dayanak noktası kentlerimizin kırlaştığı yolundadır. Gecekondu gerçeği buna gayet güzel örneklemedir. Kırsal kesimden göç edenler kentsel özellik kazanırken diğer yandan da kent kültürünü etkilemekte, kırsal ve kentsel yapıların bütünleşmesi konusunda pay sahibi olmaktadır.
Gecekondularda yaşayanlar, kentte eskiyseler, köylü olmaktan uzaklaşmış ancak tam anlamıyla da şehirli olamamış insanlardır. Köydeki yaşantılarını alışkanlıklarını kentlerde de kısmen sürmekte, bu yüzden geçiş süreci yaşamaktadırlar.

d-) Göçün Kentlerdeki Hizmetlerin Gelişimine Etkisi:
Barınma sorununu, gecekondu ile çözümleyip kente yerleştirdikten sonra gecekondu insanının önünde, gerçekleştirmeyi planladığı daha başka beklentileri vardır; İyi bir iş, iyi bir gelir, çocukların eğitimini sağlayıp, geleceklerini garanti altına almak gibi hedeflerdir.
Çoğunluğu ekmek kapısı olarak hizmet kesimi görülmektedir. Müstahdemlik, hademelik, odacılık ve benzeri küçük kaplı devlet memurluğu, kapıcılık, çöpçülük, belediye işçiliği, garsonluk, bekçilik, hizmetçilik gibi işler bu türdendir.
İkinci olarak sanayi işçiliğine giren bu kesimin insanları, gecekondu halkının “sanayileşmiş-kentleşmiş” kısmını oluşturmaktadır.
Seyyar satıcılık, arabacılık, pazarcılık, simitçilik, işportacılık, ayakkabı boyacılığı, küçük tüccarlık, küçük esnaflık gibi marjinal işler üçüncü gruba giren işlerdir.
Köylerden kentlere göç edenler genellikle tarım işçisi yada topraksız yoksul köylülerdir. Kente niteliksiz işçi olarak gelmektedirler. Bunlar kentte düzenli bir iş bulamayıp, ne iş bulurlarsa onu yaparlar. Genellikle inşaat işçiliği, hamallık gibi işlerde çalışırlar. Gecekondu kadınlarının çalışması pek hoş karşılanmamakla birlikte onlarda evlere gündelikçi olarak yada örneğin kapıcılık yapan kocalarına yardım ederek çalışırlar. Fabrikaya gidenleri de vardır.
Görüldüğü gibi üretici olmayan, küçük çaplı hizmet işlerinde çalışan veya çok az gelir elde edilen bu kesime mensup insanların gelecek güvenceleri yoktur. Büyük çoğunluğu sigortasız olarak çalışmaktadır. Bu yüzden de güçlü bir güvensizlik duygusu içinde yaşamaktadırlar.

4) DIŞ GÜÇÜN EĞİTSEL ETKİLERİGöç sürecinde en çok çocuklar etkilenmektedir. En az iki dil ve iki kültürün belirlediği şartlar altında yaşamak ister istemez birçok avantajın yanında bir dizi sorunda beraberinde getirir. Türkçe ve Almanca’yı yeterli düzeyde öğrenemediklerinden ve her iki kültür öğeleri yakından tanımadıklarında üyesi oldukları her iki grup ile belli bir düzeyde iletişim kuramamaktadırlar. Bu da her iki toplumda gerekli eğitimi almalarını, meslek öğrenmelerini zorlaştırmaktadır.
Türkiye kırk yıldan beri dış göç verdiği halde yurt dışı eğitimi alanında alınması gereken önlemlere yeterince katkıda bulunamamıştır. Göç sürecinde eğitim alanında alınması gereken önlemler, bireyin içinde yaşadığı topluma ve üyesi olduğu etnik gruba uyumunu kolaylaştırmalıdır. Bu uyum süreci çok kültürlü bir benliğin geliştirilmesiyle olanaklıdır. Türklerin en yoğun yaşadıkları Almanya’da Türk öğrencilerin daha iyi bir eğitim almaları için değişik olanaklar yaratılmaya çalışılmaktadır. Türk öğrencilerine bir taraftan alman eğitim kurumlarına ve diğer taraftan Türkçe ve Türk kültürü derslerine katılma olanakları sağlanmaktadır. Türk öğrencileri halen Alman öğrencileri ile aynı oranda ileride düzeyde eğitim-öğretim hizmeti veren eğitim kurumlarına devam edememektedirler. Türkiye ile ilgili bilgileri ve Türkçe kullanımları da yeterli düzeyde değildir.
Dış göçlerde Almanya ve Avrupa’ya 1960’lı yıllarda ilk gidenler arasından yurda kesin dönüş yapan Türk işçilerinin sosyo-ekonomik yapı değişiminde önemli rolleri olduğu görülmektedir. Bunlar dönerken para ve mal getirerek, ülkenin toplumsal ve kültürel yaşamında yenilikçi davranışların gelişmesi yolunda ortalık biraz daha hazırlamaktadırlar. Olumsuz bir noktada ikinci kuşak olarak nitelendirilen işçi çocuklarının uyum sorunu ile ilgilidir. Bu durum giderek bir kültürel değişme sorununa dönüşmektedir.

KÖYDEN KENTE GÖÇÜN SONUÇLARINüfus dağılışında dengesizlik olmaktadır.
Yatırımların dağılışında dengesizlik olmaktadır.
İşsizlik ortaya çıkmaktadır.
Konut sıkıntısı olur. Sonuçta gecekondulaşma oluşmaktadır.
Sanayi tesisleri kent içinde kalmaktadır.
Çevre sorunları artmaktadır.
Trafik, eğitim, sağlık problemleri oluşmaktadır.
Alt yapı hizmetlerinin götürülmesi zorlaşmaktadır.
Kültür çatışması meydana gelmektedir.
Kırsal kesimdeki yatırımlarda verimsizlik olmaktadır.

KÖYDEN KENTE GÖÇÜ ÖNLEMEK İÇİN ALINMASI GEREKLİ YÖNTEMLERSulama