Üye Grubu : Moderatör adayı
Nerden :
Mesajlar : 738
Konular : 508
Üye İd : 10
Rep Gücü : +943/-0
Offline
|
 |
« : 18 Haziran 2008, 21:35:27 » |
|
ORTAÇAĞ'DA AVRUPA
Ortaçağın Genel Özellikleri
1 ) Kavimler Göçü sonucundan İstanbul’un Türklerce fethedilmesine kadar sürer. 2) Merkezi otoritenin güçlü olmadığı, devletlerin birliğinin olmadığı bir süreci ifade eder. 3) Feodalizmin siyasal, sosyal, ekonomik düzen olduğu bir çağdır. 4) Kralların yetkilerinin Papalara oranla daha az ve sınırlı olduğu bir dönemdir. (Papalar kralları görevden alabildiği gibi, atayabilirdi) 5) En güçlü kurumun kilise (veya onun simgesel gücü Papalık) olduğu bir çağdır. (Kilise en büyük ekonomik, siyasi ve dinsel güçtür.) 6) Bilimsel düşüncenin baskı altına alındığı ve bu yüzden bilim hayatının sönük geçtiği bir dönemdir. 7) Çağın en önemli ekonomik, siyasi ve askeri olayı Haçlı Seferleri olmuştur. 8) Bilimsel, teknik alandaki gelişmelerin yaygınlaşması ve hızlanması ile sona ermiştir. KAVİMLER GÖÇÜ (375) Çin baskısı altında yaşamak istemeyen Kuzey Hunları'nın yol açtığı bir göçtür. Kavimlerin yerlerini değiştirmesi sonucu Avrupa büyük bir karmaşa içine sürüklenmiş, süreç içinde Avrupa'nın her tarafı işgale uğramıştır. Sonuçları: 1 ) İlkçağın en büyük köleci devleti olan Merkezi Roma imparatorluğu ikiye ayrıldı. (395)
UYARI: Batı Roma imparatorluğu 476'da Germenler tarafından, Doğu Roma (Bizans)'nın ise 1453'de Osmanlılar tarafından varlığına son verildi. İki gelişmenin ortak özelliği yeni bir çağı başlatmasıdır. 2) Yeni soy ve uluslar oluştu. Germen kavimleriyle yerli halklar karışarak yeni topluluklar meydana geldi. 3) Günümüz Avrupa uluslarının (bir anlamda Avrupa devletlerinin) temelleri atıldı. 4) Avrupa'nın siyasi, sosyal yapısı değişti; feodalite düzenine geçiş oldu. 5) Ticaretin gerilemesine paralel olarak tarım ekonomisi gelişti. (Bunun temel nedeni, feodalitenin kapalı ekonomik yapıya sahip oluşudur). 6) ilkçağın sona ermesi, ortaçağın başlamasına yol açtı. UYARI: çağ değiştiren bir olayın temel özelliği evrensel olmasıdır. Bu da, birden çok sayıda toplumun siyasal, sosyal, ekonomik düzeninin değişmesi ile yakından ilgilidir. O halde köleci toplum yapısının değişmesi, yerine feodal toplum yapısının yerleşmesi çağın kapanmasına veya açılmasına yol açar.
FEODALİTE (DEREBEYLİK) Feodalizm, sözcük anlamıyla toprağa dayalı düzen anlamına gelir. Tarihsel anlamıyla feodalizm; Ortaçağ Avrupası'na karşılık gelen siyasal, ekonomik ve sosyal düzenin adıdır. En geniş tanımıyla Feodalite toprağın ve toprak üzerindeki egemenliğin parçalandığı üretim ve yönetim sistemidir. Feodalizmin siyasal yönü derebeylik rejimidir. Bu rejimde güçlü merkezi devletler görülmez. Devletlerin birliği yoktur. Çünkü ülke değişik siyasal birimlere (bölgelere) ayrılmıştır. Böylesi bir rejimde siyasal birimler arasında birliğin sağlanması oldukça zordur Dolayısıyla merkezi otorite zayıftır. Feodalizmin ekonomik yönü tarım etkinliğine ve en önemli mülkiyet olan toprağa dayanır. Tarım en önemli faaliyettir. Toprak en önemli mülkiyettir. Ekonomik yapı Otarşiktir (kapalı ekonomik yapıda üretim doğrudan pazara yönelik değil, ihtiyacın karşılanmasına yöneliktir.) Feodalizmin sosyal yönünü, toprağı işleyen serf ile toprak sahibi senyör arasındaki ilişki tayin eder Senyör koruyandır. Serf korunandır. Toprağın işleyeni ile sahibi arasındaki bu ilişki yönetilen, yöneten ilişkisidir. Bu eşitsizlik demektir. Sınıflı bir toplum yapısında sömürülen - sömüren ilişkisinin olduğunu anlatır.
Feodal toplum yapısı ekonomik etkinlik ile bu etkinliğin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan sosyal durumla belirlenir. Değişme yavaştır. Din toplum hayatında belirleyicidir. Nitekim Ortaçağda Kilise Skolastik zihniyeti kitlelere bu düzen sayesinde aşılayabilmiştir.
Feodalizmin Doğuş, Gelişme ve Yıkılış Aşamaları: Avrupa'da Kavimler Göçü'nden sonra Roma İmparatorluğu’nun merkezi yapısı yıkılınca ekonomik bunalım başladı. Roma imparatorluğu yıkıldıktan sonra Avrupa'da büyük karışıklıklar yaşandı. Savaşlar ve yağmalar halkın güvenliğini tehlikeye soktu. Tarıma elverişli topraklar soylular, din adamları ve savaşçı şeflerin eline geçti. Kendilerini güven içinde göremeyen yoksullar , asillerin koruması altına girdiler ve onlar için çalışmaya başladılar. Asiller zamanla krallara karşı üstünlük sağladılar. Feodal düzende soylulara ve büyük toprak sahiplerine senyör , toprağa bağlı kölelere de serf denilmiştir. Feodalizmin oluşmasına yol açan olay Kavimler Göçü'dür. V. Yüzyıldan VIII. yüzyıla kadar Avrupa'da olgunlaşan Feodalizm bir sistem (düzen) olarak VIII - XIII. yüzyıl arasında tüm kıtada yerleşmiş ve en güçlü konuma yükselmiştir. Feodal sistem Haçlı Seferleri sonrasında zayıflamaya başlayacaktır,
Coğrafi Keşiflerle feodalizmin siyasal yapısı; derebeylik rejimleri zayıflamış, merkezi krallıklar kurulmaya başlamıştır. Diğer bir deyişle monarşik eğilimlerin güç kazanmasıyla feodalizmin siyasi yapısı çökmüştür. Yine Coğrafi Keşiflerle ticaretin yoğunlaşması ve yeniden önem kazanmasıyla tarımsal toplum yapısının içinde ticaret toplumu olgunlaşmaya başladığından feodalizmin ekonomik yapısındaki köklü değişmeler başlamıştır. Barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla derebeylik çökmüştür. Sanayi Devrimi ile sanayi toplumuna geçilmiştir, Böylece feodal üretim ilişkileri sona ermiş, yeni bir üretim ilişkisi başlamıştır. Fransız İhtilali ile Feodalizm tarihsel olarak sona ermiştir. UYARI: Bu gelişmeler feodalizmi ortaya çıkaran veya feodalizmin yıkılmasına yol açan olayların gerçekleştiği ülkelerde veya bölgeler için geçerlidir.
NOT: Feodalizmde halk çeşitli sosyal sınıflara ayrılmıştır. Bu yüzden eşitsizlik hakim olmuştur. Aristokrasi (soylu sınıfı) sistemde güçlüdür. Ortaçağın sonlarına doğru kentlerde ticaretle uğraşan burjuvalar (kentsoyluları) ile aristokratlar arasında çelişki vardır.
Avrupa'nın Feodal düzeninde kilise Özel bir yer tutar. Topraklarının çok büyük olması, iyi örgütlenmiş hiyerarşisi ve dinsel etkisiyle düzenin en büyük politik, ekonomik gücü oldu. Kilise feodal düzeni, Tanrının istediği bir düzenmiş gibi gösterip onu haklı çıkarmaya, korumaya çalıştı. Feodal ekonomi düzeninin temel yasası bir artık ürün elde edilmesidir. Bu fazlalıkla senyörlerin ve adamlarının gereksinmeleri karşılanmıştır. Bu üretim sürecinde para dolaşımı ve onun doğurduğu artıkdeğer yoktur. Bu yüzden köle emeği senyörü zenginleştirmiş ama hiç bir zaman bir sermayedar durumuna getirmemiştir. Feodal beylerin malikanesi kapalı bir ekonomik birim olmuştur . Derebeyler topraklarının korunmaya elverişli bir yerinde şatolar yaparak buralarda oturmuşlardı. Ortaçağın derebeylik düzeninde tam bir eşitsizlik vardı.
Başlıca toplumsal sınıflar : a) Büyük toprak sahibi asiller b) Din adamları c) Burjuvalar d) Köylüler Köylüler kendi aralarında ikiye ayrılmıştı : Serfler, serbest köylüler. Serfler toprağa bağlı kölelerdi. Hiçbir hakları yoktu toprakla birlikte alınıp satılabilirdi. Serbest köylüler ise istedikleri yerlere gidebilirler , belli bir ücret karşılığında derebeylerin topraklarında çalışabilirlerdi. Şehirlerde yaşayanlar ticaretle uğraştılar. zamanla zenginleştiler. bağlı oldukları senyörden özgürlüklerini satın aldılar. Bu kesime de Burjuvalar denilmiştir.
Türk ve Avrupa Feodaliteleri Arasındaki Farklar: 1 ) Türklerde merkezi otorite güçlü iken, Avrupa'da zayıftır. 2) Türklerde toprağın sahibi devlet iken, Avrupa'da toprak senyöründür. (Yani Türklerde miri bir toprak anlayışı egemen iken Avrupa'da özel mülkiyet anlayışı egemendir. Bu yüzden Türklerde geniş topraklara sahip aristokrasi gelişmez) 3) Avrupa'da köylü (serf) köle konumuna yakınken, Türklerde köylü (reaya) daha özgür konumdadır. 4) Avrupa'da senyörler insanlar üzerinde geniş yetkilere ve tasarruflara sahipken, Türklerde görülen tımar beylerinin yetkileri kanunla sınırlandırılıyordu. UYARI: Avrupa ile Türk feodaliteleri arasındaki temel benzerlik ekonominin toprağa dayalı olmasıdır. NOT: Ortaçağın güçlü devletlerinden Karolenj İmparatorluğu, varisleri arasında, Verdün Antlaşmasına göre üçe ayrılmıştır (843). Bunun sonucunda Almanya İtalya ve Fransa devletleri ortaya çıkmıştır
HAÇLI SEFERLERİ (1096 -1272) XI. yüzyılın sonlarında başlayan XIII. yüzyılın son çeyreğine kadar devam eden, kutsal Kudüs'ü kurtarma görünümü adı altında yapılan, Müslüman doğu ülkelerine yönelen büyük askeri seferlere Haçlı Seferleri denir.
Nedenleri 1 ) Doğu ve İslam ülkelerinin zenginliğinden yararlanmak Yorum: Avrupa'nın yoksulluk içinde olması, Avrupalıları yeni bir arayışa itmiştir. Bu ekonomik neden Coğrafi Keşiflerin de nedeni olacaktır. 2) Bizans'ın Türklere karşı Avrupa'dan yardım istemesi Yorum: Malazgirt Savaşının sonunda ortaya çıkan bu durum seferlerin ilk siyasal gerekçesini oluşturur, 3) Hıristiyanların kutsal saydıkları Kudüs'ü geri almak islemeleri Yorum: Değişik dinlerin mabetlerinin yer aldığı için kutsal olarak nitelendirilen Kudüs, Hz. Ömer zamanında Bizanslılardan alınmıştı. Kudüs'ü kurtarmak amacı seferlerin dinsel nedenidir. Bu neden aynı zamanda insanları harekete geçiren görünüşteki nedendir. 4) Derebeylerin ve papaların güçlerini arttırma düşünceleri Yorum: Katolik papalar Katolik kilisesi ile Ortodoks kiliselerini birleştirmeyi ve böylelikle güçlerini arttırmayı amaçlamışlardır. 5) Yeni ülkelerde toprak ve mevki sahibi olmak amacı Yorum: Ortaçağda toprak sahibi soyluların sadece büyük çocukları mirasçı olabiliyordu. Diğerleri için seferler bu yüzden çok cazipti. 6) Kluni Tarikatının çalışmaları 7) Avrupalıların ticaret yollarını (ipek ve Baharat Yolları) ele geçirme düşünceleri
|