Forumbeles.com | Eğitim, Eğlence, Kültür, Sanat, Aşk, Sevgi, Wallpaper, Dini Konular, Komik Videolar, Resimler, Oyun Download, Program Download, İşletim Sistemi, Güvenlik, Cep Telefonları, Videolar, Ödev, Tez, Biyografiler, Aşk & Sevgi & Dostluk > Genel Kültür > Sağlık > Doğal Tıbbın Gücü
Sayfa: [1]   Aşşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Doğal Tıbbın Gücü  (Okunma Sayısı 15 defa)
06 Ekim 2008, 23:50:33
 
Vip Üye

 Nerden :
 Mesajlar : 1672
 Konular : 1091
 Üye İd : 23
 Rep Gücü : +2372/-0

Offline Offline

Üyelik Bilgileri
 
« : 06 Ekim 2008, 23:50:33 »




BAŞLARKEN
Tamamlayıcı (doğal, destekleyici) tıp yöntemleri kimi zaman kanser tedavisinin yan etkilerini gidermek, kimi zaman kilo vermek, kimi zaman da hastalıklara karşı koruyuculuk sağlamak için kullanılıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün de kabul ettiği tamamlayıcı tıp özellikle, deneyimli eller tarafından uygulandığında ve modern tıp reddedilmediğinde çok daha iyi sonuçlar veriyor. Tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan akupunktur, zayıflama, stres kontrolü, kısırlık, mide rahatsızlıkları, ağrılar ve bağımlılıklarda kullanılıyor. Nefes almanın ne kadar önemli olduğunu unutan ve bugün akciğerlerinin kapasitesinin yarısını kullanan insanoğlu bir anlamda hastalıklara davetiye çıkarıyor. İşte bu durumda nefes terapisi devreye giriyor. Hem ruha, hem bedene hitap eden yoga ise omurgayı güçlendiriyor, stresle mücadeleyi kolaylaştırıyor.
Homeopati adı verilen ve 'benzeri benzerle' tedavi etmeyi amaçlayan tamamlayıcı tıp yöntem ise 3 bine yakın ilaçla hastaların hizmetinde. Tedavide kullanılan yöntemler sadece bununla sınırlı değil. Renklerin yaşamımızdaki önemini ortaya koyan 'renk terapi'den günümüzün en büyük sorunlarından stresi gidermeye yarayan 'nörobiofeedback'e, hipnoza kadar
pek çok yöntem şifa amaçlı olarak kullanılıyor.

Kulağınızın belirli bölgelerine batırılan, acı hissi vermeyen ve paslanmaz çelikten yapılan iğneler şifa veriyor. Yöntemin adı akupunktur. Tam 140 semptom ve hastalıkta tedavi edici olarak kullanılıyor. Antibiyotiğe direnci olanlardan, hamilelere kadar pek çok kritik durumda yöntemin güvenle kullanılabileceğini belirten Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve akupunkturist Prof. Dr. Kaya Özkuş, "İlaç kullanmanın sakıncalı olduğu hamileleğin ilk üç ayında anne adaylarındaki baş ağrısı, bel ve boyun ağrılarında, aşırı bulantı vb. sorunlarda gönül rahatlığıyla akupunktur uygulamak mümkündür" diyor.
Akupunktur ile hangi hastalıklar tedavi ediliyor?
Dünya Sağlık Örgütü yayımlamakta olduğu derginin 1979 aralık sayısını, akupunktur özel sayısı olarak çıkarmış ve birçok araştırma sonucunda saptanmış akupunktur ile tedavi edilebilen hastalıkların listesini yayımlamıştır. Bu semptomlar ve hastalıklar şunlardır:
Stres, obezite (şişmanlık), aşırı zayıflık, bağımlılıklar (sigara, alkol), baş ağrıları, boyun fıtığı, bel fıtığı, kas ağrıları, alerjik nezle, alerjik astım, sinüzit, irritabıl kolon (spastik kolit), kronik kabızlık, ishal, gece işemesi, yüz felci, trigeminal nevralji (yüz ağrısı), intercostal nevralji, zona, ürtiker, histeri, impotans (ereksiyon güçlüğü), cinsel soğukluk, âdet düzensizliği, lokal saç dökülmesi, gastrit, hıçkırık, esansiyel hipertansiyon, hipotansiyon, dirsek, boyun, omuz, kol ağrıları, artroz (eklem kireçlenmeleri). Bunların dışında son yıllarda tüp bebek uygulamaları öncesinde yapılan akupunkturun anne adayının hamilelik şansını artırdığı belirlenmiştir.
Her hastalık için seans süresi aynı mı, yoksa değişiyor mu?
Baş ağrısı, boyun, bel fıtığı, kronik kabızlık, irritable kolon vb. sorunlarda ortalama 15 seans tedavi gerekiyor. Bu tedavilerin sıklığı haftada üç ile başlayıp sonra seyrekleşebilir. Kilo hastalarında temel tedavi süresi dediğimiz, davranış değişikliğinin yerleşmesini beklediğimiz dört aylık sürede haftada bir seans ile akupunktur uygulanır. Sigara tedavisinde ise iki haftalık periyotta tamamlanan beş seanslık bir tedavi yoksunluk sendromunu gidermek için yeterlidir.
Akupunkturda iğneler neden kulağa batırılıyor? Kulağın özelliği ne?
Kulak bir mikro sistem olarak gövdeye ait tüm yapıları temsil ediyor. Kulak derisinin hissini beyine taşıyan sinirler birçok iç organımızla aynı seviyelerden beyne gidiyor. Bu da iç organlarımızla ilgili bilgiyi beynimize kulağa iğne batırarak gönderme imkânı sağlıyor.
İğneler acıtıyor mu?
Akupunktur noktasının tam merkezine yapılan iğne herhangi bir acı uyandırmaz. Batırıldıktan sonra 5-10 saniye içerisinde duyulabilecek herhangi bir acı geçmezse, o iğnenin batırıldığı yerde bir sorun var demektir.
Akupunkturda kullanılan iğneler neden yapılıyor?
Paslanmaz çelik iğneler günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Doğum sancılarını da azaltıyor
Hamilelikte de akupunktur kullanılıyor mu?
Akupunktur hamileliğin tüm evrelerinde anne adayının yaşayabileceği ve
akupunkturla tedavi edilebilecek her sorunda kullanılabilir. Özellikle ilaç kullanmanın şiddetle sakıncalı olduğu ilk üç aylık dönemde anne adaylarında görülebilecek baş ağrısı, bel ve boyun ağrılarında, aşırı bulantı vb. sorunlarda gönül rahatlığı ile akupunktur uygulanabilir.
Doğum sancılarını azalttığı belirtiliyor. Hamileliğin hangi aşamasında akupunktur yapılması gerekir?
Akupunktur doğum sancılarının azaltılmasında kullanılabilir. Bunun karşılığı ağrıların tamamen ortadan kaldırılması değildir. Bu tip uygulamaların yapılabilmesi için, akupunkturun etkisini bilen kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, uygulamayı yapabilecek akupunkturist ve bu uygulamadan yararlanmak isteyen anne adayı üçlemesinin ahenkle bir araya gelmesi gerekir. Akupunktur doğumdan belli bir süre öncesinde başlatılıp doğum sırasında da uygulanabilir.
Akupunktur tüp bebekte nasıl etkili oluyor?
Tüp bebek uygulamasında başarıyı engelleyen önemli faktörlerden biri anne
adayında oluşan aşırı stres ve döllenmiş yumurtanın transferden sonra tutunup yerleşeceği endometrium adlı tabakanın yeterli damarsal olgunluğa ve kalınlığa ulaşamamasıdır. Akupunktur endometrium denilen bu tabakanın yeterli olgunluğa ulaşmasına katkıda bulunur.
Akupunkturun limbik sistemi düzenleyici etkisiyle anne adayının strese karşı dayanıklılığını artırarak bu olumsuz etkiyi de ortadan kaldırır. Böylece tüp bebek uygulaması öncesinde ve sonrasında akupunktur tedavisi gören anne adaylarının başarı şansı akupunktur tedavisi görmeyenlere oranla artıyor.
Fertility&Sterility dergisinin Mayıs 2006 sayısında akupunkturun tüp bebek tedavisinde kullanımıyla ilgili yedi çalışma yayımlanmıştır. Bu çalışmalardan ikisinde de tüp bebek tedavisine alınan hastalara embriyon transferi aşamasından hemen önce akupunktur yapılmasının klinik gebelik oranlarını artırdığı gösterilmiştir.
Çalışmalardan ilki Danimarka'da Dr. Westergaard ve arkadaşlarının toplam 273 hasta üzerinde yaptıkları ve akupunkturun tüp bebek tedavisinde gebelik oranlarını artırdığını gösteren bir yayındır. Bu yayında akupunktur yapılan grupta gebelik oranı yüzde 39, akupunktur yapılmayan grupta ise yüzde 24 olarak saptanmıştır.
İkinci çalışma ise Almanya'dan Dr. Dieterle Stefan (University of Witten-Dotmund) ve Çin'den Dr. Ying Gao (Huazhon University of Science&Technology, Wuhan) tarafından ortak yürütülen bir araştırmadır. Bu çalışma toplam 225 hastada yapılmıştır. Klinik gebelik oranı akupunktur yapılan hastalarda yüzde 33.9, kontrol grubunda gebelik oranı yüzde 15.6 olarak tespit edilmiştir.
Belirli noktalara yapılan uyarıyla tüm vücutta beta-endorfin denen bir kimyasal maddenin salgılanması artıyor. Bu artış ile GnRH (gonadotropin releasing hormon) salınımı ve dolaylı olarak vücudun ürettiği steroit ve gonadotropin hormonlarının salgılanması yükseliyor. Ek olarak akupunktur uygulaması sonrasında rahme kan akımı artar, endometrium olgunlaşır ve rahimde gebeliğin oluşmasını kolaylaştıran koşullar sağlanır. Bütün bu değişiklikler sayesinde transfer edilen embriyonların tutunma oranının arttığı düşünülüyor.

Medikal tedaviyi reddetmeyin
Akupunktur tek başına hastalık tedavi etmede yeterli mi yoksa destekleyici olarak mı kullanılmalı?
Akupunkturun tek başına giderebileceği semptomlar olduğu gibi birçok hastalıkta da destekleyici tedavi olarak kullanılması mümkündür. Bunun yanı sıra günlük hayatı güçleştiren, işgücü kaybına neden olan birçok problemin akupunktur gibi yan etkisi tanımlanmamış bir yöntemle de giderilebiliyor olması oldukça önemlidir. Bugüne kadar da genelde medikal tedaviden sonuç alamadığını söyleyen hastaların tedavisi ile uğraştığımız göz önüne alındığında akupunkturun önemi biraz daha artıyor. Yine de "Medikal tedavinin yapamadığını yaparız" gibi bir yaklaşım yanlıştır. Akupunktur hastanın kullanabileceği tercihlerden birisidir.

Her yaşta uygulanabilir
Akupunktur nasıl etki ediyor?
Akupunktur tedavisi, iğne, laser, v.b. ile vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarını uyararak yapılır. Bu uygulama sonucu beyinde yer alan limbik sistem (beyni bir yüzük gibi saran, koklama, seksüel çekim, tehlike gibi hisleri düzenleyen duygusal merkezlerden oluşan sistem) düzenlenip, otonom sinir sisteminin simpatetik ve parasimpatetik bölümleri arasındaki denge kurularak organizmanın sağlığa kavuşması amaçlanır.
Akupunktur tüm hastalarda işe yarar mı?
Akupunktur, akupunktur ile tedavi edilebilen hastalıklar ve semptomlar listesindeki problemleri olan her yaştaki kişiye uygulanabilir. Tedavinin başarısı için, akupunktur uygularız ve her şeyi çözeriz gibi bir yaklaşım etik bir yaklaşım olamaz. Sadece akupunkturun etkili bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Bu etki kişinin sahip olduğu özelliklere göre değişiklik gösterebilir.

Tedaviye aç gitmeyin
Akupunktur tedavisi alırken nelere dikkat edilmeli? Kaçınılması gereken şeyler var mı?
Öncelikle dikkat edilmesi gereken şey akupunktur tedavisine çok aç gidilmemelidir. Tedavi süresince çok yorulmamaya, aşırı alkol tüketmemeye dikkat edilmelidir.

Yavaşlayan metabolizmayı hızlandırıyor
Akupunkturun kilo vermede nasıl bir etkisi var?
Günümüzde aşırı kilonun birçok hastalığa neden olabileceği belirlenmiştir. Birçok yan etki üreten şişmanlık problemiyle doğru mücadele edilmelidir. Bu noktada toplumun doğru beslenme ve egzersiz yapma bilinci edinmesi sağlanmalıdır. Aslında bu bilincin bireye kazandırılacağı yer üniversite öncesi eğitim kurumlarıdır. Bunun ötesinde şişmanlık sorunuyla mücadele eden yöntemlerden biri de akupunkturdur. Akupunktur, kilo vermek isteyen kişiye oldukça önemli bir yardım sunuyor.

Açlık duygusunu bastırmayın
Akupunktur tedavisi gören kişi, sadece kilo vermiyor, kilo vermek için bazı davranışlarını değiştiriyor, yeme kontrolünü sağlamayı öğreniyor. Eğer akupunktur sadece kişinin açlık duygusunu tamamen ortadan kaldırıcı bir araç olarak kullanılırsa sonuç alınamaz. Çünkü açlık duygusu, fizyolojiktir ve yaşamın sürmesini sağlar. Önemli olan açlık duygusunun ne zaman ortaya çıkacağı, biyolojik saatimizin nasıl çalıştığıdır. Sabah kahvaltı vakti karnımızın acıkması ve kahvaltı etmemiz, öğlen, akşam ve ara öğünlerde de bu açlığın sürmesi normaldir. Her gün lahana çorbası, soda ve salatalıkla geçiştirilmemeli. Çünkü günlük hayatta enerjiye ihtiyacımız var.
Kilo vermede nasıl yediğiniz de çok önemli. Toplumda çoğu insanın genelde acelesi vardır ve yemeği çok hızlı yer. Oysa hızlı yenen gıda doğru sindirilmez ve kilo alımına neden olur. Bu nedenle acele etmeden yemek yenmeli. İnsanlar yemek yerken genelde sorunları düşünür, önüne ne konursa yenir ve keyif alma kısmı düşünülmez.

Hazımsızlığı gideriyor
Eğer yemeğe çok saldırıyor ve çok yiyorsak bu stres ve kısırdöngüye gider. Yemeyince strese girer insanlar, yediklerinde de kilo alırlar. Bu kısırdöngü olarak devam eder. Öncelikle bu kısırdöngünün ortadan kaldırılması gerekir. Böylece akupunktur tedavisiyle, kişinin kendisiyle ilgili daha rahat düşündüğü bir süreç yaratılır.
Bunun dışında akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasını sağlar. Örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderir, midenizde ekşime, yanma veya hazımsızlık varsa bunları engeller.
Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderir, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissetmenizi sağlar. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkân verir. Kilo verme sürecinde doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden akupunktur, beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve
halsizlik şikâyetlerini giderir.
Sıkça rastlanılan, hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını da sağlar akupunktur. Akupunktur, bu sorunları giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer akupunktur tedavisine düzenli gitmek, hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde kilo verirken beslenmeyle ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirip yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.
Akupunkturla ayda 10-15 kilo değil, maksimum dört kilo vererek daha iyi sonuç alır.
Akupunkturla kilo verirken spor yapmak şart mı?
Kesinlikle şart. Hatta iyice anlaşılması gerekir ki spor yapmak ideal kilomuzda olduğumuzu düşündüğümüz noktada bile şarttır. Düzenli egzersiz yapmadan bedenin sağlıklı kalmasını sağlamak zor.
Akupunkturla verdiğimiz kiloların kaslardan değil de yağlardan gittiğini nasıl anlayabiliriz?
Düzenli egzersiz yaparak ve doğru beslenerek yaşantımızı sürdürdüğümüzde azalacak olan, yağ hücrelerinin hacimleri olacaktır.
Ayrıca artık vücut yağ ve kas oranlarını gösteren cihazlar da bizlere bilgi verebiliyor.

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
Reklamcı
Anahtar Kelime
*****

Admin Çırağı

Mesaj Sayısı: 23173


View Profile
Cevap: Doğal Tıbbın Gücü
« Oluşturulma zamanı: 08 Ocak 2009, 06:25:25 »

 

Bu Sıfırlarda nerden geldi google.com
Konu: Doğal Tıbbın Gücü  (Okunma Sayısı 15 defa)
00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00 - 00

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Doğal Tıbbın Gücü oyunları, Doğal Tıbbın Gücü programı, Doğal Tıbbın Gücü oyunu indir, Doğal Tıbbın Gücü program yükle, Doğal Tıbbın Gücü download, Doğal Tıbbın Gücü hikayeleri, Doğal Tıbbın Gücü resimleri, Doğal Tıbbın Gücü haber, Doğal Tıbbın Gücü yükle, Doğal Tıbbın Gücü videosu, Doğal Tıbbın Gücü msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
06 Ekim 2008, 23:50:49
 
Vip Üye

 Nerden :
 Mesajlar : 1672
 Konular : 1091
 Üye İd : 23
 Rep Gücü : +2372/-0

Offline Offline

Üyelik Bilgileri
 
« Yanıtla #1 : 06 Ekim 2008, 23:50:49 »

Bir insan yemek olmadan 30 gün, su olmadan ise üç gün dayanabilir. Ancak nefes almazsa üç dakika içinde ölür. Nefes almak bu kadar hayati öneme sahipken etkili alınan her nefes de sağlık veriyor. Çoğumuz nefes almanın yeterli olduğunu düşünüyor. Oysa derin ve tam olarak nefes almadığımızda vücudumuz ihtiyacı olan oksijeni alamıyor.
Transformal nefes tekniğini uygulayan ve dünyadaki beş iyi terapist arasında gösterilen Nevşah Fidan, sabahları sürekli yorgun kalkmamıza şaşırmamamız gerektiğini söylüyor. Çünkü iyi nefes almıyoruz. "Oysa çözüm nefes alışverişimizin bilinçli olarak yeniden yönlendirilmesi kadar basit. Nefes alışveriş şeklimiz yeniden programlanabilir ve solunum kaslarımız yeniden eğitilebilir. Bu yapıldığı takdirde ise yaşamımız sadece neşe, canlılık ve enerjiden ibaret olabilir. Hollywood yıldızları başta olmak üzere dünya çapında milyonlarca insanın nefes alış kapasitesini artırmak için çalışmalar yapıyor olmasına şaşırmamak lazım" diyen Fidan, etkili nefesle pek çok rahatsızlığın üstesinden gelinebileceği görüşünde.
Dogru nefes almak neden önemli?
Şahsen doğru kelimesini pek kullanmıyorum... 'Açık nefes' diyelim isterseniz. Çünkü zaten herkes alması gereken nefesi aldığı için, yani herkesin kendine özel bir nefes alış biçimi olduğu için bu onun için doğru olandır. Bilmemiz gereken şu ki nefes her şey demek. Nefes almazsak ne olur? Yanıtı basit. Ölürüz... Burada olabilmemiz, yaşamın içinde yer alabilmemiz ancak nefesimizle mümkün, değil mi? Yani nefes eşittir yaşam. Durum bu olunca görüyoruz ki "Nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz." Nefes alışveriş şeklimiz yaşamımızın akışını belirleyen ana faktör. Yani nasıl nefes alıyorsak o şekilde tecrübeler yaşıyoruz. Örneğin nefes almadan önce bekleyen bir kişinin yaşamında da beklemeler oluyor. Beklentileri olmuyor, işler planlanan şekilde akmıyor, çünkü bekliyor. O bekledikçe yaşam da bekliyor. Eğer bunu değiştirmek istiyorsak nefes alış şeklimize bakmamız ve önce onu değiştirmemiz gerekiyor.
Etkili nefes alma teknikleri hakkında bilgi verir misiniz?
Eğer yaşamınızda limitler, sıkıntılar, problemler varsa bu limitleyici nefes alışkanlığınız nedeniyle oluşuyordur. Bu alışkanlığı değiştirebilir, nefesinizi açabilirsiniz. Bu konuda yapılan beş-altı günlük programlar ile bu mümkün. Nefesi açmak için bağlantılı nefes almak yeterli. Yani nefes almadan ve vermeden önce beklememek.
Nefes alma kapasitemiz giderek düşüyor mu? Bunun nedeni nedir?
Nefes alma kapasitemiz, yaşımız ilerledikçe düşüyor. Bunun sebebi kendimizi belli durumlarda belli duygular ve düşüncelere karşı korumak istememiz. Bir bakıma kendimizi yargılıyor olmamız. "Şöyle hissetmem lazım", "Şöyle düşünmem lazım" gibi baskılayan düşünceler, kendimizi limitleme alışkanlıklarımız nedeniyle nefesimizi de limitliyoruz.. Nefesimizi hayat boyu ne kadar çok limitlediysek ne kadar durdurduysak veya durdurmaya çalıştıysak o kadar kuvvetli bir nefes alışkanlığımız oluyor. Dolayısıyla o kadar az nefes alıyoruz.
Transformal nefes tekniği nedir?
Nefes terapisi, nefesle yapılan terapi programlarına verilen genel bir isim. Nefes terapi programları genelde bedenimizde, zihnimizde, duygularımızda bulunan travmaları, geçmişten kalan izleri dönüştürme amaçlı kullanılıyor. Binlerce farklı nefes terapisi metodu var; rebirthing, holistik nefesler, diamond breath, fire breath... Hemen hemen hepsinin amacı 'travma resolution', yani travma çözünürlüğüdür. Transformal nefes tekniği, uygulaması çok basit, ağızdan alınan tam ve bağlantılı bir nefes sistemi. Bu nefes sistemi yanlış nefes alışkanlıklarının açılmasını, bedenin 'süper-okside' olarak çocukluğumuzdan beri taşıdığımız duygusal travmaların (duygusal çöpün) arınmasını sağlıyor. Bu da neşe, mutluluk, sağlık, güzellik ve bolluk için yer açıyor.

'Güçlü bir iyileştirme süreci'
Transformal nefes tekniği uygulayanlar yaşamlarında daha fazla fiziksel ve mental enerji, daha az eleştiri, ne olursa olsun mutlu olabilme, mental açıklık ve netlik, bol neşe, duygusal ve fiziksel acıların tamamen yok olması, kötü alışkanlıkların tamamen ortadan kalkması, hayatla ilgili zor sorulara cevap bulunması, daha sağlıklı ve enerjik bir yaşam tecrübe ediyor. Transformal nefes terapisi şu anda dünyanın en hızlı yayılan ve en etkili arınma tekniği. İyi nefes alıp vermeye başlamak bugüne kadar 1000'in üzerinde kişinin hayatını değiştirdi, hepsinin yaşamına sağlık, mutluluk ve huzur getirdi. Transformal nefes, kendi kendini iyileştirici ve dönüşümsel bir süreçtir. Ayrıca, bastırılmaların bütünlenmesine ve bilinçaltının daimi temizliğine yol açan güçlü bir kendi kendini iyileştirme sürecidir.
Nefes alma tekniği ne kadar eski?
Nefes aslında en eski uygarlıklardan bugüne gelmiş bir şifa metodu. Nefes almanın faydaları hakkındaki bilgilerimizin de çoğu eski Doğu felsefelerinden geliyor. Bilinçli nefes almanın gücü, Doğu'da yüzyıllar boyunca manevi aydınlanmanın bir aracı olarak kullanılmış. Akıl-beden bağlantısına olan ilgi ve bu alandaki araştırmalar ise Batı'da hızla yayılmakta. Batılı araştırmacılar nefes alışkanlığımızı değiştirmenin zihinsel ve duygusal durumumuzu da değiştirdiğini keşfettiler.

Solunum kasları eğitilebiliyor
Fiziksel bir bakış açısıyla bakacak olursak nefesimiz yaşam ile olan bağımız. Yemek olmadan 30 gün dayanabiliriz, su olmadan ise üç gün, fakat nefes almadan geçireceğimiz üç dakika içinde ölürüz. Çoğu insan, nefes alıp vermekle sağlıklı olduğunu sanır. Ancak gerçek şudur ki, derin ve tam olarak nefes almadığımız takdirde vücudumuz ihtiyacı olan oksijeni alamaz. Oksijen hücreleri besler ve pek çok insan ise hücrelerini oksijenden yana açlığa mahkûm eder. Bu kadar insanın kendini sürekli yorgun hissetmesine şaşmamak gerekir. Oysa çözüm nefes alışverişimizin bilinçli olarak yeniden yönlendirilmesi kadar basit. Nefes alışveriş şeklimiz yeniden programlanabilir ve solunum kaslarımız yeniden eğitilebilir. Bu yapıldığı takdirde ise yaşamımız sadece neşe, canlılık ve enerjiden ibaret olabilir. Hollywood yıldızları başta olmak üzere dünya çapında milyonlarca insanın nefes alış kapasitesini artırmak için çalışmalar yapıyor olmasına şaşırmamak lazım.
Dünyada bu terapi daha çok nerelerde yaygın?
Pek çok yönteme göre daha zor olmasına karşın kesinlikle dünyanın en kısa sürede, en hızlı şekilde ve en etkili sonuçlarını veren sistem. Bu sistemi son üç senedir dünyanın birçok yerinde birçok kişi ile uyguluyorum; Türkiye, İngiltere, Amerika, Meksika, Hawaii, İtalya, Hollanda. Listem bu şekilde uzayıp gidiyor. Her yaş, her konumdan insanlarla çalıştım. Bir genelleme yapmam gerekirse bu insanların hepsinin ortak ve en önemli özelliği kendilerine değer veriyor olmaları. Çünkü bir insan ancak kendine değer veriyor ve kendini seviyorsa kendi yaşamının kontrolünü eline alıp istediği her şeyi gerçekleştirebiliyor.
Nefes özellikle Amerika'da çok yaygın. Sanırım bu işler biraz da bulunduğunuz yerdeki terapistlerin başarısıyla ilgili. Artık Türkiye dahil tüm dünya bu konularla ilgili. Ancak o kadar hassas bir konu ki insanlara yapmak istediklerini yapabilme gücünü verdiğinizde ve sonuç aldığınızda katlanarak büyüyor, en ufak bir yanlışta ise sistem sizi tamamen çökertebiliyor. Şahsen nefese en fazla ilgilinin İstanbul, Meksika ve Los Angeles'ta olduğunu tecrübe ettim. Los Angeles'ta aklınıza gelebilecek herkes, tüm ünlüler, tüm sanatçılar nefes çalışıyor. Meksika'da yaşayan Amerikalılar, Türkiye'de ise sosyo-ekonomik düzeyi yüksek kişiler diyebilirim.
Ruhsal hastalıklarda da nefes terapisi işe yarıyor mu?
Tabii ki yarıyor.
Nefes terapisi ne kadar yeni bir teknik? Ne zamandan beri uygulaniyor?
Yüzyıllardır... Benim uyguladığım sistem ise yüzyıllardır uygulanan nefesle şifa metotlarının bilimsel olarak sentezlenmiş hali. Son 30 yıldır çok yaygın.
Orijini nedir?
Amerika.
Nefesi doğru almak kadar bulunduğumuz ortam da önemli degil mi? Çünkü büyükşehirlerde yaşıyoruz ve burada havanın nasıl olduğu malum. Terapinin nerede uygulanması gerekiyor?
Havanın kalitesiyle bu sistemin pek bir ilgisi yok.

* * * * *

Daha fazla oksijen daha fazla yaşam enerjisi demek
Nefes terapisi seanslarında neler yapılıyor?
Bir saat boyunca transformal nefes ile açık bir dalga gibi nefes alırsınız. Nefesi ağızdan alıp karından başlayarak tüm nefes sisteminizin bağlanması ve hiç beklemeden rahatça nefesi bırakmak ve tekrar aralıksız bir şekilde başlamak...
İşte bu şekil enerjetik olarak yüksek ve kapalı bir ortam yaratır ki burda transformasyon doğal bir şekilde gerçekleşir. Bu prosesi güvenli bir şekilde yaratabilmek için şunlar kullanılır: Eller, vücut taraması, sesler, niyet, onaylamalar ve yüksek bilinçleri dahil etme.
Seans içinde bilincin tüm seviyelerinde dönüşüm geçireceksiniz (fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal). Her seansta doğum travmasını, geçmiş yaşam tramvalarını, baskılanmış duyguları ve negatif düşünce şekillerini güvenli ve kolay bir şekilde iyileştireceksiniz.
Kimler bu terapiden faydalanabilir?
Herkes. Yaş, sağlık durumu, fiziksel durum ne olursa olsun herkes nefes alıyor değil mi? Ee o zaman herkes nefes terapisi yöntemlerini deneyebilir..
İyi nefes alıyorsak hastalanmaz mıyız?
Günümüzde başlıca hastalıkların ortalama 40'ı 'anarobik' rahatsızlıklar. Yani aslında hastalıkların çoğu oksijenli ortamda oluşamıyor. Eğer bedenimizde yeterince oksijen, yaşam enerjisi varsa aynı anda hastalığın da olması mümkün değil. Bu tür anarobik hastalıklar arasında sayabildiklerimiz kanser, astım, kemik rahatsızlıkları, kronik ağrılar (baş, sırt, boyun) kemik erimeleri, artritis, tüm sinir hastalıkları, panik atak... Liste bu şekilde uzayıp gidebiliyor.
Terapi hastalıklara karşı nasıl etkili oluyor?
Bedenimizdeki bir hücrenin içerisinde aynı anda hem oksijen, nefes, yani yaşam enerjisi olması hem de o hücrenin sağlıksız olması, hasta olması mümkün değil. Nefes terapi sistemlerinde bedenimize normalde çok daha fazla oksijen (yaşam) enerjisi girdiği için hastalıklı, yani içerisinde artık yaşam enerjisi, oksijen, sağlık kalmamış hücreler içlerine bu enerjinin girmesiyle canlanıyor. Sağlıksız olan hücreler sağlıklı hücreye dönüşüyor. Aslında çok basit bir süreç.

* * * * *

Toksinler vücuttan nefesle atılıyor
Nefes terapisinin yararları neler?
Son yapılan bir araştırmalar her gün aldığımız toksinlerin yüzde 70'inin nefes ile atıldığını ortaya koyuyor.
# Derin, tam nefes, aynı zamanda iç organlar ve karın kaslarına masaj yapıyor ve güçlendiriyor.
# Yine araştırmalar gösteriyor ki diyafram nefesini öğrenen kalp hastaları kalp sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebiliyorlar.
# Araştırmacılar yüksek tansiyon bulguları ve endişenin bilinçli nefes alarak hafifletilebildiğini kanıtladılar.
# Etkin nefes almanın fiziksel faydalarının yanı sıra, bazı özel nefes alma teknikleri duygusal strese de yöneltilebilir.
Grup ve bireysel seanslarda Amerikalıların yüzde 90'ının, Türklerin ise yüzde 80'inin nefeslerini kısıtladıklarını gözlemledik. Kısıtlama, hoşumuza gitmeyen bir duyguyu kabullenmekten kaçınmak için nefesimizi tuttuğumuz zaman ortaya çıkıyor. Nefesimizi tutarak duygularımızı deaktive ediyoruz, böylelikle bu duygular baskılanıyor ve bilinçaltımızda saklı kalıyorlar. Bu duyguları baskılamaya devam etmek (yani hepsini içimizde tutmak) korkunç bir enerji gerektiyor ve bedenimizde kronik gerginliğe yol açıyor. İşte bu yüzden sabahları yataktan kalkmak için enerjimiz yok. İşte bu yüzden hastalanıyoruz, yaşlanıyoruz. Hücrelerimiz bu yüzden ölüyor.

Bastırılmış duyguları temizler
Transformal nefes tekniği nefesi açıp temizler:
Daha iyi sağlık: Detoksifikasyon kapasitesinin artışı
Daha çok enerji: Artan nefes
Daha çok denge: Güç ve bağışıklık oluşur.
Oksijence zengin kanın sağlıklı hücre yenilenmesi için anahtar olduğu kanıtlanmış bir şey, beslenmemizin önemli olduğu gibi. Duygusal ve zihinsel olarak transformal nefes bilinçaltını temizler. Stresi çözer ve rahat tepki vermenizi sağlar. Hücresel hafızadaki geçmişe ait tramvalarını temizler. Öfke, korku, tedirginlik, suçluluk ve üzüntü gibi bastırılmış duyguları temizler.
Transformal nefes tekniği sayesinde nefes alma şeklinizi derin ve tam bir diyafram nefesine dönüştürürsünüz. Bu süreçle hücresel hafızanızın tüm seviyelerindeki negatif enerjiler temizlenir ve bu daha canlı, genç ve kendinizle olduğu kadar başkalarıyla da daha rahat olmanızı sağlayar.
Transformal nefesin etkili olduğu alanlar nelerdir?
# Bağımlılık, rehabilitasyon
# Sigara
# Görmede düzelme
# Kanser
# Astım
# Doğum
# Baş ağrıları ve migrenler
# Depresyonlar
# Sindirim problemleri
# Sürekli yorgunluk
# Kısırlık
# Uykusuzluk
# Kalp sağlığı
# Korkular
# Menstrüel (adet) dönemler
# Panik ataklar
# Stres
# Cilt sorunları

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
06 Ekim 2008, 23:51:07
 
Vip Üye

 Nerden :
 Mesajlar : 1672
 Konular : 1091
 Üye İd : 23
 Rep Gücü : +2372/-0

Offline Offline

Üyelik Bilgileri
 
« Yanıtla #2 : 06 Ekim 2008, 23:51:07 »

Tıpkı bir psikiyatri seansındaki gibi hastanın öyküsü detaylı şekilde alınıyor. Ardından klasik muayeneye geçiliyor. Gerekirse tahliller isteniyor. Teşhis konulunca da hastaya neredeyse yan etkisi olmayan, güvenli ilaçlar veriliyor. Bu yöntemin adı homeopati. Yöntemin eğitimini Fransa'da Claude Bernard Üniversitesi'nde alan ve şu anda Türkiye'de uygulayan birkaç kişiden biri olan Yaşasın Hayat Kliniği'nden Dr. Evren Altınel, homeopatinin kanser tedavisinin yan etkilerini gidermede, bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda, dermatoloji, romatizma gibi hastalıklarda güvenle kullanılabileceğini söylüyor.
Homeopati nedir?
220 yıllık bir geçmişi olan, aslında tıbbın atası Hipokrat'a kadar dayanan bir tedavi yöntemi. "Benzer, benzer ile tedavi edilir" sözü aslında ilk Hipokrat tarafından sarf edilmiş. Sağlıklı olan kişiye, hastalık yapan madde uygulandığında ortaya klinik belirtiler çıkar. Aynı bulgu ve belirtilere sahip hasta kişiyle karşılaşılaştığımızda, aynı maddeyi, ancak çok düşük dozlarda uygularsak klinik anlamda bir iyileşme gözleniyor. Buna homeopatik tedavi diyoruz.
Bunu örnekleyebilir misiniz?
Sözgelimi arı sokmasında bir ilacı gereken dozda verdiğinizde çok etkili olur. Zaten kullandığımız ilaç da arının bütününün ezilip laboratuvarda birtakım işlemlerden geçirilip 'sulandırılmış' formudur. Ama bunun yanı sıra tıpkı arı sokmasındaki gibi şişkinlik, kızarıklık, zonklayıcı tarzda ağrı, soğuk uygulamanın iyi gelmesi gibi etkiler söz konusu. Eklemde yangı durumunda, yılan, sinek sokması gibi durumlarda aynı ilacı kullanabiliyorsunuz.
Homeopati nerelerde kullanılıyor?
Romatizmal hastalıklar, dermatoloji, kulak-burun-boğaz hastalıklarının önemli bir bölümünde, jinekoloji, doğumu kolaylaştırma gibi alanlarda kullanılıyor. İşin başı yakınmayla gelen olgunun öyküsünü çok iyi almak ve ayrıntılı muayene etmekten geçiyor. Homeopatinin çok derin bir sorgulaması var. Hastanın ağrıyı nasıl tarif ettiği önemli. Sancı şeklinde mi, bıçak saplanıyor gibi mi, yanıyor mu, zonkluyor mu, süreğen mi yoksa anlık gidip gelme şeklinde mi? Yanıtlar yapacağınız tedaviyi etkiliyor.
Homeopatide ilaçları çok iyi tanımak gerekiyor. 3 binden fazla madde ilaç olarak kullanılıyor. 1500'ü oldukça aktif. Homeopat olarak çok sık kullandıklarımız ise 500 tane, ki bunları hatmetmeniz gerekiyor. Çünkü her birinin ayrı ölçüsü var. Sağlıklı kişiye bu ilaçları verdiğinizde hasta kişideki semptomlar çıkıyorsa ancak o zaman kullanılabiliyorlar. Homeopati, bitki ilaçları demek değil. Kullanılan ilaçlar tabii ki doğadan geliyor. Regl öncesi baş ağrısı çekenlerde, menopozda vb. kullandığımız ilaçlar var. Kimi yerde seyreltilmiş yılan zehri kullanıyoruz.
Bir nevi çivinin çiviyi sökmesi gibi...
Böyle de denebilir. Klasik tıpta ise hastalığı karşıtıyla tedavi etme söz konusu. Tansiyonunuz varsa antihipertansif ilaç, ateşiniz varsa ateş düşürücü alıyorsunuz. Homeopatlar olarak matematikçilerle çalışıyoruz. Seyreltme dereceleri önemli.
Homeopati ne kadar yaygın?
Edirne'ye kadar çok yaygın. Ortadoğu'da İsrail dışında neredeyse yok. Fransa, İngiltere, Amerika, Kanada, Hindistan, İskoçya, Almanya, İtalya, İspanya, Güney Amerika, Kuzey Afrika ülkelerinde yaygın. Fransa'da hayatı boyunca en azından bir kez homeopatik tedavi görmüş kişilerin oranı yüzde 70, düzenli olarak homeopati tedavisi alanlar ise yüzde 35-40 civarında.
Homeopatiyi koruyucu anlamda kullanabiliyor muyuz?
Homeopatinin en önemli özelliklerinden biri bu. Romatizma, alerji, kronikleşmiş gastrit, dermatolojik sorunlar, onkoloji hastası olup kemoterapi veya radyoterapi almış, onun yan etkileriyle boğuşanlara homeopatik ilaçlar verilebiliyor. Romatizmada alevlenmelerin hem şiddetini hem de sıklığını azaltıyor. Homeopati kanseri tedavi etmez ama tedavi yan etkilerini giderir.
Psikiyatride de işe yarıyor mu?
Belli bir yere kadar kullanılabilir. Şizofreniyi tedavi edemezsiniz ama depresif semptomlar, uyku sorunları, panik atak ve bağımlılık hallerinde kullanılabilir.
Kolay yanıt alınan hastalıklar neler?
Üst solunum yolu enfeksiyonları, tekrarlayan orta kulak iltihaplanmaları, romatizma, sindirim sistemi sorunları, üroloji. Kataraktı en azından frenleyebiliyor.

İlaçlar hem ucuz hem de güvenli
Neden homeopatiyi tercih edelim?
Ucuz bir tedavi, ilaçların kullanımı kolay, yan etkileri hemen hemen hiç yok ve güvenli. 7'den 70'e herkes kullanabilir. Vücudumuzda mitokondri adı verilen hücrenin içinde bulunan çok değerli bir organel var. Bunun aslında bir tür bakteri olduğu Japonlar tarafından belirlendi. Antibiyotik kullandığımızda vücudumuzda hastalık tablosu yaratan virüs ve bakterileri yıkıma uğratırken çok değerli mitokondriler de kayba uğruyor. O zaman antibiyotikleri ne kadar az kullanabilirsek o kadar iyi. Olabildiğince dar spektrumlu antibiyotik kullanalım.
Kimler homeopatiden yararlanabilir?
Herkes faydalanabilir... Kısıtlama olduğu zamanlarda homeopatik ilaçların kullanımı daha mantıklı. Gebelik, yeni doğan bebekler, yaşlılık, karaciğer-böbrek sorunu olanların vücuduna daha az kimyasal girmesi gerekir. Ama her yaştan herkes faydalanabilir homeopatiden.
Homeopatlara nasıl ulaşabileceğiz?
Sağlık Bakanlğı'nda homeopatinin yeri henüz netleşmiş değil. Fransa'da üst ihtisas şeklinde eğitim alıyorsunuz. Ben aile hekimiyim. İki yıl homeopati eğitimi aldım. Homeopati, Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği destekleyici tedaviler listesinde yer alıyor. Gebelerde, yaşlılarda ve çocuklarda homeopatik ilaçlar son derece güvenle kullanılabiliyor. Yardımcı tedavi diyoruz ama bazen birincil tedavi olabiliyor.
İlaçlar Türkiye'de var mı?
Türkiye'de yok. İlaçlar, klasik tıptaki ilaçlara göre çok ucuz. Tedavi çok kişiye özel. Son 50 yıldır tıbbı standardize etme çabası oldu. Bu standardizasyondan çıkılmalı. Hastalık değil hasta vardır.
İlaçlar nerede üretiliyor? Nasıl ilaçlar bunlar?
En büyük üretici Fransa'da. İlaçların tablet, enjeksiyon ve granül formları var. Kişinin yakınmalarının derecesine göre ilaç verilmesi gerekiyor. Bu nedenle homeopat mutlaka doktor olmalı. Birkaç aylık eğitimin ardından verilen sertifikayla homeopat olunamaz.
İlaçlar daha pratik ve ucuz. İlaçların bir tüpü kullanım süresi değişmekle birlikte 1.6-1.8 avro civarında. Şu anda kullanılan kimyasal ilaçların üçte, dörtte biri fiyatına yani.
Homeopatik tedavi almaya karar veren kişi nelere dikkat etmeli?
Referans yoluyla gidilmeli. Eğitimine mutlaka bakılmalı. Kurs ve sertifikalarla homeopat olunmaz.

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
06 Ekim 2008, 23:51:23
 
Vip Üye

 Nerden :
 Mesajlar : 1672
 Konular : 1091
 Üye İd : 23
 Rep Gücü : +2372/-0

Offline Offline

Üyelik Bilgileri
 
« Yanıtla #3 : 06 Ekim 2008, 23:51:23 »

Gözlerinizi kapatıp, birtakım hareketler yapıyorsunuz ve tüm bedeniniz gevşiyor. Kendinizi huzura ermiş, başka bir âleme gitmiş gibi hissediyorsunuz. Üstelik omurganız esnekleşiyor. Bu da sizi daha enerjik yapıyor. Bunu sağlayan ne mi? Yoga. Çoğu kişinin akrobatik hareketlerden oluştuğunu sandığı yoga, adeta bir stres savıcı. Memorial Hastanesi Tamamlayıcı Tıp Bölümü'nden Dr. Neslihan İskit, ister bir saat ister 15 dakika yapılsın yoganın etkisinin hemen görüldüğünü, özellikle yüksek stres yaşayan öğrenciler ve işadamlarında çok işe yaradığını söylüyor.
Yoga nedir?
Yoga aslında 5 bin yıllık bir yaşam felsefesi. İlk kaynak aldığı yer Hindistan. Yoganın Hindistan dışındaki yerlerde de hızla yayılmasının nedeni yüksek stres. Çünkü yoga öyle ilginç bir şey ki, eğer yaşamınıza doğru bir şekilde sokabilirseniz müthiş bir stres savıcı.
Stres yaşamımızın en ana noktalarından biri. Kalp hastalıklarının, kanserin ana nedeni stres. Dolayısıyla stresimizi yönetmemiz lazım. Bunun pek çok yolu var; tatile gitmek, klasik müzik dinlemek, hobilerle uğraşmak... Ama neden yoga? Çünkü yoga kuralına uygun yapılırsa bizi strese sokan şeyleri uzaklaştırdığı gibi eskiden bize stres veren şeyleri stres olarak algılamamayı sağlıyor. Diyelim ki bundan iki yıl önce trafikte kaldığınızda saçınızı başınızı yoluyor idiyseniz yoga yapmaya başladığınızda bunu kendinize vakit ayırma fırsatı olarak görebiliyorsunuz.
Yoga, birtakım zor, akrobatik hareketler demek değil. Yoga, beden hareketiyle aklımızı ve ruhumuzu bir noktada toplamaya yarar. Yoga yapınca eskiden kızdığınız şeylere kızmıyorsunuz, hayattan daha çok keyif alıyorsunuz, zorlukla karşılaştığınızda kendinize birkaç dakika ayırıp nefesinizi ayarlayabilirseniz, zorluğun o kadar büyük olmadığını görüyorsunuz.
Kendi kendimize evde yoga öğrenebilir ve yapabilir miyiz?
Yapılabilir ama benim tavsiyem, yoga yapmaya karar verirseniz en az üç-dört ay bir uzmandan yardım almanızdır. Ben Hindistan'da veya Amerika'da eğitimler alırken sürekli yoga yapıyordum ve çok eksiksiz yaptığımı düşünüyordum. Mükemmel yaptığımı düşündüğüm bir hareket sırasında hocam omzumu parmağıyla bir cm. itti ve birdenbire bütün omurgam yerine yerleşti. Dolayısıyla yogayı kendi kendinize yapabilir ve öğrenebilirsiniz. Ama nefes teknikleri zordur. Eğer bir öğretmeniniz varsa nefes tekniğini bir kere öğrenir ve ömür boyu kendi kendinize yapabilirsiniz. Yeter ki doğru öğrenin. Nefes tekniği neymiş, beden nasıl kullanılır bir merkezde öğrenilmeli. Hiç imkânı olmayanlar, kitaplardan VCD ve DVD'lerden öğrenenler fırsat bulduklarında mutlaka gidip bir merkezde görmeliler.
Yogaya başladıktan sonra kas ağrıları oluyor mu? Olumlu etkilerini ne zaman görmeye başlıyorsunuz?
Yogayı bitirdiğinizde derin gevşeme bölümü vardır ve mutlaka etkisini o sırada hissedersiniz. Hocanın sesi size uzaktan uzaktan gelir. Çünkü çok gevşemişsinizdir. Etkisini, yaptığınız andan itibaren hissedersiniz yoganın. Spor kaslara yönelik bir çalışmadır, kasları kuvvetlendirir ama kısaltır. Yoga ise, kemiklere, eklemlere özellikle omurgaya yöneliktir. Yogada amaçlanan omurganın çok esnek olmasıdır. Hatta şöyle denir: "Omurgan ne kadar esnekse sen de o kadar gençsin." Çünkü bedendeki enerji akışının omurganın içinde olduğu düşünülüyor. Bu akışta bir sorun yoksa kendinizi iyi hissediyorsunuz. Yogada hamlanma çekilmez, kaslarımızı uzatır, kısaltmaz.
Yoga zayıflatır mı?
Yoga, özellikle zayıflatmaz ama aşırı kilo almanın nedenlerinden biri strestir. Stres uzaklaşmaya başladığında kimse bedeninde fazla kiloyu taşımak istemez. Zayıflamaya karar veren kişiye yoga yardımcı olur. Özellikle diyetinizle beraber yaparsanız etkili olur.
Yoga her gün mü yapılır?
Yogada bedeninizi dinlemeyi öğrenirsiniz. Bazen bedeniniz size her gün yaptırır bazen haftada iki-üç kez... Birden kalkarsınız ve yoga yapmanız gerektiğini düşünürsünüz. Yoga yaptığınız saat çok önemlidir ve bu beden tipinize göre değişir. Bunu ancak bedeniniz size haber verir. Bazıları için sabah, bazıları için akşam uygundur. Bunu beden söyler. Unutulmaması gereken en az iki-üç üç saat önce yemek yemiş olmanızdır. Ayrıca yoga yaptığınız yerin temiz, ısısının iyi olması gerekir. Mesane ve bağırsaklar boş olmalı. Yogaya başlamadan önce yarım bardak su içilmeli.
Bir yoga seansı ne kadar sürer?
Yogada her hareketin mutlaka bir tamamlayıcısı vardır. Bedeni biraz ısıtarak başlarız. Yogada mutlaka nefes çalışması gerekir. Bir saat yaptıysanız 5-10 dakika derin gevşemeyle bitirirsiniz. Sadece üç defa 'güneşe selam' serisi de yapabilirsiniz ve bu sadece 15 dakikanızı alır. Yoga için zorunlu bir süre yok, ama önerilen haftada üç kez yapmanızdır. Aslında 1-1.5 saat ayırmak gerekir ama bunlar kural değildir.
Yoga yapmak için yaş sınırı var mı?
90'ında da yapılabilir. Yaş sınırı yok.
Yogayı doğru yapmazsak bize zarar verir mi?
Hayır vermez. Beden o kadar akıllı ki... Diyelim ki kapasitenizi zorlayan bir hareketi yapmaya çalıştınız, bedeniniz hemen sizi uyarır ve o hareketi yapmanıza izin vermez.

'Yoga herkesin hakkı'
Özellikle yoga yapması gereken gruplar var mı?
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne 'Yoga herkesin hakkıdır' diye bir madde konulması gerekir bence. Çünkü o kadar iyi hissettiren bir şey ki. Evde bir kişi bile yoga yapıyorsa o evin huzuru artıyor. Dolayısıyla inşallah herkes vakit bulur ve ömrünün bir döneminde başlar. Yoga yapmaya başlayıp vazgeçen kimse bilmiyorum. Anaokulunda yoga yapan çocuklar bile yararlarını fark ediyor.
Özellikle yoganın faydasını görenler kimler?
Öğrenciler, işadamları çok faydasını görüyor. Çünkü yoğun stres altındalar. Bu yıl Memorial Hastanesi ramazan ayından sonra aşırı stres altındakilere yönelik yoga programı başlatıyor. Her çarşamba yapmayı planlıyoruz. Genelde ücret talep edilmiyor ama burada çok sembolik bir ücret istenecek.
Yoga yaparken vücutta neler oluyor?
Stresin bedenimizin çeşitli yerlerinde etkileri var. Birincisi fiziksel olarak gerginlik yaratıyor. Omuzlarımız, sırtımız, belimiz bundan etkileniyor. Yoga, duruşlarla bedendeki stresi ve gerginliği götürüp gevşeme yaratıyor. Yogada, aldığımız her nefesin bize yaşam enerjisi verdiği düşünülür. Stres çok hızlı nefes almamıza yol açıyor. Burnumuzu bırakıp ağzımızla nefes alırız stres sırasında ve çok yüzeyeldir bu nefes alıp-verme. Yoga sayesinde daha uzun sürede nefes alıp veririrz. Akciğer loplarımızı dahi nasıl kullanacağımızı yoga bize öğretir. Stres ajite edicidir. Stres yönetimi tekniğiyle yavaşlama ve akılda sakinlik oluyor. Huzur bizim rehberimiz oluyor. İlk yapışta bile insanı iyi hissettiren bir şey yoga.
Yogayı bıraktıktan sonra vücudumuz etkilenir mi?
Yoga insanda alışkanlık yaratır. Omurganız çok çabuk sertleşir yogayı bırakırsanız. Çünkü daha önce esnek olmaya alışmıştır.

'Doğru nefesle mucizeler yaratılıyor'
Yoganın iyileştirici özelliği hakkında bilgi verir misiniz?
Prof. Dr. Bingür Sönmez bir gün bana hastalarından 'memnun olmadığını' söyledi ve "Damarlarını değiştirmeme rağmen hastalar hızlı iyileşmiyor. Depresif döneme giriyorlar. Bununla baş edemiyoruz" dedi. Ona hastalara yoga uygulamayı önerdim. Üç yıl önce başladık ve çok iyi dönüşler aldık. Baypas yapılan hastalar göğüs kafesleri açıldığı için derin nefes almıyorlar genelde. Çünkü zannediyorlar ki derin nefes alırlarsa bir şeyler kopacak. Halbuki böyle bir şey yok. İyi nefes almadıkları, organları oksijenlenmediği için yara iyileşmesi gecikiyor ve depresif döneme giriyorlar.

Bedeni kullanmayı öğreniyorlar
Memorial Hastanesi'nde salı ve cuma akşamları saat 19.00'da hastalara yoga yaptırıyoruz, doğru nefes almayı, bedenlerini doğru kullanmayı ve mutlaka egzersiz yapmaları gerektiğini öğretiyoruz. Bütün bunlar hastaların yaşamına girdiğinde iyileşmeleri kolaylaşıyor. Ardından kalp hastalığı tanısı almış ancak henüz ameliyat olmamış hastalara yöneldik. Onları ameliyata almak yerine doğru nefes almayı, bedenlerini kullanmayı, beslenmeyi öğrettik. Bu durumda ya ameliyata girmelerine gerek kalmadı veya ameliyat dönemini uzattık.
Şimdi de kalp hastalığı riski olanlarla çalışma yapıyoruz. Bu grupta da çok iyi sonuçlar aldığımızı görünce hamilelere yöneldik. Neden hamilelik? Çünkü hamilelik başlı başına stresli bir şey. Vücudunuz, hormonlarınız, ruhsal dengeniz değişiyor. Anne olmanın getirdiği endişeler var; hem kendi hem de bebeğin sağlığıyla ilgili. Bunlar stres faktörü. Oysa ki hamileler en az stres yaşaması gerekenler. Kadın doğum bölümüyle ortaklaşa bir program düzenledik. Hamile kaldığını öğrendiği ilk günden doğurana kadar hamile kadınlarla yoga çalışıyoruz. Cumartesi günleri saat 15.00'te yapılan programımız herkese açık ve ücretsiz.

Sezaryen oranını azaltıyor
Türkiye'deki çok yüksek olan sezaryen oranı da normal doğuma yönlendirmeyle azalıyor. Tabii ki buna anne adaylarının doktorlarıyla birlikte karar veriyoruz. Neredeyse bütün kadın doğumcular yogayı destekliyor. Genelde normal doğum rahat geçiriliyor ve bu da doğru nefesle mucizeler yaratabileceğiniz anlamına geliyor. İnsanlar doğum sancısının zorluğundan söz ederler. Sancı lafı aslında yanlış.
O sırada sancı gelmiyor, bebeği yola çıkaran dalgalanmalar başlıyor. Bunları doğru yönlendirebilirsek her şeyin daha kolay olduğunu görüyoruz.
Hamilelere doğal doğumun faydalarını, aslında çok da korkulacak bir şey olmadığını gösteriyoruz.
Bu arada çocuklarda yüksek oranda hiperaktivite ve konsantrasyon güçlüğü görülüyor. Çünkü çok fazla uyaran, bilgisayar, TV var, seçenekler çok fazla. Çocuğun da bir işadamı gibi yoğun bir programı var. Sınavlar, okul başarısı...
Hamilelikteki faydaları neler?
Ayak şişmesi, ödem, bel ve sırt ağrıları olmuyor. Nefes alma teknikleriyle bulantı yaşanmıyor. Her ayda artan yorgunluk ve gerginlik olmuyor. Doğum sonrası yoga, karın kaslarının, rahmin çabuk toparlanmasını sağlıyor ve akciğerleri güçlendiriyor.
Çocuklar kaç yaşından itibaren yoga yapabilir?
Üç yaşından itibaren yapabilirler. Türkiye'de şu anda okul sonrası yogaya katılan çocuklar var. Yoganın terapi etkisi gösterdiği hastalıklar var. Mesela bel ve boyun ağrıları. Bunlar günümüzde bilgisayar kullanımının artışıyla ilgili. Bu sorunu olanlar yoga yapmalı; mucize etkileri var.
Yoga aynı zamanda depresyon, anksiyete ve panik atak için de birebir. Ani bir stresle karşılaştığınızda yoga felsefesinin size sunduğu hızlı gevşeme yöntemlerinden yararlanabilirsiniz. Diyelim ki eve gittiniz ama üzerinizde işten kalma bir gerginlik var ve onu evdekilere yansıtmak istemiyorsunuz. Üstünüzü değiştirirken kendinize bir-iki dakika ayırıp çabuk gevşeyebilirsiniz. Bunu sağlayan teknikler var. Bütün günün sonunda da uykuya dalmadan önce derin gevşeme tekniği uygulanabilir. Bedende taşımamanız gereken her türlü gerginliği atmanızı sağlayan teknikler bulunuyor.

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
06 Ekim 2008, 23:51:42
 
Vip Üye

 Nerden :
 Mesajlar : 1672
 Konular : 1091
 Üye İd : 23
 Rep Gücü : +2372/-0

Offline Offline

Üyelik Bilgileri
 
« Yanıtla #4 : 06 Ekim 2008, 23:51:42 »

Yastığınıza, banyo suyunuza damlattığınız, masaj yaparken kullandığınız yağlar şifa veriyor. Yöntemin adı aromaterapi. Bu aromatik yağların sakinleştirici, gerginliği giderici, hafıza kaybını azaltıcı etkileri var. Evdeki negatif enerjiyi atmak için greyfurt uçucu yağı, tartışmaları ve nezleyi önlemek için okaliptus. Aromaterapi uzmanı Aynur Gedik, neşeyi artırmak için portakal yağı, huzur ve ruhani koruma için de ıtır çiçeğinden faydalanılabileceğini söylüyor.
Aromaterapi nedir?
Çok yönlü iyileştirme sanatıdır. Bitkisel aroma yağlarıyla vücuda sağlık, zihninize denge sağlayıcı, ruhsal olarak enerjimizi dengeleyici terapi uygulama yöntemidir. Aromaterapide kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vb. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır. Bitkilerin içinde bulunan uçuçu yağlarını terapi amaçlı kullanmaktır. Kelime aroma olmasına ve çoğunlukla 'kokuyla iyileştirme' veya 'iyi hissetme' anlaşılmasına rağmen aslında 'herbal terapi' uzantısı olan farklı bir tamamlayıcı tıp dalıdır. Uçucu yağlar cilt tarafından vücuda emilir, nefes yoluyla akciğere ulaşır. Genel olarak stresi gidermek, vücudu canlandırıp toksinlerden arındırmak, çeşitli vücut rahatsızlıklarını gidermek için kullanılır.

Kanser hastalarını yatıştırıyor
Aromaterapi uzmanları aromatik uçucu yağların çeşitli metotlarla kullanılmasını önerir. Nefes yoluyla buğu ve aromatik lamba vb. yöntemler, yastık ucuna birkaç damla sürme, aromaterapi masaj, mendil ile gün içinde koklama vb. yöntemler bulunur. En etkili yöntem fiziksel rahatsızlıklarda masaj, banyo suları veya hafifleterek vücuda sürme, zihinsel etki için sürekli o aromatik ortamda bulunmadır.
Aromatik yağların sakinleştirme, canlandırma, uyandırma, refleks başlatma, reaksiyon güçlendirme, gerginliği giderme, genel olarak iyi hissettirme, kronik yorgunluğu giderme, hafıza kaybını azaltma, sigarayı bırakma, ameliyat sonrası kusma ve yorgunluk halini giderme, nörolojik zayıflığı güçlendirme, doğuma yakın gerginliği azaltma, genel ağrıyı giderme etkisi var. İngiltere ve Amerika'da kanser hastalarını yatıştırıcı ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak, mide bulantısı veya stresi gidermek için sigorta tarafından kabul edilen aromaterapi seansları doktor tarafından önerilir. Etkileri kanıtlanmamış olmasına rağmen HIV'li çocuk hastanelerinde veya terminal ölümcül rahatsızlıklarda, zihinsel sorunlar için hastanelerde aromaterapi seanslarıyla başarı elde edildiğini gösteren deneyimler var.
Hangi durumlarda, hastalıklarda aromaterapi kullanılabilir?
Aslında aromaterapi bir yaşam biçimi. Rahatsızlık döneminde, banyo sularında stres giderici, cildi güzelleştirici olarak kullanılabilir. Örneğin aşırı kavgacı bir yapınız var, kendinizi kontrol edemiyorsunuz veya çok kırılgansınız, çabuk üzülüyorsunuz. Aromaterapiden yararlanabilirsiniz.
Özellikle fiziksel rahatsızlıklarda, örneğin mikrop öldürücü, ödem giderici iltihap azaltıcı, spazm çözücü etkilerinden dolayı baş ağrısını veya adale ağrısını dindirebilir, romatizmal ağrıyı azaltabilir, şiş el ve ayakları yumuşatabilir, aynı anda sedef veya egzamayı iyileştirebilirsiniz. Evin enerjisini korumak, evin içinde kavga enerjisini azaltmak, eve yabancı kişiler girdiğinde kıskançlık veya aşırı gürültü sonrası evin tekrar huzurlu olmasını sağlayamak için yararlanılabilir.
Negatif enerjinin veya kıskançlık enerjisinin ev içine yayılmasını engellemek için misafir öncesi kışın kaloriferler üzerine yerleştirilen bir kâse su içine damlatılmış 10 damla greyfrut uçucu yağı bu enerjiyi emer. Aile içinde huzursuzluğu gidermek için oturma odalarında yerleştirlilen bir kâse içine 10 damla okaliptus yağı kullanılabilir. Nezle döneminde kaynatılmış soğutulmuş suyu bir spreyli şişe içine 15 damla okaliptus, 15 damla ıtır, 15 damla portakal yağı ekleyip havaya spreylerseniz evin içindeki mikrobu önleyerek nezle olma ihtimalinizi azaltırsınız. Neşe enerjisini portakal yağı ile yükseltirsiniz. Itır çiceği evin içinde huzur olmasını ve ruhani bir koruma sağlar.
Hangi yağlar ne için kullanılır?
Evi canlandırma: Sedir, çam, kuşdili.
Uyku düzenleyici: Papatya, lavanta.
Romantik atmosfer: Itır, portakal.
Zihinsel yorgunluk giderici yağlar: Lavanta, İngiliz nanesi, kuşdili.
Stres ve üzüntüyü giderici yağlar: Bergamot, neroli, papatya, lavanta, sandalağacı

Duyguları dengeleyici yağlar
Bergamot: Ruhsal ve bedensel denge.
Yasemin: Arzularımızı dengeler.
Havuç yağı: Duru görüşü güçlendirir.
Kır papatyası: Kabullenme gücümüzü güçlendirir, içsel kavgayı sakinleştirir.
Misk adaçayı: Zihinsel açıklık verir, olayları olduğu gibi görmemizi güçlendirir. Renkli ve mutlu rüya görmeyi sağlar.
Kişniş: Cesaret ve kendine güveni artırır.
Fenol: Kendini ifade etmeyi artırıcı.
Zencefil: Duygusal ve bedensel denge.
Limon: Duyguları ferahlatır.
Kananga: Afrodizyak etkisi sağlar
Aromaterapinin özellikle etkili olduğu alanlar nelerdir?
Mide rahatsızlıkları, kolit, gaz, hazımsızlık, ağrı, iç ve dış apseler, cilt rahatsızlıkları, alerjiler, astım, iştahsızlık ilk akla gelenler...

* * * * *

Itır rahat uyutur, zencefil başarıyı artırır
Gündelik hayatımızda da bitki ve yağlardan faydalanabilir miyiz?
Ev için kendimize doğal, sağlıklı oda spreyi hazırlayabiliriz. Mikrop öldürmek veya böcekleri engellemek için hintdefnesi, lavanta, okaliptus kullanabiliriz. Yastığımıza papatya veya ıtır damlatıp rahat bir uykuya dalabilir; sivrisinek ısırmasına karşı vücudumuza citronella veya limon sürüp rahat bir uyku çekebiliriz. Ayrıca temizleme suyuna hintdefnesi, lavanta damlatıp evi silerken mikropların ölmesini, aynı anda evin güzel kokmasını sağlayabiliriz. Başımız ağırdığında papatya yağını hafifçe şakaklarımıza ve ensemize sürerek ağrıyı dindirebiliriz.
Doğru organik yağları seçip yemeklerde kullanabiliriz (sırf gıda için hazırlanmış yağ olmalı).

Kepeğe çözüm
Şampuanımıza biberiye ve hintdefnesi ekleyip kepeğe karşı koruma sağlayabiliriz. Sinirimiz bozukken papatya veya gülyağıyla masaj uygulayıp ya da boynumuza, burnumuza sürüp sakinleşebiliriz. Elbiselerin güzel kokması ve küfe karşı korunması için bir pamuk üzerine hintdefnesi, hintsümbülünü gardıroplara koyabiliriz.
Kalorifer veya şömineye arzu ettiğimiz yağdan birkaç damla bir kâse içinde suya döküp bütün evin güzel kokmasını sağlayabiliriz.
Ders çalışırken veya dikkatimizi toplamak için limon fesleğen, bergamot kullanabiliriz. Evde çocukların kendine güvenini artırmak için odalarında zencefil, greyfrut, yasemin gibi yağları spreyliyebilir veya koloriferlerin üzerine koyabiliriz. Hafızamızı güçlendirmek için biberiye, fesleğen ve kekik kullanabiliriz. Unutkanlığa karşı ise limon, karabiber kullanabiliriz.

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın

Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
06 Ekim 2008, 23:52:00
 
Vip Üye