Haydi saldırın domates aşkına!
MURAT TOKAY
Kazananı olmayan bir savaş bu. Yer gök kıpkırmızı ama ölüm yok, acı yok, gözyaşı yok. Aksine çılgınlık, eğlence, kahkaha var… Savaşçılar birbirlerine bomba yerine ezilmiş domates atıyor. Kimse kimseyi incitmiyor, yaralamıyor. Dünyanın dört bir yanından insanlar bu savaşa katılabilmek için İspanya’nın Valencia şehrine akın ediyor.
La Tomatina Festivali’nden söz ediyorum. Sloganı “yemeğinle oyna” olan domates festivali her yıl ağustos ayının son çarşambası Valencia’nın Bunol kasabasında yapılıyor. Saat 11’de topun atılmasıyla başlayan domates savaşı, yaklaşık bir saat sürüyor. Saat 12’de sirenlerin çalmasıyla birlikte savaş da sona eriyor. Festival ise müzik, yemek, havai fişek gibi gösterilerle bir hafta boyunca devam ediyor.
Her yıl televizyondan izlediğimiz sıra dışı, çılgınca festivali bu yıl gittik, yerinde gördük. İçecek markası Yedigün’ün sanal platformunda (
Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyorLinkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapınwww.yedigunyildizlari.com
) dereceye giren yarışmacılarla birlikte festivale katılmak üzere Valenciya’ya uçtuk. Yedigün yıldızları kampanyası, gençlere yeteneklerini sergileme fırsatı ve hayallerini gerçekleştirebilme imkanı sunma hedefiyle yola çıkmış. Yarışma “şarkıcılık”, “oyunculuk” ve “çılgınlık” kategorilerinden oluşuyor. Bu yolculukta çılgınlık kategorisinde dereceye giren 10 talihli de var.
Festival 63 yıldır Valencia’ya 30 kilometre uzaklıkta küçük bir kasaba olan Bunol’da yapılıyor. İnanışa göre kasabada devlerin geçit töreni sırasında bir grup arkadaşın halka domates atmasıyla başlayan ve gelenekselleşen Domates Festivali, 2002 yılından beri “Ulusal Turist Festivali” olarak tanınıyor.
Festivale bir saat kala yola çıkıyoruz. Otuz dakikalık bir yolculuktan sonra kasabanın girişindeyiz. Araçları park eden insanlar akın akın festivalin yapılacağı meydana doğru ilerliyor. Yol kenarında satıcılar var. En çok ilgiyi deniz gözlüğü görüyor. Çünkü bu savaşta gözleri korumak çok önemli. Üzerinize giydiğiniz kıyafetleri bir daha kullanma şansınız yok. Çünkü festival öncesi dağıtılan kitapçıkta yazdığı gibi “Lekeler asla çıkmıyor.” Domates savaşının yapıldığı sokağa kesici veya tehlikeli aletlerle girilmesi yasak. Üzerimizdeki pasaport, para, fotoğraf makinesi gibi eşyaları araçta bırakıyoruz. Yol boyunca Türkiye’den gelen grup domates, eğlence, çılgınlık üzerine koyu bir sohbete dalıyor. Festivalde tüketilen domatesle ne kadar salça yapılabileceği, dünya üzerinde milyonlarca aç insan varken böyle bir festivalin ne kadar doğru olduğu, domateslerin organik olup olmadığı, şehrin kasasına giren para miktarı gibi mevzular da sohbetin konularından.
Bir anda kalabalığın içinde buluyoruz kendimizi. Herkes kamyonların geçeceği caddeye doğru ara sokaklardan itiş kalkış ilerliyor. Festivalin yapıldığı sokakta oturanlardan bazıları, evlerine zarar gelmemesi için duvarlarını naylonla kaplamış. Ve bir top sesi... Bu, kamyonların yola çıktığı ve domates savaşının başladığı anlamına geliyor. İtiş kakış izdihama dönüşüyor adeta. Zor bela domates savaşının yapılacağı meydana ulaşıyoruz. Kamyonun üzerindeki insanlar kalabalığa domates fırlatıyor. Kamyon kısa sürede boşalıyor. Domates fırlatmanın da bir raconu var. Domatesi ezip öyle atacaksınız. Herkes yerden topladığı ezilmiş domatesi en yakınındakine atıyor. Katılımcıların çoğu yurtdışından gelmiş. Festivalin sonunda 40 bin kişinin domates savaşına katıldığını, bunların 30 bininin yabancı turist olduğunu öğreniyoruz. Festivalde 115 ton domates tüketilmiş. Domates savaşı bir saat sürüyor.
Sirenin çalmasıyla birlikte kalabalık domatesten sırılsıklam bir halde ara sokaklara dalıyor. Bunol sokakları İspanyolların meşhur domates çorbası ‘Gazpacho’yu andırıyor. Bu sebeple İspanyollar, bu festivali dünyanın en büyük gazpachosu olarak da adlandırıyor. Herkes bileklerine kadar domates suyunun içinde. Savaş burada da sürüyor. Bu kez çılgınlar ellerindeki şişeleri doldurup birbirlerinin başından aşağı domates suyu döküyor. Kimse bu durumdan rahatsız değil, hatta birbirlerinin tişörtlerini yırtan insanlar var. Ne kavga çıkıyor ne de dövüş. Etrafta bir polis bile görememek Türk grubu şaşırtıyor.
Dönüş yolu biraz daha çileli. Savaşçılar, üzerindeki domatesten bir an evvel kurtulmak istiyor. Evlerin balkonlarından halk kovalarla su boşaltıyor. Kovayla dökülen suda temizlenemeyenler yol kenarındaki pet şişe sulardan alıyor. ‘Savaşın izlerinden kurtulmak için yürüyüşü göze alıp kasaba yakınındaki nehre gidenler de var.
“Domates Savaşları”nın iki saat ardından belediye ekipleri ve gönüllüler kenti temizlemeye başlıyor. Sokaklarda yaşanan geçici kirliliğe rağmen, köy sakinleri her yıl binlerce turist ağırlamaktan ve para kazanmaktan oldukça memnun görünüyor