Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« : 22 Temmuz 2008, 15:02:34 » |
|
Evlilik üzerine düşünüyordum. Bir yandan etraftan "artık zamanı geldi" baskıları bir taraftan kafamın içinde "dur daha var" yankısı...
İnsan neden evlenir? Evlenmesi şart mıdır? Evlilik nedir?
Karman çormandı kafamın içi. Tamamen sanki ihtiyaca binaen bir yazı çıktı karşıma. Yazar şöyle diyordu :
" İnsan ilişkiler içinde yaşar."
Bir sese ihtiyaç duyar. Yaşadıklarının yankı bulacağı bir varlığı arar. Hayat ne kadar güzel diye içinden geçen bir cümlenin dahi başka bir varlıkta yankılanmasını arzu eder. Bu düşünce karşısındaki insana gitmeli, onun tarafından yaşanmalı ve sonra tekrar ona geri dönmelidir.
İnsan "sanki bir duvara konuşuyorum" hissini sevmez. "Söylediklerimi anladı, önemsedi ve bana geri döndü"ye ihtiyacı vardır.
Sevginin, şevkin, umudun, heyecanın paylaşılması ve yankı bulması kadar, gam ve kederin de karşılıklı önemsendiği, " derdin derdimdir" anlayışı ile şekillenmiş bir ilişki insana bu dünyada güven verir ve bu güvene kimin ihtiyacı yok ki ?
Sanırım bu yüzden insan evlenir ya da evlenebilmelidir.
O halde evlenebilmek iki insanın birlikte yaşaması ya da bir arada bulunması demek değildir. Evlenebilmek bir ilişki biçimi inşa etmektir. İlişki kurabilmek bir sanattır. Her iki insanın da evlilik öncesi yıllar boyu şekillendirdiği belli ilişki biçimleri vardır. Her ikisinin de belleğine kendine özgü davranış kalıpları yerleşmiştir. Sorun her iki tarafında artık emek sarfederek yeni bir ilişki inşa etme çabasına girip girmemesindedir.
Evliliklerde unutulan nokta budur. Nikahtan sonra birlikte yaşamaya başlamak aslında yeniden başlamaktır bir bakıma. Evliliğin hem en zor hem en tatlı tarafı da budur herhalde.
|