Forumbeles.com | Eğitim, Eğlence, Kültür, Sanat, Aşk, Sevgi, Wallpaper, Dini Konular, Komik Videolar, Resimler, Oyun Download, Program Download, İşletim Sistemi, Güvenlik, Cep Telefonları, Videolar, Ödev, Tez, Biyografiler, Aşk & Sevgi & Dostluk > Genel Kültür > Eğitim - Öğretim - Ödev Arşivi > Türkçe, Türk Dili ve Edebiyat > Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri
Sayfa: [1]   Aşşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri  (Okunma Sayısı 17 defa)
07 Haziran 2008, 13:21:58
 
Gönül Yarası
Site Yöneticisi

 Yaş : 23
 Cinsiyet : Bay
 Nerden : Anemon Diyarından
 Mesajlar : 7447
 Konular : 4859
 Üye İd : 1
 Rep Gücü : +5076/-0
 Kişisel Mesaj : Administrator

Offline Offline

WWW
 
« : 07 Haziran 2008, 13:21:58 »




Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri, Roman Örneği.

insanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve bu türde yazılmış eserlere roman denir. türkçe’ye fransızca’dan geçmiştir.

belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. edebi türler içinde en yenisidir. çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

tanımlanması zor bir edebi türdür. gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir. bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır. romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan petronius’un satyricon (1’inci yüzyıl) ve apuleius’un metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir. roman düzyazıyla yazılır. anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir. kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir. romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir.

roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. insanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

detaya incek olursak :

roman olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. ilk örneklerini 15.y.y. da fransız yazar rabelais vermiştir. ancak asıl niteliklerini romantizm ve avrupa’nın 1790-1850 yılları arasındaki entelektüel yaşamının kimi temel yönlerini tanımlamak için kullanılan terim.

19. yüzyılın ilk yarısında, biraz da aydın­lanmaya bir tepki olarak gelişen akım ya da hareket olarak romantizm, farklı ülkelerde farklı görünümler almıştır.
…detaylı bilgi için linke tıklayınız.realizm akımları döneminde kazanmıştır. roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. çevrenin tanıtımına özen gösterilir.

temsil ettiği akıma göre realizm (gerçekçilik), bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında fransa’da ortaya çıkmıştır. nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti.
…detaylı bilgi için linke tıklayınız.romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır.

türk edebiyatında tanzimat’tan sonra görülür. ilk örneği şemseddin sami’nin taaşşuk-ı talat ve fıtnat adlı romanıdır. batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı halit ziya uşaklıgil yazmıştır. namık kemal, mehmet rauf, reşat nuri, yakup kadri karaosmanoğlu, peyami safa diğer ünlü romancılarımızdır.

roman edebiyatta yaygın bir türdür. olmuş veya olması ihtimal dahilinde bulunan olayları, yer zaman ve kişileriyle beraber ayrıntılı bir şekilde anlatmaktır. uzun tarihi seyri içinde romanın geniş bir okuyucu kitlesi vardır.

romanlar, edebiyatın en eski mahsulleri olan destan, masal, efsane gibi anlatmaya dayanan türlerin yüzyıllardan beri devam edegelen tekamülü neticesinde meydana gelmiş bir edebiyat türüdür.

bir edebi tür olarak orta çağ’ın sonlarına doğru gelişmeye başlamıştır. uzun bir geçmişe sahip bulunan romanı daha iyi kavramak bakımından tarihçesine bir göz atmakta fayda vardır:

roman, kelime olarak latince’den türemiştir. roman dili, romanca, ifadelerinden gelmektedir. bir süre roma’da konuşulan roman dili ile, nazım ya da nesir olarak gerçek veya uydurma bir olayı anlatan eserlere roman denilmiştir.

13. yüzyıldan sonra ise yalnız nesirle kaleme alınmış, insanların tutkularını, törelerini ve yaşadığı maceraları ilgi çekici bir şekilde anlatan eserlerin adı olarak kullanılmaya başlanılmıştır. fakat tarihi seyri içinde başlı başına edebi bir tür olarak ilk defa fransa’da başlayan roman sanatı, birkaç yüzyıl içinde binlerce örnek vererek, büyük bir gelişme göstermiş ve edebiyat türleri içinde en önemli yeri almıştır.

çağların değişik sosyal şartlarına göre, roman anlayışı da sürekli değişiklilere uğramıştır. bu bakımdan değişik tarifleri vardır. ancak bütün izah şekillerinde ortak olan temel noktalar vardır. bu ortak özelliklere göre roman, insanların baslarından geçen ve geçebileceği kanaatini uyandıran olayları yer ve zaman belirterek anlatan uzun yazılardır. yaşanmış veya tasarlanmış, birbirine bağlı birçok olayı bir temel düşünce çerçevesinde toplayarak anlatan bir edebi eserdir. olması mümkün olanı olmuş gösterme sanatıdır. bu bakımdan roman insanı ilgilendiren her konuyu işleyebilir, anlatabilir; sınırsız bir hürriyete sahiptir.

romana ve romancıya dışına çıkamayacağı bir takım sınırlar çizmeye kalkışmak hayatın kendisini kısıtlamaya, şartlar altında hapsetmeye kalkışmak gibi boş ve anlamsız bir davranış olur. çünkü roman tam anlamıyla hayatın ifadesi olabildiği ölçüde, mükemmelliğe sahip olacaktır.

başarılı bir romanda belli başlı dört unsur vardır:

1 — olay,
2 — kişiler,
3 — çevre,
4 — anlatım

romanlar bu olay, kişi, çevre ve anlatım unsurlarına göre çeşitli şekillerde adlandırılırlar. bu genel sınıflandırma romanları birbirinden kestirme yoldan ayırt etmeye yaramaktadır. bu tasnif çerçevesi içinde romanları şu isimler altında gruplandırmak mümkündür.

1 — aksiyon romanları: olay unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanan romanlardır. iki çeşidi vardır.

a) polis romanı
b) macera romanı

2 — psikolojik romanlar: kişi unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanır. dış dünyadan çok, kişi ve iç dünyası esas alınır. dış dünyaya kişinin iç dünyası ile ilgisi oranında yer verilir. belli başlı çeşitleri şunlardır:

a) karakter romanı
b) tutku romanı
c) şuuraltı romanı
d) biyografik roman

3 — sosyal romanlar: kişi ve çevre unsurlarını ön plana çıkaran romanlardır. bu romanlar bir çağı yansıtabilir, bir bölgeyi töreleriyle birlikte ele alabilir. belli başlı çeşitleri şunlardır:

a) töre romanı
b) tarihi roman

4 — düşünce romanları: kişi unsurunu düşünce yapısı ve dünya görüşü bakımından ön plana çıkaran romanlardır. bu romanlar daha çok bir takım görüşlerin savunulması, tartışılması, ya da çürütülmesi gayesiyle yazılmaktadır. bu tür romanlara tezli romanlar da denilmektedir.

5 — fantazi romanları: hayal gücüne dayanan romanlardır. 19. yüzyılda ilimlerin gelişmesiyle yaygınlık kazanmıştır.

6 — egzotik romanlar: uzak, yabancı ülkeleri tanıtmak gayesiyle yazılan romanlardır.

eserin özelliklerine göre yukarıdaki tasnife tabi tutulabilen roman, sanatçının duygu, düşünce, görgü ve bilgisine göre de sınıflandırılabilir. yazarın sanat felsefesine, kültür yapısına ve dünya görüşüne göre romanlar şu genel isimler altında toplanabilir:

1 — romantik roman
2 — realist roman
3 — natüralist roman

1 — romantik roman: his ve hayal unsurlarının ağırlık taşıdığı, belli bir şiirliliğin hakim olduğu romanlardır. yazar coşkun bir his ve heyecan hali içindedir. bu romanlarda yazar daha çok kendi şahsi duygularını ve maceralarını anlatır. olaylar duyguların zengin dünyasında abartılarak daha etkileyici hale sokulur.

bu romanların belirgin özelliği duygu ve hayalin bütün esere hakim olması, gözlem ve inceleme unsurlarının duygu ve hayal unsurlarının yanında silikleşmiş bulunmasıdır. bu akıma mensup sanatçılarda gerçeklerden çok, duygular ve hayaller önemlidir.

2 — realist roman: gözlem ve araştırma unsurlarının esas alındığı, his ve hayal unsurlarının ikinci plana itildiği romanlara denir. realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu neticeler önemlidir. sanatçı hiçbir surette kendi duygu, düşünce ve hayallerini eserine karıştırmaz.

realist romancılar toplumun içinde titiz birer araştırmacı gibi incelemeler yaparlar, olayları ve karakterleri objektif olarak tespit ederler ve değerlendirirler. gayeleri okuyucuya romantik romanlarda olduğu gibi kendi duygu ve hayallerini aktarmak değil, kendilerinin dışında var olan gerçekleri, canlı tablolar halinde, aslına sadık kalarak dile getirmektedir.

3 — natüralist roman: realist romanla büyük benzerlikleri vardır. ancak natüralist roman realist romana göre ilme ve araştırmaya daha çok önem verir. natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla ilmi metodlara bağlılık gösterirler. toplumu adeta bir laboratuvar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, ilmi verilere kesinlikle bağlı kalarak kaleme alırlar. insanı ele alırken, biyoloji ilminin ortaya koyduğu gerçeklerden, toplumu ele alırken de sosyolojinin kanunlarından yola çıkarlar ve bu ilimlerin vardığı sonuçlara göre neticeye ulaşmaya çalışırlar.


Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

Reklamcı
Anahtar Kelime
*****

Admin Çırağı

Mesaj Sayısı: 20381


View Profile
Re: Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri
« Oluşturulma zamanı: 03 Aralık 2008, 22:29:39 »

 
     
uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri oyunları, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri programı, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri oyunu indir, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri program yükle, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri download, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri hikayeleri, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri resimleri, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri haber, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri yükle, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri videosu, Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
07 Haziran 2008, 13:22:08
 
Gönül Yarası
Site Yöneticisi

 Yaş : 23
 Cinsiyet : Bay
 Nerden : Anemon Diyarından
 Mesajlar : 7447
 Konular : 4859
 Üye İd : 1
 Rep Gücü : +5076/-0
 Kişisel Mesaj : Administrator

Offline Offline

WWW
 
« Yanıtla #1 : 07 Haziran 2008, 13:22:08 »

roman ile aralarında büyük benzerlik bulunan bir edebiyat türü daha vardır: «hikaye.» hikaye ile roman aynı şey değildir. bu farklılığı meydana getiren özellikler şunlardır:

a) hikaye olayların sebebini araştırmaz. yalnız belirli bir intiba uyandırmaya gayret eder. roman ise ele aldığı konuyu, bir mesele haline getirir.

b) hikaye insan ve toplum hayatının en önemli ve en manalı yönlerine bakar. roman ise yoğun süreleri değerlendirirken, sadece bununla yetinmez, olayları belli bir zaman akışı içinde takip eder.

c) hikayeci etkilendiği bir olayı çarpıcı bir şekilde anlatırken sözünü sınırlandırmak, kısa anlatımın gücünden faydalanmak ister. romancı ise bu darlığı kişilere yayar ve geliştirir.

d) hikaye her zaman tek konu üzerine kurulur. roman tek bir konuyu bile bölerek, başka kişilere bulaştırarak çoklaştırır.

e) hikaye insan hayalinden seçilmiş hatıraların parça parça anlatımıdır. roman hayatların bütünlüğünü değerlendiren toplamlara erişmeyi gaye edinir. böylece hikaye tek boyutlu kalır, onun yanında roman çok boyutlu bir görünüm ortaya koyar.
edebiyatımızda romantürk edebiyatında ilk roman ve hikaye tanzimat döneminde tercüme yoluyla görülür. 1860-1880 arasında batılı klasik yazarlardan ilk çeviriler yapıldı. bunlardan birkaçı; fenelon’dan terceme-i telemek (1862), victor hugo’dan magdur’in hikayesi (1862), daniel defoe’nin robenson hikayesi (1864), atala, paul ve virginie, monte-cristo, gulliver’in seyahatnamesi’dir. bu ilk tercümeler konuları bakımından türk okuyucusuna yabancı değildir. divan edebiyatındaki mesneviler ile leyla ile mecnun, kerem ile aslı gibi halk hikayeleri, meddah hikayeleri ve dini-destani hikayeler yüzyıllardır roman ve hikaye ihtiyacını karşılayan eserlerdir.

tanzimat romanı veya tanzimat dönemi romancıları, türk toplumu meselelerini (her sahada olduğu gibi) batılı türk aydını gözüyle ve avrupa kültürü anlayışıyla gördükleri için, yerli hayatı anlatırken batılı yazarların tesirinde kaldılar. bu yüzden de işledikleri tema (düşünüş, konu)lar, batılı yazarlarda görüldüğü gibi aile hayatı, esaret, alafrangalık, gibi mevzulardır. şemseddin sami’nin taaşşuk-ı talat ve fıtnat’ı (1872), ahmed midhat’ın teehhül’ü, sami paşazade sezai’nin sergüzeşt’i bunlara örnektir.

romanda işlenen “esaret” konusuna örnek teşkil eden romanlar ise namık kemal’in intibah’ı, sami paşazade sezai’nin sergüzeşt’i, nabizade nazım’ın zehra’sıdır.

diğer bir tema da “alafrangalık” meselesidir. batı medeniyetini bir din gibi gören bazı tanzimat aydınları, romanlarında, sözde tenkit eder göründükleri alafranga tiplere yer verirler: ahmed midhat’ın felatun beyle rakım efendi’si, recaizade mahmûd ekrem’in araba sevdası gibi. bunları daha sonraki dönemlerde hüseyin rahmi gürpınar’ın şık’ı, şıpsevdi’si, yakub kadri karaosmanoğlu’nun kiralık konak’ı, sodom ve gomore’si, peyami safa’nın sözde kızlar’ı, abdülhak şinasi hisar’ın ali nizami beyin alafrangalığı ve şeyhliği romanları takip eder.

servet-i fünun (1896-1901), türk romanının teknik olgunluğa ulaştığı dönemdir. ikinci abdülhamid hanın avrupai manada okullar açtırması ve siyasi aşırılıklara fırsat vermemesi bu dönem romancılarını (sanatkarlarını) geniş imkanlara kavuşturmuş; siyasi tenkitten uzaklaştırmış, ferdi sahada (hissilik, içe kapanma, aile gibi) eserler vermeye yöneltmiştir. “sanat sanat içindir” görüşü benimsenmiş, tanzimatçıların aksine aydın ve seçkin kesime seslenilmiştir.

tanzimatçıların “batılı kültür” anlayışları servet-i fünunda “batılı sanat” anlayışına dönmüş; bunda, yetiştikleri dönemde batı anlayışına göre öğrenim görmeleri de tesirli olmuştur.

fransız edebiyatının etkisiyle realist ve naturalistler örnek alındı. halid ziya uşaklıgil’in mai ve siyah, aşk-ı memnû; mehmed rauf’un psikolojik tahlile yer veren eylül romanı realist roman örnekleridir.

aynı dönemin natüralist romancılarından hüseyin rahmi gürpınar, fert-toplum ilişkilerini (daha çok çatışmaları) işlerken “toplum için sanat” görüşünü benimser. yakub kadri karaosmanoğlu, realist ve naturalist bir romancı olarak tanzimat sonrasının siyasi ve toplum gelişmelerini kronolojik bir sırayla anlatır: hep o şarkı, kiralık konak, sodom ve gomore, yaban, ankara gibi. halide edib adıvar, ruh tahlili yaptığı romanlarında ve töre romanlarında daha ziyade batı kültürüyle yetişmiş aydınların cumhûriyet dönemine kalmış bir temsilcisidir. misal olarak; ateşten gömlek, sinekli bakkal, mektup türüne örnek handan romanları gösterilebilir.

ikinci meşrutiyet (1908) sonrasının diğer sanatçıları arasında; refik halid karay, reşad nûri güntekin, peyami safa, memduh şevket esendal, cevad şakir kabaağaçlı(halikarnas balıkçısı), abdülhak şinasi hisar vs. sayılabilir.

cumhûriyet dönemi romancılarından ahmed hamdi tanpınar, kemal tahir, tarık buğra, mustafa necati sepetçioğlu, orhan kemal, yaşar kemal tanınan isimlerdir.

romana ait unsurlar: romanlarda konu, bir temel olayın etrafında gelişen iç içe olaylar zincirinden doğar. bunların olmuş veya olabilir vasfı taşıması önemlidir. hayatın normal akışına ters düşen sivri tesadüfler, olağan dışı ender vak’alar romanda makul sayılmaz. ele alınan bir konu bir plan dahilinde işlenir. bu plan kısaca “giriş (serim)”, “gelişme (düğüm)”, “sonuç (çözüm)” şeklinde özetlenir. bazı romanlarda bu planın sırası değiştirilerek uygulandığı da görülür.

romanlar, bilinen bir tarihte ve belli bir süre içinde geçen olayları konu alır. bu bakımdan romanlarda önemli bir zaman yazarın yaşadığı çağ olabildiği gibi geçmiş veya gelecek zaman da olabilir. bazı romanlar ise yalnızca birkaç saat içinde vukûa gelen olayları konu alır.

kahramanlar, toplumda rastlanabilir, yaşayabilir veya yaşamış kişiler arasından seçilir. bunlar toplumun her tabakasından olabilir. her türlü huy ve karakterleri doğruya yakın bir şekilde ele alınır. hatta aynı kişinin zıt mizaç ve huyları, olduğu gibi işlenir.

son zamanlarda yazılan romanlarda kahramanlar ve konu kaybolmuş, roman demek roman yazarının boş zamanlarında tutulduğu illüzyon (hayali görüntüler) veya rüyamsı kişi ve olayları bölük pörçük sıralamak gibi anlaşılmaya başlanmıştır. ayrıca ideolojik fikirler ağır basmaya başlamıştır.

romanlarda çevre, okuyucuya tasvirle anlatılır. bu, bir kasaba, şehir veya köy olabilir. bunların hepsinin kullanıldığı romanlar olduğu gibi yazarın tasarladığı ideal, gerçek üstü bir çevre de olabilir. burada önemli olan çevrenin coğrafi bir mekana yerleşmesidir.

romanların hemen hepsinde bir gaye vardır. bu amaç bazılarında konu ve üslûp içine iyice gizlenmişken, bazılarında çok açıktır. böyle romanlara “tezli roman” denir. belli bir ideolojiye bağlı romanlarda bu husus daha açık olarak meydandadır. bilhassa materyalist ideolojiye bağlı olanlarda bu amaç o kadar ileri gider ki, okuyucuda bir roman değil, doktrin kitabı okunuyormuş havası uyanır.

her edebi eserde olduğu gibi romanda da üslûp son derece önemlidir. bazı romancılar eserdeki konuların, olayların, duygu ve fikirlerin eskiyip ölebileceğine, fakat mükemmel bir üslûbun onları yaşatmaya devam edeceğine içten inanmışlar ve üslûp üstünde büyük hassasiyet göstermişlerdir. kelimelerini, cümlelerini ve anlatım tarzlarını buna göre düzenlemişlerdir. ancak bazı roman yazarları ve özellikle marksist tezli roman yazıcıları bu hususta da bayağı bir yol tutmuşlar, galiz ve çirkin kelimeleri, küfürleri, iğrenç terim ve deyimleri rahatlıkla ve bol bol kullanmışlardır.roman çeşitleriromanlar edebi akımlara göre klasik, romantik, realist, sürrealist, popüler roman gibi isimlerle sınıflandırılabildiği gibi, iç yapısına göre de tarihi roman, macera romanı, sosyal roman ve tahlil romanı olarak çeşitlendirilirler.

tarihi roman: konularını tarihte yaşamış kahramanlar ve onların başlarından geçen olaylardan alır. romancı bu kahraman ve olaylar üstünde az çok değişiklik yapabilir. ancak başarılı bir tarihi roman, gerçeği buğulandırmadan zevkle okunur bir üslupla yazılmış romandır. tarihi roman yazmak için yalnız kahraman isimleri ve olayların kronolojisini bilmek ve vermek yetmez. olayın yaşandığı zamanı, coğrafi özelliklerini, sosyal, kültürel ve sanat değerlerini çok iyi tanımak ve o zamanda topluma hakim olan inanç, ideal ve anlayışları da iyice bilmek gerekir.

macera romanı: günlük hayatta her zaman rastlanmayan değişik, şaşırtıcı, beklenmez, esrarlı olayları konu edinen romandır. bu romanlarda vak’a yani olay hemen her şey demektir. bunlar yeni keşfedilmiş veya tasarlanan ülkelerde geçer. hayali olabilir. ancak olağandışı unsurlar taşımalı, korkunç ve acayip hisler uyandırmalıdır. olayların akışı ve iç içe girmesi çok süratli olmalı, okuyucuda heyecan ve merak uyandırmalıdır. kahramanları kurnazlık, maddi kuvvet ve cesaretleriyle üstün vasıflıdırlar. daha çok silahşör, şövalye, polis, ajan ve casuslardan seçilir. hep hareket halindeyken tanıtıldıklarından ruh yapıları üstünde durulmaz. bu romanlarda fikir zenginliği yoktur. maksat şaşırtıcı ve heyecanlı konularla okuyucuya hoşça vakit geçirtmektir.

sosyal roman: romancıların yaşadıkları toplumu, o toplumu ilgilendiren meseleleri yeni bir açıdan ele alarak yazdıkları romanlardır. gizli veya açık bir maksat telkinine çalışırlar. kişiler, bazı meslek ve sınıfları temsil eden birer tip olarak alınır. olaylar, sosyal sebeplerle açıklanmak istenir. ruh tahlilleri ve duygu derinlikleri arka plana atılmıştır. bütün tezli romanlar bu gruptandır.

tahlili roman: dış alemde geçen olaylardan çok, kahramanın iç dünyasını ve insan benliğinin kişi ve toplum çatışmaları içindeki belirtilerini konu edinen romanlara denir. fertçi bir görünüş hakimdir. kahramanları olan kişileri bütün derinlikleriyle ortaya koyarlar. çok defa aşırı ülküler, sert ihtiraslar, derin hisler taşıyan ve bazen sakat ruhlu dengesiz insanları ele alarak işlerler.

batı edebiyatında mühim yer tutan roman, batı toplumunun sosyal hayat, inanç, örf ve adetlerine uygun bir türdür. tanzimattan sonra gittikçe artan bir hızla benimsenmeye başlayan batılı hayat anlayışıyla birlikte türk edebiyatında da örnekleri artmıştır. batılı romanın iskeleti çok defa iki kadın bir erkek veya iki erkek bir kadın arasında geçen aşk maceraları üstüne kuruludur. buna bağlı olarak gelişen diğer hadiseler ve çeşitlenen kahramanlar roman iskeletinin diğer dereceli unsurlarını teşkil eder.

tanzimat öncesi dönemde türk cemiyetinde böylesine olaylara ender rastlandığı gibi, bunların tasviri de kötünün tekrarlanarak yaygınlaşması ve böylece gitgide normalmiş gibi görülmesine mani olunmak için dinimizce de yasak bilinmiştir. bugün modern eğitimciler; toplumun ahlaki yapısının bozulmasında kötü örneklerin başta tv, radyo ve basın olmak üzere her türlü yayın vasıtalarıyla halka çok sık ve devamlı gösterilmesinin birinci amil olduğunu belirterek eski türk toplum sağlığı anlayışının doğruluğuna işaret etmektedirler. ayrıca cemiyetin her tabakasına hakim olan sade bir hayat anlayışı, ortak iman, amel ve ahlak düsturlarına samimi bağlılık, batılı tarzda bir roman anlayışı ve buna bağlı eserlerin doğmasına fırsat vermeyecek ve lüzum göstermeyecek diğer mühim unsurlardır.


Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

27 Eylül 2008, 01:35:45
 
*


 Üye Grubu : Moderatör adayı
 Cinsiyet : Bayan
 Nerden : Çıktın Karşıma
 Mesajlar : 1021
 Konular : 713
 Üye İd : 26
 Rep Gücü : +1480/-0

Offline Offline

WWW
 
« Yanıtla #2 : 27 Eylül 2008, 01:35:45 »

Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

 

Aslında tanımlanması en zor edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir. Bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır. Romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan Petronius’un Satyricon (1’inci yüzyıl) ve Apuleius’un Metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir.
Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

 

 

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir. Romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir.

 

Roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

 


Roman türleri

 

Romanlar konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir.

Üslup bakımından “romantik roman”, “gerçekçi roman”, “doğalcı roman”, “estetik roman”, “izlenimci roman”, “dışavurumcu roman”, “yeni roman” türleri sayılabilir.

Romantik roman
Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür. Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean Jack Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Verther’in Acıları romanı gibi.


Gerçekçi roman
Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.

Doğalcı roman
Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Maupassant romanları doğalcı romanlardır.

Estetik roman
Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır.

İzlenimci roman
Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir.

Dışavurumcu roman
20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir. Dışavurumculuk, şiddetli, fırtınalı ve tanımsız duyguları vurgulamasıyla, abartma, karikatürleştirme, çarpıtma ve soyutlama tekniklerinden yararlanmasıyla bir tür “yeni romantizm” olarak da değerlendirilir. Dostoyevski, Kafka, Beckett ve Brecth’in romanları bu türün örneklerindendir.

Yeni roman
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı. Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır. Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir. Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunu denemişlerdir.

Konusu bakımından roman “tarihsel roman”, “pikaresk roman”, “duygusal roman”, “gotik roman”, “ruhbilimsel roman”, “töre romanı”, “oluşum romanı” türlerine ayrılır.

Tarihsel roman
Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastarı’nı sayabiliriz.

Pikaresk roman
İsmini, İspanyolca alt tabakadan serüvenci ya da serseri anlamına gelen sözcükten alır. Çoğunlukla ahlaksız, rezil bir kahramanın başıboş gezginlik yaşamında yaşadığı olayları gevşek ve rahat bir üslupla anlatır. Bu türün önemli örnekleri arasında Lesage’nin Gil Blas de Santilane’ın Serüvenleri, Defoe’nun Talihli Metres’i, Thomas Mann’ın Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları’nı sayabiliriz.


Duygusal roman
İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves’i bu türe örnek gösterilebilir.

Gotik roman
Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü bir türdür. 18. yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir türdür. Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır. Horace Walpole’un Otranto Şatosu, Mary Shelley’in Frankenstein adlı romanları bu türün örnekleridir. Gotik romanın günümüzdeki uzantıları bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir.

Ruhbilimsel roman
Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost’un Manon Lasko adlı eseriyla Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir.

Töre romanı
İnsanların en dolaysız biçimde toplumsal olan davranışlarını, adetlerini, geleneklerini ön plana çıkarır. Moda, yaygın konuşma ve ifade biçimleri, toplu olarak yapılan her şey bu tür romanların konusunu oluşturur. Toplumun derin yapısından çok, yüzeysel görüntüleriyle ilgilenir. En tipik temsilcileri olarak Arnold Bennet ve Evelyn Waugh’tur.

 


Türk edebiyatında roman

 

Türk edebiyatına roman Fransızca’dan yapılan çevrilerle girdi. Bu çevirilerden ilki Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan yaptığı Terceme-i Telemak’tır. Daha sonra adı bilinmeyen bir çevirici Victor Hugo’nun ünlü romanı Sefiler’i (Les Miserables) çevirdi. 1860-1880 yıları arasında başta Fransız yazarlar olmak üzere bir çok Batılı yazarın eseri Türkçe’ye çevrildi. İlk Türk romanı Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. Sami’den sonra Ahmed Mithad romanlarıyla Türk romanının gelişmesine katkıda bulundu. Türk romanı asıl Tanzimat döneminde gelişti. Recaizade Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası yeni teknikler kullanılan Batılı anlamda türüne en yakın ilk Türk romanıdır. Servet-i Fünun edebiyatı döneminde ilk usta romanlar ve usta yazarlar kendilerini gösterdi. “Sanat sanat içindir” tezini savunan bu yazarlar aşk ve acıma gibi konuları işledi. Halid Ziya Uşaklıgil bu dönemin en önemli romancısı sayılır. Aşk-ı Memnu (1925) adlı romanı günümüzde de en başarılı Türk romanlarından biridir. 1910’dan sonra milli duyguların ağır basmasıyla birlikte “Genç Kalemler” dergisi çevresinde Türkçülük akımı gelişti. Milli romanların yazılması bu dönemde başladı. Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye, Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanları bu dönemin örneklerindendir. Cumhuriyet döneminde çağdaş Türk romanı ortaya çıktı. Toplumsal ve sosyal gelişmeleri konu alan romanlar yazıldı. Köy ve kent romanları ayrımı da bu dönemle ilgilidir.

 

 

 

Wikipedia‘nın Tanımı:

 

Roman, insanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve bu türde yazılmış eserlere denir. Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir.

Roman belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir.

Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir.

Roman, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

     
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
Forumumuzun Etiketleri
Roman Nedir? Roman Anlamı, Roman Hakkında Roman Ne Demek, Roman Türleri

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Fatihin hayatını roman tadında okuyun Kitaplar - Dergiler Pepsi 0 52 Son Mesaj 20 Mayıs 2008, 17:18:11
Gönderen: Pepsi
Roman sanat mıdır saldırı mı? Edebiyat Zeybek 0 53 Son Mesaj 27 Mayıs 2008, 08:28:22
Gönderen: Zeybek
Tanpınar roman ödülleri verildi Edebiyat İştip 0 26 Son Mesaj 31 Mayıs 2008, 10:18:03
Gönderen: İştip
Türk Edebiyatında Roman Türkçe, Türk Dili ve Edebiyat Speed Erman 1 388 Son Mesaj 09 Eylül 2008, 21:47:08
Gönderen: İştip
İlle de Roman olsun Yörelerimiz Pepsi 0 105 Son Mesaj 07 Haziran 2008, 11:15:42
Gönderen: Pepsi
Blog Nedir? Blog Anlamı, Blog Tanımı, Blog hakkında, Blog Türleri Genel Ödevler Anemon 0 54 Son Mesaj 07 Haziran 2008, 13:26:13
Gönderen: Anemon
Rafet El Roman>>ßir Roman Gibi Müzik Hakkında Atom Karınca 0 3 Son Mesaj 12 Kasım 2008, 18:35:26
Gönderen: Atom Karınca
Aşkın Nur Yengi & Rafet El Roman - Peşindeyim Genel Videolar Speed Erman 0 8 Son Mesaj 15 Kasım 2008, 04:19:10
Gönderen: Speed Erman
Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Google - Sitemap|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Urllist | Google.Urllist
Youtubeye Giriş, Programsız - Dns | Ascii Resim Çizme - Resimleri Karakterleştirme | Rapidshare
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89] [90] [91] [92] [93] [94] [95] [96] [97] [98] [99] [100] [101] [102] [103] [104] [105] [106] [107] [108] [109] [110] [111] [112] [113] [114] [115] [116] [117] [118] [119] [120]