| 26 Ağustos 2008, 06:08:46 |
|
|
|
|
Reklamcı
|
Bu Sıfırlarda nerden geldi google.com
Konu: Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! (Okunma Sayısı 171 defa)
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! oyunları, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! programı, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! oyunu indir, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! program yükle, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! download, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! hikayeleri, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! resimleri, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! haber, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! yükle,
Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! videosu, Herşeyi sana yazdım... Seni de herşeye !!! msn eklentisi, şarkı sözleri
|
|
|
Logged
|
|
|
| 26 Ağustos 2008, 06:10:22 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 26 Ağustos 2008, 06:10:22 » |
|
Saçlarımı bırakıyorum lavabona, yatağına, yastığına... terinle yapışmış bir tanesi omzunla boynunun kesiştiği kıvrımda.
Göz yaşlarımı bırakıyorum avucuna, göğsüne yattığımda tenine yağdırdığım göz yaşlarımı bırakıyorum sana. Nefesini, atışı varlığının en büyük kanıtı olan kalp sesini dinlerken, gidecek olmanın yaşını bırakıyorum tişörtüne. Buharlaşıp kuruyacak daha ben gitmeden! Taze anılar bırakıyorum sana. Kokusu beynimize kıvrılan yeni anılar. Ve güzel güneşli günler bırakıyorum ardımda. Mutluluğu yansıtmanın çok yakışacağı çakmak gözlerine...
Bitmeye başlayalı çok olmadı. Görmüş, beğenmiş, sevişmiştik
Kar ayaza kesiyor içim üşür Vur yüreği zalimce aşka düşür Meşk nerede sevdiğim sen söyle Az gelir yaşamak bana söyle
Sonra acımasızca saldıran yalnızlığımıza karşı ittifak oluşturduk. Güçlenmeye ihtiyacımız vardı, ayakta kalmaya, yalnızlığa dayanabilmek için bir süre daha. Çıkıp geldim peşinden. Çağır istedim. Gel de istedim, dedin sende. Biteceğini, bitmesi gerektiğini biliyorduk. Hatta pek de gizli olmayan bir övünç duyuyorduk ezberletilmiş sevgilerin dışına taşabilmenin, biteceğini bilmenin yaralamasına izin vermeyişine. Sonsuzluk işaretinin kesişim noktasıydık biz sadece. Sen beni şimdiki zamana bağlıyordun. Geleceğin ne olacağı umurumuzda bile değildi. Ben hazırdım sonsuzluğun sonunda damarlarıma verilecek acıya. Şimdi yavaş yavaş geliyorum kendime. Dün gece verilmeye başlandı zehir damarlarıma. Acı eşiği aşıldığından sadece çenemi kasıyorum. Artık sıkı değil yumruklarım, direnmiyorum. Sonsuzluk bitiyor. Ayrılıp kesişim noktamızdan, hızla devineceğiz ters istikametlere.
Yar yüreğinin deli bekçisiyim Sevdanın kapında nöbetteyim
Her saat sesinde gitmelerin korkusu Her günün sonunda birikir yokluğunu tortusu
Ben çelindim. Çalındım bir rüyanın, insanların sevgi kalıplarının birine itildim, birşey yapmamanın güçlüğünde. Tam kaybediyordum ki kendimi o ezberin içinde, tutup çıkardın beni, çektin yine... İnişe geçmeye henüz başlamış olan bir su kuşu gibiydim, sanki kırıldı kanadım ve çakıldım yere! Sonsuzluğun bitecek olduğunun gerçekliğine! Konuşamıyor, inliyordum ama duymuyordun beni, O an sessizliğimden korkuyordun! Bir rüyanın en güzel yerinde uyandırılmış gibi oldum. Bir rivayete göre insan beyninin kaldığı yerden devam edebilmesi için uyanınca iki soruya yanıt bulması gerekirmiş: “Burası neresi ve saat kaç?” Sonsuzluğun sonunda ve sensizliğe üç kala buldum kendimi. Üstelik bunun beni bu denli sarsacağından senin de benim de haberimiz yoktu ve işte bu yüzden yaptığın suç değildi.
Kar beyazı düşüyor saça Yar adını koyuver ölüm kaça Bir iptir bedeli çok deme sakın An gelir ödenir..
Böyle olsun istemezdim. Kurallara sokamadığımız, sokmayı da denemediğimiz ilişkimize böyle bir sonu layık görmedim ama oldu bir kere. Belki bir gün yine bir şekilde, bir flaş patlaması kadar süren koca bir zaman diliminde yine geleceğiz göz göze. Ama şimdi gitmeliyim zira emir büyük yerden!
Sana saçlarımı bırakıyorum, göz yaşlarımı bırakıyorum. Kapının üzerine, “ilacını içmeyi unutma” yazılı bir not, ayakkabılığa bir bardak su bırakıyorum. En derin yerinden kalbimin, en derin yerine kalbinin, sevgimi bırakıyorum! Öyle çok seviyorum ki seni, işte o yüzden gidiyorum!
Dilimden düşmüyor kolaysa gel de al İçimden söküp aşkını Çektiysen kahrımı helal et hakkını ZORLU SEVDAM hoşçakal..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 26 Ağustos 2008, 06:10:55 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 26 Ağustos 2008, 06:10:55 » |
|
Ben savaşı kendi yasaklığımda kaybettim... Daha yolun yarısına bile gelmemiş bir ömrün, olmazlara mahkum sevdasında yenildim hayata. Öğrendiysem de seninle, hayatın yalnızca olduğu gibi olduğunu; yine de beceremedim boyun eğen suskunluğu. Sen gittin. Kasım yağmurları geldi bu kente. Varlığınla ısınan şehir bak üşümeye başladı bile. Oysa biz hiç üşümemiştik seninle. Ne ben, ne sen ne de bu kent... Güneşler doğurmuştuk biz ısıstan, her sabah bu kentin üstüne. Sonbahar mıydı yoksa bahar mı, bilemedim seninle. Kentim de anlamadı mevsimini, yüreğime gelişinle.
Eylüldü... Bahar gibi bir eylül. Geldim. Kimliğine aşk eklendi senin. Yüreğime sen. Sendeki adıma ekledin de yıllar öncesinden kalma sesimi; bir sevda çıktı ortaya, yasaklığa mahkum olmazlarda gizli. Yazık ki zamansız kurulan bir cümleydim ben senin için. Sense geç kalınmış bir sevda. Ben seni çok geç öğrendim. Sırlarını açarken bir bir gözlerime, sığdırabilirim sandım aşkı, "bir"leşen ayrı mekanlardaki iki yüreğe.
Ekimdi... Şahitti şehir aşka. Koca kent ufaldı sevdamızda. Bilmedi taksim bizi, görmedi Kız Kulesi birleşen ellerimizi. Bir durak, bir zindan, bir de ağaç... Şahidimdir Haliç, sevdim seni...
Ekimdi... Doğduğum ay. 34 yıl mıydı geride bıraktığım ve beni senin gözünde çocuklaştıran, acısızlaştıran. Sayabilseydim eğer hiç yaşanmamış senin olmadığın zamanları, bil ki doğum günüm olurdu sonbaharın baharlaşan ayları. Ekimdi... İmkansız bir mucizenin tanıklığındaydı kent. Biz bile şaşırmışken kendimize, aşıktık. Ve aşk bu kadar beklenmedikti bizde. Öyle ki, bir şeyler vardı tanımlayamadığımız. Bende sana ait, sen de bana. Ne tuhaf, hiç yabancılık çekmedim ben sende, hiç utanmadım. Bir bize yakışmadı ekimde pişmanlık, bir de ayrılık...
Kasım şimdi... Yağmurlar geldi sen gittin. Ayazlara bıraktın yarini. Yıkıldı bu kent üstüme. Ben üşüdüm. Kuşlar zaten öldü. Oysa cama vuran her yağmur damlası gülüşünü getirmeliydi. Ekmek attığım serçelerin kanadında gelmeliydi umudun. En deli yağmurlardan sonra bile sen gelmeliydin, yokluğunda çölleşen ruhuma. Şimdi ise yağmurlar döverken camlarımı, ben gözyaşlarımı ekliyorum sana. Caddeleri boğarken sular, ben yine kuraklaşıyorum yaşama. Kuşlar... Kuşlar çoktan öldü ufalanan umudunda. Bir bende kırıntıları kaldı da, gülemedim bir daha. Yağmurlar dinmedi hala. Soğuk. Üşüyorum. Kent yıkıldı, kuşlar öldü. Ne duraklar kaldı ne de biz. Oysa biz hiç üşümemiştik seninle. Şimdi ise yangınlar var yüreğimde. Buz yangınları. Yaksalar bile artık tüm kenti, ısınmaz içim. Gittin ya, bil ki ben artık buz yangınlarında üşüyeceğim.
Bir aynada seyrediyorum şimdi kendimi ve bir şiirin mısraları çınlatıyor yüreğimi. "Bir insan bu kadar eksilebilir mi?"
Gittin. Şiir de yarım kaldı şairliğin de. Ben zaten hiç şair olmadım sende. Hani derdin ya "sen bir şiirin şairi değil, bir şairin şiirisin bende..." Keşkelerinin hiç yazılamayan şiiri. Bak işte yarım kaldım bende.
Aşka, rüzgara, ayrılığa, zamana eyvallah..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 26 Ağustos 2008, 06:12:09 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 26 Ağustos 2008, 06:12:09 » |
|
Duymuyorum sesini ama beni dinlediğini biliyorum...
Ruhumun kanadığını hissedebiliyorum şimdi.. Daha net,daha acı Ve sahici... Hiçbir yere ait olmamak gibi, Boşluk gibi İşe yarayan bir şeylerin kalmaması gibi..
... Hem seni tırmanıp aşmak değil asıl gayem.. Dibine çöküp kalmak da değildi çaresizlikten... Kolay sandığım kolay değilmiş duvar.. Biliyorum artık öğrettiler, Güçlü olmak,sürükleyebileceğin en büyük ağırlık değil... Onu ne kadar uzağa taşıyabildiğinmiş...
Kendi sandalyesi elektrikli bir çocuk iken, Kör ebemin gözlerini bir operasyonla görür hale getirdiler.. Hayallerimi de saklanbaçtan sonra gören olmadı zaten... Bak,insan her geçen gün eksiliyor takviminden...
Ya,duvar anlamıyorum İnsanlar mı çok kayıtsız, Yoksa ben mi fazla umursuyorum?... Sevgilerimizi.. Geçmişimizi... Bilmediklerimizi.. Çok mu, Çok mu soruyorum kendime?... Gün gün azalıyorken ömrüm, Sen de aşınıyorsun artık duvar.. Sen bile eksiliyorsun...
Biliyor musun, Şarkılarımda hiç gitar olmadı benim.. Hep bildim bileli kan ağlayan bir kemaneydim... Gün geçtikçe, Daha net oldu.. Daha acı... Dokunabilecek kadar sahici...
... Boş bir sokağı bekliyorsun bu gece de. Biliyorum... Yalnızsın sen de... Her insan gibi... Her insan yalnızdır, Kimse tercih etmez yalnızlığı da, O bizde doğuştan var olanlardandır...
Keşke... Keşke senin gibi sert olabilseydim.. Ruhsuzca...
Ağlıyorum... Değişken mevsimlerim daima yağmur getiriyor.. Yağmurla ağlıyorum.. Yağmura ağlıyorum... Karanlığımda soluyorum tuzlu su tadını Genzim yanıyor Bana mısın demiyorum bak...
Beynimin su sızmaz odası bile yosun tutmuş bak! İyi bak!! Mantığımı çürütüyor aşk...
Çıkmazdayım duvar... Kolay sandığım kolay değilmiş.. Seni tırmanıp aşmak değil asıl gayem Yorgunum da diyemem... Biraz yaslansam geçer... Dinlediğin için teşekkürler...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 26 Ağustos 2008, 06:12:38 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 26 Ağustos 2008, 06:12:38 » |
|
Varsın vefasız desinler. Sev dedi gönlüm sevdim, olmaz dedi gittim. Varsın yollarıma set çeksinler. Vazgeçtiğim sen değildin. Ne hatırlamak ne de pişman olmak değil derdim. Unutmak, boşlukta olmak, hiç yaşanmamış saymak istediğim. Varsın bir daha sevmesin yüreğim.
Sanma keşkelerim var! Hiç mi hiç pişman değilim...
Varsın benden nefret etsinler. Gittiğime gideceğime lanet ettirsinler. Yeni bir yaşam kurmak bir yana, eskisini derlemek, toplamak, katlayıp bir daha açılmayacak çekmecelere sıkıştırmak zaten zor. İnsan yeni bir yola adımını atarken eskisine her an dönmeye hazır oluyor. Varsın geri dönüşe giden bir kestirme yol olmasın. Varsın otostop çektiğim kamyoncu abim durmasın. Tozlu yollarda nereye gideceğini bilmeden yürümek, bile bile cehenneme yol almaktan çok daha kolay. Acı veriyor, zor geliyor, insan her an vazgeçmek istiyor ama varsın hiç tükenmesin o yollar. Sonunda senden tümüyle kurtulmak var. Varsın kana bulansın her yerim.
Sanma keşkelerim var! Hiç mi hiç pişman değilim...
Varsın bir damla umudum kalmasın. Elimden tutacak bir tek dostum olmasın. Senden vazgeçebildiysem eğer ötesi yok benim için. Herkes unutulur. Gönüllü seçtim ben bu yolu, bilerek. Güçlüydüm bu kararı aldığımda. Yeni bir hayatın bana vereceklerinden emindim. En büyük aşk sensen eğer en büyük ızdırap da sendin. Senden kaçabilirsem eğer mutlu olabilirdim. Varsın param olmasındı. Varsın kimseler yaramı sarmasındı. Terk ettiğim sen değildin. Ben seninle gelecek olan hayatımdan vazgeçtim. Varsın serilsin önüme hanlar hamamlar?
Sanma keşkelerim var! Hiç mi hiç pişman değilim...
Varsın üç günlük ömrüm kalsın. Vücudumun her zerresi ?sen? diye yansın. Asla yok geriye dönüşüm. Ben seni unutmak için bu yollara düşmüşüm. Varsın Azrail gelsin alsın canımı. Varsın koparsın benden çürüyen sol yanımı. Adını son kez de olsa söylemeyeceğim. Atıp her bir parçamı kilometrelerce uzağa, ruhumu gökyüzüne savursunlar. Kimseler ardımdan tek bir dua etmesin. Ben seçtim bu yolu gönüllü seçtim. Vazgeçtiğim terk ettiğim sen değildin.
Zerre kadar korkuyorsam adam değilim..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 29 Kasım 2008, 22:03:07 |
Vip Üye
Nerden :
Mesajlar : 1672
Konular : 1091
Üye İd : 23
Rep Gücü : +2372/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #5 : 29 Kasım 2008, 22:03:07 » |
|
Eline sağlık.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyorLinkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş YapınLinklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyorLinkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
|
|
|
|