Üye Grubu : Moderatör adayı
Nerden :
Mesajlar : 2034
Konular : 1678
Üye İd : 6
Rep Gücü : +1042/-0
Offline
|
 |
« : 03 Mayıs 2008, 15:55:11 » |
|
Açe’de hayat devam ediyor, buruk tebessümle de olsa KÜRŞAT BAYHAN Endonezya, 2004 yılında yüzyılın en büyük felaketi olan tsunamiyi yaşadı. Olaydan hemen sonra felaketten en çok etkilenen Bande Aceh bölgesine vardığımda gördüğüm manzara korkunçtu. Her yer cesetlerle doluydu, 25 derece sıcaklıkta etrafa ağır bir ölüm kokusu sinmişti. Sokaklar ise yıkıntılar ile kaplıydı. İki yıl sonra yine bir aralık ayında havalimanından şehre doğru ilerlerken toparlanmaya çalışan bir şehir gördüm.
Yeni yapılan evleri, sokaktaki satıcıları, gülümseyen çocuklarıyla burada hala yaşam var diyen bir Bande Aceh karşıladı beni. İki yıl önce aklımdan çıkmayan görüntülerdeki, acı ve hüzünün yerini; yaşama sarılan insanların buruk tebbüsümü almıştı.
Endonezya, 2004 yılında yüzyılın en büyük felaketi olan Tsunami’yi yaşadı. Olaydan hemen sonra felaketten en çok etkilenen Bande Aceh bölgesine vardığımda gördüğüm manzara korkunçtu. Her yer cesetle doluydu, 25 derece sıcaklıkta etrafa ağır bir ölüm kokusu sinmişti. Sokaklar ise yıkıntılar ile kaplıydı. İki yıl sonra yine bir aralık ayında hava limanından şehre doğru ilerlerken toparlanmaya çalışan bir şehir gördüm. Yeni yapılan evleri, sokaktaki satıcıları, gülümseyen çocuklarıyla ‘burada hâlâ yaşam var’ diyen bir Bande Aceh karşıladı beni. İki yıl önce aklımdan çıkmayan görüntülerin, acının ve hüzünün yerini; yaşama sarılan insanların buruk tebessümü almıştı.
Tsunaminin ardından yer yer yıkıntıların kaldığı alandan geçip yeni yapılan evlere doğru ilerliyorum. İki katlı küçük ağaçtan evlerde yağan yağmura rağmen hummalı bir çalışma devam ediyor. Biraz yaklaştığımda çalışanların sevecen selamlamasıyla karşılaşıyorum. Tsunaminin yok ettiği yüzlerce evin yerine yüzlercesi yapılıyor. Çalışanlardan birisi, ‘Nerelisiniz?’ diye soruyor. ‘Türk’üm, İstanbul’dan geldim.’ deyince gözlerindeki parlamayı görebiliyorsunuz. Gülümseme daha da belirginleşiyor. Yağmur yağdığı için henüz kabasını bitirdikleri küçük evlerine davet ediyorlar. Kapıdan girdiğimde hamile bir kadın yer gösteriyor sevecen bir yüzle. Çaylarımız geliyor. Evin sahibi Mahmat Andi’ye tsunamide yakınını kaybedip kaybetmediğini soruyorum. “Tsunamide yakınını kaybetmemiş kimse yok, ben de 2 çocuğumu kaybettim. Dev dalgalar geldiğinde eşim ve ben işe gitmiştik, 13 yaşındaki kızım Zeynep ve 4 yaşındaki oğlum Riad evdeydi biz kurtulduk; ama çocuklarım kurtulamadı.” diyor. “Şimdi eşim 7 aylık hamile. Yeni doğacak çocuğumuza erkek olursa Riad, kız olursa Zeynep ismini vereceğiz.” diye ekliyor. Çaylarımızı içtikten sonra mutlu bir gülümsemeyle Mahmat ve eşi bizi uğurluyor.
Havanın kararmaya başlaması ile birlikte yerel binek olan oceh (üç tekerli motosiklet) ile ilerliyoruz. Tusunaminin vurduğu zamana doğru gidiyor hafızam. Sokaklarda toplanmayı bekleyen ceset torbaları geliyor aklıma. Şimdi onların yerinde yağan yağmurda top oynayan çocuklar ve gülüşleri var. Yağan tropik yağmura rağmen inadına çamura bulanmış toplarının peşinden koşuyorlar. Motosikletten inip biraz ilerlediğimde mısır satan güzel yüzlü bir kadın mısırlarını işaret ediyor. Kendim ve motosiklet sürücüsü için birer tane alıyorum. 5 bin ruple vermem gerekirken 10 bin ruple vermek istiyorum; ama kabul etmiyor. Çocuklardan birisi yanıma yaklaşıyor, yerel dille bir şeyler söylüyor yanımdaki tercümana; ‘Ne diyor?’ diye sorduğumda, ‘Fotoğrafımızı çektin, bize ne alacaksın?’ dediklerini öğreniyorum. Birer dondurmaya anlaşıyoruz. Ayrılırken ‘mister mister’ diye el sallıyorlar.
Sahile doğru ilerliyoruz. Tsunamide yürüyerek zor ilerlediğim yıkıntıların arasından şimdi motosikletle geçiyorum. Dev dalgaların karaya attığı kuru yük gemisi bir müzeye çevrilmiş. Etrafında ise evler yükselmiş. Geminin üzerindeki yazı dikkatimi çekiyor. ‘Burada ne yazıyor?’ diye sorduğumda “Burada hâlâ yaşam var.” yazdığını öğreniyorum. Evet Bande Aceh’te yaşam devam ediyor. Sokaklardaki ölüm sessizliği yerini top oynayan çocuk seslerine bırakmış, şehrin merkezinde kurulan pazarda heyecanlı bir alışveriş devam ediyor, şehrin merkezinde eşi ve çocuklarıyla bir aile sokaktaki tezgahtan mii (yerel makarna) yiyor. Küçük arabasıyla dar sokakta ilerleyen bir balıkçının sesi yankılanıyor.
|