|
|
 |
« : 18 Ekim 2008, 19:14:18 » |
|
Türk sineması hızla 'yabancı'laşıyor Geçen hafta vizyona giren Dinle Neyden filmini Fransız yönetmen Jacques Deschamps yönetiyor. Filmin oyuncu kadrosunda Fransız oyuncular Jean Benguigui ve Jean Nordmann yer alıyor. 90'lı yılların başında 'bitti' gözüyle bakılan Yeşilçam, son birkaç yıldır küllerinden doğuyor. Öyle ki sinemaseverler, bu sezon, tam 75 yeni Türk filmini seyredecek.
Bu filmlerden 50'ye yakınının gösterim tarihi belli olsa da, geriye kalanlar yoğunluk nedeniyle gün belirleyemiyor. Bu nicelik artışı, nitelik arayışlarını da beraberinde getiriyor. Türk sinemasındaki 'yabancı' artışı da bu arayışların bir sonucu.
45. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde galası yapılan 'Pazar-Bir Ticaret Masalı', bu konuda güzel bir örnek. İngiliz, Alman, Kazak ve Türk yatırımcılar tarafından ortaklaşa çekilen filmin senarist ve yönetmeni İngiliz Ben Hopkins. Oyuncu kadrosu Türklerden oluşan filmin görüntü yönetmenliği Alman Konstantin Kröning'e, kurgusu ise İngiliz Alan Levy'ye ait. Altın Portakal'da gösterime giren ve bünyesinde yabancı oyuncu ile teknik ekip bulunduran bir diğer film ise Pandora'nın Kutusu. Yeşim Ustaoğlu'nun yönettiği filmin başrolünde Fransız Tsilla Chelton bulunurken, görüntü yönetmenliğini Jacques Besse, kurgusunu Franck Nakache, müziklerini ise Jean Pierre Mas yapıyor. 'Pazar-Bir Ticaret Masalı'nın yapımcısı Ceyda Tufan, ödülleri yarın akşam açıklanacak olan festival öncesi ilklerin gerçekleşebileceğine dikkat çekiyor: "En iyi yönetmen ödülünü Ben Hopkins, en iyi kadın oyuncu ödülünü Tsilla Chelton alabilir." Geçen hafta vizyona giren Dinle Neyden filminin kadrosunda da yabancı yönetmen ve oyuncular var. Fransız Jacques Deschamps tarafından yönetilen filmin görüntü yönetmenliğini Portekizli Octavio Espirito Santo yapıyor. Oyuncu kadrosundaysa Fransız Jean Benguigui ve Jean Nordmann yer alıyor. Bu sezon vizyona girmesi beklenen Triade-Büyük Şeytan Üçgeni' isimli filmin oyuncu künyesinde ise Mark Dacascos, Don The Dragon Wilson, Eric Roberts, Bolo Yeung, Emanuel Bettencourt gibi Hollywood'un pek çok önemli ismi bulunuyor. Çekimlerine geçtiğimiz hafta başlanan Kelebek'te ise ünlü aktris Ghassan Massoud (Hasan Mesut) rol alıyor. Dünyaca ünlü yönetmenlerimiz Ferzan Özpetek ve Fatih Akın da bütün filmlerinde yabancı oyuncu ve teknik ekiple çalışıyorlar. Geçtiğimiz yıllarda gösterime giren filmlerden Kurtlar Vadisi: Irak'ta Billy Zane, Ghassan Massoud, Diego Serrano, Spencer Garrett, Gary Busey, Tito Ortiz gibi isimler; Sınav'da Jean-Claude Van Damme rol almış, Beyaz Melek filminin müziklerini ise Prag Senfoni Orkestrası ve Ermeni sanatçı Jivan Gasparyan çalmıştı.
Türk sinemasındaki yabancı artışını konuştuğumuz isimlerin her biri konuyu farklı yönleriyle ele alıyor. Durumu, Türk sinemasının evrenselleşebilme çabası olarak değerlendiren de var, '3-5 izleyici kapmaya çalışıyorlar' diyen de...
'Bu, Batı'nın Türkiye'yi daha yakından tanıma çabası'
Uğur Vardan (Radikal Gazetesi Sinema Eleştirmeni): "Kalkan sınırlar, birbirine yaklaşan kültürler bu tür işbirliklerine yol açıyor. Batı, artık algılarını 'öteki'ne de çevirmiş durumda, ayrıca kendi tükettiği konular ve meseleler, böylesi bir zorunluluğa yol açıyor. Bir başka neden de, futbol (Euro 2008 başarısı) ve sinema (Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes başarıları) yoluyla tanıdığı Türkiye'nin var olan cevherine daha yakından bakış atma ve insanını daha yakından tanıma çabası olabilir. Sonuç itibarıyla böylesi bir çabanın her şeyiyle olumlu olduğu kanısındayım."
'Bu toprakların filmi olursa bir mahsuru yok'
Nedim Hazar (Zaman Gazetesi Sinema Eleştirmeni): "Bu açılımı, sinemamızın evrensel norma gelmesi açısından önemli buluyorum. Yabancı yönetmen, oyuncu, senarist derken Türk sineması kendi kimliğinden bir şeyler veriyorsa o sakıncalı tabii. Mevlânâ'nın meşhur pergel metaforu vardır, der ki, bir ayağınızı kendi değerlerinize bastıktan sonra diğer ayağınızı istediğiniz kadar açın. Bunda hiçbir sakınca yok. Problem, iki ayağı birden kaldırmakta... En azından filmin ana unsurlarından birinin kendi topraklarına basması lazım. Senaryo ve yönetmenlik benim için bir filmin temel unsurlarıdır. Bunlardan en az biri kendi kültürüne ayak basmalıdır. Yoksa o filme Türk sineması demek mümkün değil."
"Türk filmi olmayan Türk filmi!"
Ceyda Tufan (Pazar-Bir Ticaret Masalı filminin ortak yapımcısı): "Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne göre bir filmin Türk filmi olabilmesi için 21 puanlık kriterden 15 puan alması gerekiyor. Biz 13 puanda kalıyoruz. Aslında Avrupa Ortak Yapım Anlaşması'na göre bu film Almanya'da Alman, İngiltere'de İngiliz, Türkiye'de de Türk filmi olarak kabul edilmek zorunda. Ama biz müdürlüğün mevzuatına göre Türk filmi olarak kabul edilmiyoruz. Uluslararası yapım Türkiye'de daha çok yeni bir şey... Türk sineması Avrupa'ya yeni yeni açılıyor. Eski mevzuatlar değişmedikçe bu tür sorunlar karşımıza hep çıkacak, böylece Türk sinemasının ilerleyişi duracaktır. Kültür Bakanlığı'mızın her aşamadaki destekleri çok iyi; ama eski mevzuatlar ellerini kollarını bağlıyor, bu da zaman içinde düzeltilecektir inşallah. Biz sürekli kafa patlatıyoruz, nasıl olur da çıkarız bu ilkel durumdan diye. Tüm dünyanın merak ettiği, ilgi gösterdiği bir toplumuz. Avrupalılar bizden hem biraz çekiniyor hem de bizi öğrenmek istiyor, sinemamızla kendimizi anlatıyoruz. Bu konuyla ilgilenmeniz çok güzel. Bunun gündeme geliyor ve tartışılıyor olması gerekiyor ki ilerleyen dönemlerde buna benzer şeyler yaşamayalım."
'Sinemacılar '3 kişi daha gelir mi'nin derdinde'
Ömer Faruk Sorak (Yönetmen): "Bu tıpkı futbol gibi... Fenerbahçe'nin ilk 11'inde neden altı yabancı futbolcu varsa, teknik direktörü yabancıysa, sinemada da öyle. Şimdi 34 yaşında, futbol hayatının sonuna gelmiş bir Roberto Carlos'tan daha enerjik, daha hırslı futbolcu bulmak mümkün değil mi? Ama Roberto Carlos'u getirdiğinizde sadece forma satışından ona ödediğiniz paranın 8 katını kazanıyorsunuz. O bir yıldız çünkü, star sineması gibi... İnsanlar stada onu ve diğer yıldızları görmek için gidiyor. Ahmet'in değil de, Carlos'un formasını satın alıyor. Futbol bunu keşfettiği için; işte bilmem nereden antrenör getirdim, bilmem nereden oyuncu getirdim dediğinde stadını dolduruyor, formasını satıyor ve futbolun başka mecralarından para kazanıyor; sinemada da aynısı... Sinemacılar; yabancı oyuncu, yönetmen, müzisyen vs. kullanmakla insanlara, 'aaa o da mı oynuyor, aaa o mu yönetmiş' dedirterek 'acaba 3 kişi daha gelir mi'nin derdinde..."
|