| 10 Haziran 2008, 23:34:03 |
|
|
|
|
Reklamcı
|
Bu Sıfırlarda nerden geldi google.com
Konu: Ölemiyorum Bile... (Okunma Sayısı 661 defa)
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00 -
00
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Ölemiyorum Bile... oyunları, Ölemiyorum Bile... programı, Ölemiyorum Bile... oyunu indir, Ölemiyorum Bile... program yükle, Ölemiyorum Bile... download, Ölemiyorum Bile... hikayeleri, Ölemiyorum Bile... resimleri, Ölemiyorum Bile... haber, Ölemiyorum Bile... yükle,
Ölemiyorum Bile... videosu, Ölemiyorum Bile... msn eklentisi, şarkı sözleri
|
|
|
Logged
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:34:34 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #11 : 10 Haziran 2008, 23:34:34 » |
|
Kocaman bir sessizlikti yaşamlarımız, çoğu zaman kimse birbirinin sesini duymadı, aslında duyuyor dediklerimiz bile çok uzaktaydı...
Ben, bir tek sana sesleniyorum tüm gücümle ve şimdi duymanı istiyorum ne olur dur dinle...
Kaç mevsim sığar bir ömre yada bir ömür kaç mevsimliktir? Sen, yaşadığım en güzel dört mevsim, yüreğime ekip, göz yaşlarımla beslediğim en büyük sevdasın.
Bazen kilometrelerce uzak, bazen aldığım nefes kadar yakınsın...
Uzak diyarlardan gelen sesinin merhabasıyla gelir konar yüreğime yaz mevsimi...
Engin denizlerin ortasında, yunuslarla yarışır, deniz kızlarıyla dertleşir bulurum kendimi. Korkutmaz suların rengi ve derinliği, tıpkı sana duyduğum sevgi gibi.. Nice bir zaman sonra, dans ettiğim beyaz köpüklü dalgalar, bilmediğim bir çölün kızgın kumlarına bırakır beni.. Kervanlarla yolculuk ederken bulurum kendimi.. Sen uçsuz bucaksız çöllerin ateş’ den prensi ben gölgene ve sana muhtaç bir kum tanesi.... Bir an, bir Dua sesi getirir kendime beni... Kurduğum hayal sona erer, gerçeğe dönüşür duygular, sen yoksun , yaşadığım hayal kırıklığıyla, hüzün yine kapımı çalar... Gözlerimde dolu misali birikir yaşlar ve sen bilmezsin, Yüreğime yağmurlar yağar...
Yağan yağmurlarla gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, Alnima kondurduğun buseler, heyecanla elime tutuşturduğun gül goncaları gelir aklıma... Düşen bir dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar...
Eteklerine kardelenler serpilmiş beyaz gelinliğiyle, dört başı mağrur gelinlere benzeyen bir dağın zirvesindeyim şimdi.. Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyor yüreğim... Dağ başı yalnızlığı ölümden beter…Yumruklarımı sıkıyor, avazım çıktığı kadar bağırıyorum.. “SENİ ÇOK SEVİYORUM” Sesimin yankısıyla çığlar düşüyor eteklerime… Yollarımda karlar, yollarımda kara yazım var. Gel desem, gelemezsin…. Gel desen ayaklarımda buzdan prangalar…. Gözlerime hapsettiğim yaşlar, Ve yüreğime yeniden yağmurlar yağar...
Tüm cömertliğiyle gelen bahar.. çağıldayan dereler, el ele dolaşan sevgililer, bir yanda uçurtma kuyruğuna asılı kalmış çocuk sesleri, taze bahar çiçekleri, çiğ taneleri, başımda eser kavak yelleri ve dilimde uzak diyarların sevda türküleri…
Mevsimler geliyor ve geçiyor hayatımdan… Bir yarım hep eksik..Bir yanım hep sensiz kalıyor… Görmüyorsun..! Duymuyorsun..! Yüreğime yağmurlar yağıyor… Yağmurlar yüreğime ağlıyor,
SEN, BİLMİYORSUN……
|
|
|
|
|
Logged
|
  Gözleriyle gözlerine göz koyanın, gözlerimle gözlerini oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.  
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:34:51 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #12 : 10 Haziran 2008, 23:34:51 » |
|
Hep düşünmüşümdür... Her sevmek istediğimde sevebilseydim hayatım ne kadar başka olurdu diye... Şunu sevmek istiyorum, sevdim... Buna aşık olmak istiyorum, oldum... Kolay söylenmiyor üstad " SENİ SEVİYORUM ", olmuyor denmiyor yürekten bir çığlık gibi yükselmedikçe.
Sevgi kolay değil usta... Sabahları onu özleyerek uyanmak, yanındayken bile özlemek, o güldüğünde senin içinin gülmesi, o üzüldüğünde senin için parçalanması, o ağladığında senin kahrolman kolay değil... Kontrol edilememezliktir sevgi...
Sevgi kolay değil usta... Yemek yemesine sevinmek, sigara içmesine üzülmek, üşümesine dayanamamak, terlemesinden korkmak, hem bir seven yürek gibi, hem bir aile şevkati ile sarıp sarmalamak istemek kolay değil...
O' nu içten düşünmek, sen O olmaktır sevgi... Sevgi kolay değil usta... Göz göze geldiğinde, yüreğine bir kor düşmesine engel olamamak, dans ederken o dakikaların hiç bitmemesi için dua etmek,
O' nun tenine her sıradan temasında bile, O' nu ne kadar çok sevdiğini düşünmek ve hissetmek, avuç içlerinin ter kokusunu bile özlemek yokluğunda kolay değil... Sımsıcaklıktır sevgi... Sevgi kolay değil usta...
Gece yatağına girdiğinde O' nu düşünmek, dualarına O' nu da dahil etmek, kendinden çok, O' nun için yalvarmak, dua etmek kolay değil... Dualarında O' na da yer vermektir sevgi... Sevgi kolay değil usta...
Onunla sadece bakışmayı, dans etmeyi, gezmeyi, elini tutmayı, kokusunu hissetmeyi özlemek değil, yıllar sonrasınıda düşünerek, onla geçecek olan yıllara tatlı bir tebessümle bakmak, onunla beraber yaşlanmayı istemek kolay değil... Hayatını ona verebilmeyi istemektir sevgi...
Bütün bunlar, kolay değil. Bir anda düşünemez, isteyemez insan.
Ben bunları düşünüyor, hissediyor ve istiyorsam ve ben BUYSAM. Bu kadar kolay değil diyerek, sevgime küfür etme arkadaş... Tabii ki kolay değil. Kolay şeyler yakışmaz sevebilen insanlara zaten.
Geceye mahkum olan, gündüz önünü göremez misali, ben sevgime mahkum olmuşum. Sevgim benim mabedim. Dokunmayın mabedime...
|
|
|
|
|
Logged
|
  Gözleriyle gözlerine göz koyanın, gözlerimle gözlerini oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.  
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:35:08 |
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:35:26 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #14 : 10 Haziran 2008, 23:35:26 » |
|
Aşk'ın kuralsız savaşı *_^
Bazıları sevmeyi bilmez. Ne coşkuyla, hoyrat sevdalar yaratabilirler ne de bir kadifeye dokunuş yumuşaklığında dinginlik yaratabilirler ruhlarda. Karanlıkta kaybolup sürekli arayış içinde olan kayıp ruhlardır onlar. Kadın ve erkek olmanın kimlik savaşını veriyor olmaktan dolayı, unuturlar yüreklerinin derinliklerini. Hep saklanacak köşeler bulurlar. Kayıp ruhlardır aslında onlar. Kuralsız savaşıp, ihanet etmeyecekleri, hain olmayacakları tek savaş meydanında hep haini oynarlar. Oysa aşk denen sanat, ince dantellerin yüreklerde dokunup, bedenlerin ruhlara örtü olduğu iki kişilik sevdadır. Sözcüklerin anlamsız kalmasıdır aşk. Yüreklerimizde gizli kalmış, saklanmış dolu dizgin, kabına sığmayan duyguları günışığına çıkarabilmektir. Karşılık beklemeden.. . Rekabete girmeden.... Kimliksiz, mekansız, zamansız aşık olabilmektedir hüner. Kız Kulesi’nin yalnızlığında, karnaval neşeleri yaşatabilmektir. Aynasız güzelliklerin, karanlıktan aydınlığa çıkarılmasıdır. Vivaldi’nin dört mevsiminde, yedi rengi ruhunda taşıyabilmektir aşk. Sevdanın, özlemin, adanmışlığın, yarattığı titreşimleri bedeninin her hücresinde hissederek, depremlerde kaybolabilmektir aşk. Aşk yeri geldiğinde çekip gidebilmek, yeri geldiğinde yalvarabilmektir. Sevginin onurunu ayaklar altında çiğnetmemektir aşk. Sorgularla, arayışlarla kalıplara girmez aşk. Bir martının kanadında özgürdür. Zamansız ve yersizdir gelişleri. Hep hoş karşılanmak ve gözetilmek ister. Unutulmak ona göre değildir. Bir kere unuttunuz mu, hemen kaçar gider. Film gibi, masal gibi, rüya gibi yaşanmak ister. Bulutsuz bir gecede kuzey yıldızı gibi hep tek olmak ve hep parlamak ister. Yüreğini ışığına açabilenlerin yanı başına konar küçük bir serçe gibi. Sonra kartal olur, şahin olur. Tarafsız olmadan sevebilenlerin can dostu olur. Her sabahı yeniden doğmuş gibi hissettiren ve her geceyi yalnızlıkla verilen savaşta galip bitiren aşktır. Kendisine aşık olanları hep hüsran bekler. Aşka aşık olmak, onu içine sığdırabilecek beden bulamayanları n kabusu olur. Son perdede yalnızlığın, tek kişilik oyunu olur. Oysa aşk, yalnızlığı iki kişilik oynayabilenlerin galasıdır hep. Üstelik seyircisi tüm gezegen olan, kapalı gişe sürüp giden ve hep mutlu sonla biten bir oyundur.
|
|
|
|
|
Logged
|
  Gözleriyle gözlerine göz koyanın, gözlerimle gözlerini oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.  
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:35:35 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #15 : 10 Haziran 2008, 23:35:35 » |
|
Özlemin alev alev yandığı saatler bunlar. Gün çekiliyor, ay parlıyor. Haydi, geleceksen şimdi gel. Umudunla, yüreğinle, sevdanla gel, yık karanlığımı. Hayata dair kötü olan ne varsa yık onları, beni yeni umutlara sürükle. Aşkın en koyusuna, en tutkulusuna götür beni.
Bin yıldır bekliyor gibiyim seni. Bin yıldır karanlık bir odada tek başıma oturuyorum sanki. Kim girip çıkmışsa hayatıma, kim talan etmişse yüreğimi hepsini silmek için gel. Bir tek sen kal içimde. Seni bileyim bundan sonra. Sevdan yetsin bana. Senin aşkınla yaşamak istiyorum artık, öyleyse gel, bekleme gel.
Seninle olmak, seni duymak, seni görmek, seni anlamak, seni yaşamak tarifsiz sevinçler yaratacak içimde biliyorum. Bu yüzden sesleniyorum sana. Dallarımdaki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorum artık. Gelişinle yeniden yeşermek, yeni yapraklar açmak istiyorum. İster haber ver, ister verme; ama gel bekliyorum.
İstanbul'u sokak sokak geçip gel. Her sokakta kendi izini göreceksin, şaşırma. Nereye gittiysem seni de götürdüm yoktun; ama, yanımdaydın. Hep yüreğimde hep aklımdaydın. Seni İstanbulsuz, İstanbul'u sensiz düşünemedim. Gel, bu kentin tarihine en ölümsüz sevdayı yazalım. Nice aşka mezar olmuş İstanbul, bu kez kabul etsin yenilgiyi. Haydi gel, biz İstanbul olalım.
Korkma gel, başkalarında gördüğün ihanetler, ikiyüzlülükler, bitmek bilmeyen acılar yok bende. İlk kez bırak kendini kaygısızca. Yarını düşünmeden, 'ya sonra' demeden gel. Kurtul seni saran tutsaklıklardan, sana yazdığım, seni yazdığım şiirleri okumak için gel.
Bak, günler anlamsızca geçip gidiyor. Oysa ömür dediğin şey üç günlük. Birlikte ve severek tüketmek varken günleri, böyle koyu karanlıkta kalmak niye? Gel haydi, sensiz geçen günlere bir yenisini daha eklemek istemiyorum. Özlem yanıyor alev alev. Özlemin ateşini söndürüp aşkın ateşini yakmaya gel.
Bekleme artık, geleceksen şimdi gel.
GEL Kİ...ADIN EKSİLMESİN DİLİMDEN...
|
|
|
|
|
Logged
|
  Gözleriyle gözlerine göz koyanın, gözlerimle gözlerini oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.  
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:35:50 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline
|
 |
« Yanıtla #16 : 10 Haziran 2008, 23:35:50 » |
|
Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifce kıstığı, saçlarını kulağının ardına attığını görmeyeceğim.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve bir çoğunun belki bir ismi bile olmayan bir çok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İlerde bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da şu anda bana ,kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım.
Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki. Yalnızım.
Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktanda kötü. Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak senden başka kimse yok.
Ve sen de yoksun. Belkide hiç olmayacaksın.
Sözcüklerden oluşturmaya çalıştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım. Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle reddeceğim.
Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları sana yazan adam olduğuma inanmayacaksın.
Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklanacağım.Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığımda, onlar orda ormayacak.Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir 'Nasılsın' sözcüğü saklayacak o yalvarışı. Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan 'Nasılsın' sözü, bu güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.
Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim, bazen benden babandan korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi okşadığını görmek isteyeceğim.
Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yanlızlığımı gören ve kendimi yanlız hissetmemin yanlızlıklardanda kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.
O kadar sade ki duygularım. Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.
Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunamazsan, işte o zaman, korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim.
Beni tut, herşeye rağmen tut.
|
|
|
|
|
Logged
|
  Gözleriyle gözlerine göz koyanın, gözlerimle gözlerini oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.  
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:36:08 |
|
|
|
| 10 Haziran 2008, 23:36:29 |
Prenses Üye
Nerden :
Mesajlar : 1850
Konular : 1217
Üye İd : 9
Rep Gücü : +2354/-0
Offline | | |