Üye Grubu : Moderatör adayı
Nerden :
Mesajlar : 2034
Konular : 1678
Üye İd : 6
Rep Gücü : +1042/-0
Offline
|
 |
« : 03 Mayıs 2008, 21:15:55 » |
|
Bir Fethi Gemuhluoğlu geçti bu dünyadan BURHAN EREN Türkiye’nin yakın döneminde bir hizmet ve gönül adamı olarak anılan merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun vefatının üzerinden otuz yıl geçti. Geçen zaman içinde, hakkında yazılmış yazılar, ona adanan şiirler ve düzenlenen anma toplantıları herkese nasip olmayacak bir zenginlikteydi.
Bu etkinliklerin sonuncusu, vefatının 30’uncu yıldönümü münasebetiyle dün düzenlenen bir paneldi. İrfan Çiftçi’nin yönettiği panelde, Prof. Sabahattin Zaim, şair Erdem Beyazıt, Prof. Sadettin Ökten ve yazar Rasim Özdenören ile Mehmet Genç, çeşitli yönleriyle merhum Gemuhluoğlu’nu anlattılar. Seçil Ofset’in Fethi Gemuhluoğlu’nun irticalen yaptığı meşhur ‘Dostluk Üzerine’ konuşmasını şık bir cep kitabı olarak basıp ücretsiz dağıtması, bu vefat yıldönümünde Gemuhluoğlu ile ilgili yapılan etkinliklerin bir diğeriydi. Şu an baskısı kalmayan Gemuhluoğlu’nun yazı, mektup ve konuşmalarının yer aldığı ‘Dostluk Üzerine’ kitabı ile kendi şiirlerinin yanı sıra ona adanan şiirleri ve hakkındaki yazılarıiçeren ‘Gerçek Olan Aşktır’ kitabının, bir üçüncü kitap ile birlikte yakın zamanda yayınlanacağını da ilgililere müjdeleyelim.
Ahmet Kabaklı, vefatının ardından kaleme aldığı yazısında şöyle demişti merhum Gemuhluoğlu için: “Dünyada, memlekette, dostlarının kalbinde, kafasında bıraktığı büyük boşluğu, mânâ aleminde elbet yine dolduracaktır. İnsan dünyaya boşuna gelmez ve dünyadan boşuna gitmez; hele Gemuhluoğlu yaratılışında bir cevher taşıyorsa…” Hem bu büyük aşk, hizmet ve muhabbet adamının ruhuna hediye edeceğimiz Fâtiha ve Yâsin’lere bir vesile olması, hem de sözleri, kişiliği ve hikâyesi ile bugün ihtiyacımız olan şeyleri yeniden hatırlatması düşüncesi ile dostlarından cümleler sıraladık aşağıda. Bu cümleler, hakkında yazılmış, söylenmiş cümleler içinde, denizden bir katre kadardır ve onun birkaç yönünü anlatır. Daha yakından tanımak isteyenler için yukarıda andığımız kitaplar güzel birer kılavuz olacaktır.
Bir aşk ve muhabbet adamıydı
Âşık bir adamdı Gemuhluoğlu; Allah’a, Hz Peygamber’e, Ehli Beyt’e, çihar-i yâr-i güzîne, güzele, insana âşık… Mehmet Gökalp onunla ilgili şunları anlatıyor: “Gençlere ilk sorusu şuydu: ‘Hiç âşık oldun mu?’ Bu soru onları şaşkına çevirirdi. İkinci sorusu, ‘Namaz kılar mısınız, namaza durur musunuz?’ olurdu. İkinci bir şaşkınlık karşısında, ‘İnsan Allah’ın bahşettiği güzellik karşısında hiç âşık olmaz mı?’ derdi.
Bir siyaset adamıydı
Aktif politikada hiç bulunmamıştı. Toparlayıcı kimliği ve parti liderleri nezdindeki saygınlığı ile hükümet oluşumları üzerinde etkili olmuş, Türkiye’nin tarihî kimliğinden ve birikiminden kaynaklanan bakışı gündeme getirerek, siyasetin hep içinde olmuştu. Nabi Avcı, onun için “Sürgünde kurulmuş bir Osmanlı divanı gibiydi.’ diyor.
Tek başına bir okuldu
Onun sohbeti, mektupları, dostluğu ve tebliğinde yüzlerce ilim adamı, sanatçı yetişti. Kimileri ile sohbet etti, kimilerine mektuplar yazdı, kimilerine hâl diliyle söyledi söyleyeceğini. İsmet Özel vefatının ardından yazdığı ‘Eyvah!’ başlıklı yazısında, onun bu yönüne işaret ediyor: “Bize kendi kuşağı içinde en sağlam çizgiyi aktarabilenlerden biriydi. Nefs putuna karşı amansız bir mücadele verip bu savaştan galip çıkanlardan biriydi. Kişiliğinin bu yönü beni sarmış, beni ona bağlamıştı.”
Zarif bir dil ustasıydı
Akif İnan onun konuşmadaki maharet ve letafetini şöyle anlatıyor: “Binlerce coşkun şelâlenin pamuktan köpükleri dolardı çevrenize o konuşurken. Bulutlar sırlarını sergilerdi önünüze, o konuşurken. O konuşurken bu çağın da öte çağların da bilcümle kirleri, nefsin günübirlik hesapları gibi, bir duman gibi dağılarak, altın ufuklar açılırdı önünüze.
Bir dervişti
Yazar ve şair Cahit Tanyol yazıyor: “Melami dervişlerinin engin hoşgörüsüne sahipti. Gönül adamıydı. Sanırım Gemuhluoğlu düşmansız yaşadı, düşmansız öldü, geniş ve zengin çevresine rağmen.” Pek çok dostu gibi Akif İnan da onun dervişliğini anlatıyor: “Üstünde başında, oturup kalkmasında, konuşmasında susmasında, sevincinde hüznünde, velâyetin keskin, lâkin mestur yakımaları ışıldardı.”
Bir eylem, bir dava adamıydı
Edebiyat ve düşünce ustası Nuri Pakdil’in ‘Bağlanma’ adlı kitabı onu anlatır. Pakdil’in, kitabında Gemuhluoğlu’nun dilinden aktardığı şu cümleler, onun hayatı boyunca güttüğü ve işaret ettiği davayı anlatıyor: “Ulu ağacı kesince bitti tükendi sanırsınız, bizi öyle sanıyorlar. Artık kapandı o defter sanıyorlar. Olur mu? Kapanır mı bu defter? Bu ulu ağaç kurur mu? Bu ağaç filiz verecek, çok gür, bir yerinden yeryüzünün.
|