|
|
 |
« : 23 Ağustos 2008, 16:12:18 » |
|
Afrika tarihinde Türkler Reşat Nuri Erol
Yaşayan nesiller İstanbul’un Asya ve Avrupa kıtalarını birleştirdiğini bilirler de, her nedense Osmanlı ecdadımızın üç kıtayı yani Asya, Avrupa ve Afrika’yı birleştirdiğini çoğu bilmez, bilenler de hatırlamaz; ayrıca ‘hatırlamamamız’ için bilinen malum özel çalışmalar yapılır. Bundan önceki yazıma “Afrika’yı ‘yeniden’ hatırlamak…” başlığını koyarken, aslında biraz da bunu kastetmiştim. Tarihe baktığımızda ise çok daha ilginç bilgilerle karşılaşırız. Bu vesileyle hatırlamış olalım: Türklerin Afrika çalışmaları bundan 1140 yıl önce başlamış. Tolunoğlu Ahmet Bey, Kuzey Afrika’da Tolunoğlu Türk Devleti’ni kurduğunda, tarih M.S. 15 Eylül 868’i gösteriyor, yani tam 11,5 yüzyıl öncesi. Ne kadar da eski, insana Milattan Önce gibi geliyor. Tolunoğulları’ndan sonra sırasıyla İhşîdîler, Eyyûbîler, Memlükler ve en sonunda Osmanlılar geliyor...
Osmanlıların Afrika çalışmaları sadece Mısır ve Kuzey Afrika ile sınırlı değil, bütün Afrika kıtasını kapsıyor. Afrika ülkeleri gezilerimde, özellikle Sudan ortalarında yüzlerce yıl önce oralara yerleşen Türkleri gördüğümde, onlarla bizzat konuştuğumda ve en yakın Afrikalı arkadaşım Fatih Hasaneyn’in dört ceddinden birinin Türk olduğunu öğrendiğimde, Osmanlıların Afrika çalışmalarının derinliğini yavaş yavaş kavramaya başlamıştım. [Aynen Fatih Hasaneyn gibi, onun 17 yaşından itibaren birlikte çalıştığı Aliya İzzetbegoviç’in dört ceddinden biri de Üsküdarlı yani İstanbullu’dur. Bilge Başkan Aliya, özel bir görüşmemizde bunu bana bizzat kendisi söylemiştir.] Afrika tarihini incelediğimde gördüm ki, meğer Yemen Beylerbeyi Özdemir Paşa’nın 1555’te kurduğu Habeş Eyâleti, 1916 yılına kadar dört asra yakın mevcudiyetini sürdürmüş. Osmanlıların hükümran olduğu o zamanki Habeş Eyaleti’ne bugünkü Etyopya, Somali, Eritre ve Cibuti dahil bulunuyordu. Bu da gösteriyor ki, Osmanlı Devleti sadece Mısır, Libya, Tunus ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkeleriyle değil, bütün Doğu, Batı, Orta ve Güney Afrika ile de ilgilendi. Mesela, Orta Afrika’daki Kanum Bornu Sultanlığı’nı hakimiyeti altına aldı ve Sudan Eyâleti’ne bağlı olarak Hatt-ı Üstüva (Ekvator) Vilâyeti’ni kurdu. Osmanlı dönemi Afrika’sının bazı ilçeleri sonradan bağımsız devletler olmuştur: Reşade İlçesi Çad Devleti, Kavar İlçesi de Nijer Devleti hâline gelmiştir. Osmanlının bu ilgisi Güney Afrika’ya kadar uzanmıştır. Son Osmanlı halifeleri buralara İslâm tebliğcileri göndermişlerdir. Güney Afrika’da Osmanlı Türk sevgisi o derece yaygınlaşmıştır ki, 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’ı işgali sırasında, Johannesburg’daki Müslümanlar gönüllü olarak savaşmak istediklerini Osmanlı Harbiye Nezareti’ne bildirmişler, ayrıca Millî Mücadele sırasında Güney Afrika’dan da para yardımı yapılmıştır. [Daha geniş bilgi için: Prof. Dr. Ahmet Kavas, Osmanlı Devleti’nin Afrika Kıtasında Hâkimiyeti ve Nüfuzu, Osmanlı Yayınevi, 1999; Numan Hazar, Küreselleşme Sürecinde Afrika ve Türkiye-Afrika İlişkileri, Yeni Türkiye Yayınları, 2003.]
Afrika denince hep ‘sömürü’ akla geliyor. Arabistan’da üniversitede okuduğum yıllarda, özellikle bazı zenci öğrencilerin bu ‘sömürü’ sebebiyle bütün beyaz tenli insanlardan ‘nefret’ ettiklerini görmüştüm. Ayrıca Mısırlı bir hocam Osmanlı Devleti’nin sömürgeci bir devlet olduğunu söylediğinde hayret etmiş ve bunun böyle olmadığını anlatmak için aylarca tartışmış, diğer Mısırlı, Iraklı, Suriyeli ve Sudanlı hocalarımın yardımıyla, o hocamı sonunda Osmanlıların sömürgeci olmadığına ikna edebilmiştim. Gerçekten de Türkler bugünkü Batılıların yaptığı gibi Afrika’da aslâ Firavunvari sömürgecilik yapmamışlar, aksine Osmanlı Devleti en zayıf döneminde bile Batı emperyalizminin sömürgecileriyle mücadele etmişlerdir. Nitekim Osmanlı Devleti’nin 18. asrın sonundan itibaren zayıflaması üzerine, Batılı sömürgeci güçler karşısında Afrika’yı koruması zorlaşmıştır. Bunu fırsat bilen Batılı sömürgeciler 19. ve 20. asır boyunca Afrika’yı insafsızca sömürmüşlerdir. Bu sömürü maalesef hâlen acımasızca devam etmektedir…
“Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi” tarihi de hatırlamamıza vesile oldu.
|